Ditto 2x
Sayfa 1 / 2 1 2 En SonEn Son
1 / 10 arası sonuçlar. Total: 14
Like Tree1Likes

Başlık: Elektrik Gitar Manyetikleri Hakkında Detaylı Bilgiler

  1. #1
    Terlikli Kasım Paşa... Dr. Barlo kişisinin Avatarı
    Üyelik Tarihi
    Sep 2007
    Konum
    GP Cemleri
    Mesajlar
    31,589
    Blog Yazıları
    19
    Cemler
    >99

    Elektrik Gitar Manyetikleri Hakkında Detaylı Bilgiler

    Arkadaşlar,

    Bu dizini referans olsun diye yapmaktayım. Gelecekte ihtiyacı olanlar bakıp buradan bildiğim kadarı ile doğrusunu öğrensinler.

    Bu bilgileri üzerinden geçerek bana yardımcı olan Cemal Öztürk'e teşekkür ederim. Aynı zamanda bana bu bilgiler için yardımcı olan sigmastern arkadaşımıza da ayrıtten teşekkürlerimi bildiririm.

    Bu dizinin bir kopyası bir süre sonra Müziktek Forumlarında da olacaktır. Bu da belirtirim.

    Bu dizin soru sual'den ziyade bilgi içeren bir referans kaynağı olacağından dolayı, bu dizini kilit altında tutacağım. Ama bu dizin hakkında katkılarınız, sorularınız ve de düşünceleriniz olduğunda, onları lütfen aşağıdaki dizinde bizimle paylaşın. Zaten göreceksiniz ki bu referans kaynağının başladığı yer orası.

    http://www.gitarpedal.net/showthread...-Bilgi-Sorular

    Sevgi saygı

    B

  2. #2
    Terlikli Kasım Paşa... Dr. Barlo kişisinin Avatarı
    Üyelik Tarihi
    Sep 2007
    Konum
    GP Cemleri
    Mesajlar
    31,589
    Blog Yazıları
    19
    Cemler
    >99
    Temel Prensipler

    Olaya bir video ile başlayalım, ve de cidden bilene çok şey anlatıyor:



    1987'de çekilmiş bir belgesel kendisi.

    Şimdi genelde yanlış bildiği üzere, manyetik ses dalgalarını anlamaz. Tersine manyetik bir mıknatıs sayesinde bir manyetik alan içinde bulunan çelik tellerin manyetik alanı bu titreşimle nasıl değiştirdiğini algılar. Kısacası siz elektro gitara naylon teller takacak olsanız, hiç bir şekilde bir ses çıkmayacaktır.

    Dolayısı ile telin metalürjik açıdan tam yapısı ciddi bir faktör sesin rengi için. Manyetikten, ve hatta gitardan bile daha önemli belki. Ama işin kolay tarafı çok fazla da gitar telleri tipinin olmaması, ve de dolayısı ile orada ki yapılacak şeylerin de çok çetrefillenmemesi.

    Ama gelgelelim bass tellerine gelince olay böyle değil. Orada nerdeyse amfi kadar önemli bir etken. Ondan dolayı bir sürü cins kalın ince farklı sarılmış vesaire bass telleri var. O konuyu cidden çok iyi bilmiyorum. Ve bu işe başka vakıf insanların etrafta olması lazım, eğer görürlerse biraz döktürürler buraya. Ama malum dizin manyetikler hakkında teller hakkında değil.

    Bu arada krom nickel alaşımı teller mi daha tiz verir yoksa çelik olanlar mı falan gibi sorular gayet doğru sorular. Ben tellerimin markasını yaklaşık 10 senedir değiştirmediğimden, açıkçası bu konuya o kadar vakıf değilim. Tamamen çelik tel kullanmıyorum, "nickel plated steel" nikel kaplamalı çelik olarak tanımlanan telleri tercih ediyorum açıkçası. Ernie Ball Slinky'ler. Tamamen çelik olduğunda ise sesin daha güçlü olacağı açık.

    Biraz bakındım da bu mevzuuya ki bu da burada yazılı olarak kalsın diye. Temelde 4 cins tel var, "pure nickel" saf nikel denenler ki aslında alaşım ve de yüzde yüz nikel değil. Bunlar "vintage" tonlar yaratırmış, öyle biliniyor. 50lerde genelde hep bunlar var piyasada. Dolayısı ile ton arayışınızda önemli bir husus olabilir bu. Daha yumuşak bir his yarattığı söyleniliyor, ve de daha yuvarlak vintage tipi ton verirlermiş. Bunun yanında öteki ekstrem nokta "stainless steel" paslanmaz çelik teller. Bunların çıkışı daha güçlü çünkü yukarda bahsettiğim gibi manyetik alanı daha fazla titretebiliyorlar. Verdikleri yüksek çıkışın yanında daha fazla tizleri ve de sustaini var. Ama hissiyat açısından daha sertler ve de fretleri daha fazla yemekteler. Dolayısı ile fretlerin ömrü daha az bu cins tellerle. "Nickel plated steel", nikel kaplamalı çelik, ise en bol kullanılan tel cinsi. Mesela ben onları kullanıyorum yıllardır. Bu ikisi arasında bir yerdeler. Stainless Steel'e göre daha yumuşaklar, daha az tizleri ve sustainleri ve de çıkışları var, kısacası daha vintagelar. Bunun yanında pure nickele göre de daha güçlüler daha fazla tizleri var, ve de sustainleri daha fazla. Ama elbette stainless steel kadar da fret yemiyorlar ki bu malum iyi bir şey. Son bir tip te "pure chrome", saf krom... Bunlarda canlılık çok daha az denmekte, harmonikleri çok daha düz deniyor. Kullanmadım bilemiyorum tam olarak ama flat wound hadiselerde kullanılan da bu cins tel tipi.

    Kaynak olarak buraya bakınız.

    Kısacası bir manyetiğin çalışması için Faraday'ın ilk olarak keşfettiği ve de teorisini geliştirdiği temel prensipleri çalışıyor hala. (1)

    Bir manyetik alan vardır, ve de bu manyetik alanın içinden çelik alaşımlı teller geçer. Bu çelik (alaşımlı ki her seferinde yazmayacağım ama krom nikel de var çelik derken) tellerin titremesinden dolayı manyetik alanda değişiklikler olur. Bu da etrafı emaye kaplı bakır telle sarılmış bir bobin sayesinde eletriğe çevrilir. Kısacası manyetik alandaki değişiklik elektrik sinyaline dönüşür, yoksa ses değil. Siz kısacası güneşte gitar çalsanız (etrafta hava yok ve de dolayısı ile ses yok) ve de bir kablo ile dünyada bir amfiye sinyal gelse, 8 dakika sonra elektrik sinyali dünyaya ulaşacak ve de kullanılan amfiden ses çıkacaktır. Ton ama nasıl olur bilemiyorum!

    Bu prensip aslında mikrofonların ve manyetik pikap kafalarının da aynen çalışma prensibidir.

    Dolayısı ile bir gitar manyetiğinin önemli 3 etkeni var.

    1. Mıknatıs ki manyetik alanı yaratacak: Bu pasif bir mıknatıs olabilir, yani kendinden manyetiktir. Veya içinden elektrik geçirilmek sureti ile yaratılan bir elektro mıknatıs da olaiblir, kısacası aktifdir. Ama yanlış anlaşılmasın, EMG ve diğer manyetik üreticilerinin ürettiği aktif manyetiklerin içindeki "aktif" bobinin aktifliği yoksa mıknatısın aktifliği değil. Bildiğim kadarı ile elektro mıknatıs kullanan bir gitar manyetiği yok.

    Mıknatıslar hakkında biraz daha detaylar verelim: (daha önce yazılmış bazı bilgileri de buraya sokmaktayım ki derli toplu olsun)

    Çeşit çeşit mıknatıs olsa da gitar manyetiklerinde kullanılanlar alnico 1-9 ve ferrum (yani diğer adıyla seramik - tabi seramik adi verilen manyetiğin bildiğiniz seramikle herhangi bir alakası yok, gerçek adı ferrumdur, yani demirin latincesi) ve yeni yeni samarium cobalt denen maddelerden yapolmışlardır.

    Aşağıdaki tabloyu Duncan'nin Vintage Guitar Magazine isimli dergide yazdığı makaleden aldim, ayrıca sayfasında Seymour Q & A # 226'ya bakarsanız zaten bu bilgiler karşınıza çıkacaktır.

    Magnet material
    Nominal Chemical Composition
    Gauss
    Oersteds Nominal
    Maxim-um Energy
    Alnico 1 12 Al, 21 Ni, 5 Co, 3 Cu, Bal. Fe 7200 470 1.40
    Alnico 2 10 Al, 19 Ni, 13 Co, 3 Cu, Bal. Fe 7500 560 1.70
    Alnico 3 12 Al, 25 Ni, 3 Cu, Bal. Fe 7000 480 1.35
    Alnico 4 12 Al, 27 Ni, 5 Co, Bal. Fe 5600 720 1.35
    Alnico 5 8 Al, 14 Ni, 24 Co, 3 Cu, Bal. Fe 12800 640 5.50
    Alnico 5DG 8 Al, 14 Ni, 24 Co, 3 Cu, Bal. Fe 13300 670 6.50
    Alnico 5 col. 8 Al, 14 Ni, 24 Co, 3 Cu, Bal. Fe 13500 740 7.55
    Alnico 6 8 Al, 16 Ni, 24 Co, 3 Cu, 1 Ti, Bal. Fe 10500 780 3.90
    Alnico 8 7 Al, 15 Ni, 35 Co, 4 Cu, 5 Ti, Bal. Fe 8200 1650 5.30
    Alnico 8 HC 8 Al, 14 Ni, 38 Co, 3 Cu, 8 Ti, Bal. Fe 7200 1900 5.00
    Alnico 9 7 Al, 15 Ni, 35 Co, 4 Cu, 5 Ti, Bal. Fe 10500 1500 9.00
    Sint. Alnico 2 10 Al, 19 Ni, 13 Co, 3 Cu, Bal. Fe 7100 550 1.50
    Sint. Alnico 5 8 Al, 14 Ni, 24 Co, 3 Cu, Bal. Fe 10900 620 3.95
    Sint. Alnico 6 8 Al, 16 Ni, 24 Co, 3 Cu, 1 Ti, Bal. Fe 9400 790 2.95
    Sint. Alnico 8 7 Al, 15 Ni, 35 Co, 4 Cu, 5 Ti, Bal. Fe 7400 1500 4.00
    Sint. Alnico 8 HC 7 Al, 14 Ni, 38 Co, 3 Cu, 8 Ti, Bal. Fe 6700 1800 4.50
    Ceramic 1 MO.6 Fe2O3 2300 1860/3250 1.05
    Ceramic 2 MO.6 Fe2O3 M represents one or more of the 2900 2400/3000 1.80
    Ceramic 3 MO.6 Fe2O3 metals chosen from the group Barium, 3300 2200/2400 2.60
    Ceramic 4 MO.6 Fe2O3 Strontium, Lead 2500 2300/3800 1.45
    Ceramic 5 MO.6 Fe2O3 3800 2400 3.40
    Ceramic 6 MO.6 Fe2O3 3200 2820/3300 2.45
    Ceramic 7 MO.6 Fe2O3 3400 3250/4000 2.75
    Ceramic 8 MO.6 Fe2O3 3850 2950/3050 3.50
    Cunife 1 60 Cu, 20 Ni, 20 Fe 5500 530 1.40
    Vicalloy 1 10 V, 52 Co, Bal. Fe 7500 250 0.80
    Remalloy 12 Co, 15 Mo, Bal. Fe 9700 250 1.00
    Rare Earth Cobalt 12 Re-Co RE represents one or more of the metals 7200 6500/10000 12.00
    Rare Earth Cobalt 15 Re-Co chosen from the rare earth group: Samarium, 8000 7000/14000 15.00
    Rare Earth Cobalt 16 Re-Co Praseodymium, Cerium, Yttrium, Misch Metal 8300 7500/18000 16.00
    Rare Earth Cobalt 18 Re-Co 8700 8000/20000 18.00

    Symbol & Name
    Al = Aluminum Mo = Molybdenum
    C = Carbon Ni = Nickel
    Co = Cobalt Pb = Lead
    Cr = Chromium Ti = Titanium
    Cu = Copper V = Vanadium
    Fe = Iron W = Tungsten

    Bu arada HumBucker'larda bir santim eninde iki uç milim kalınlığında mıknatıs (bar deniyor) kullanılır, ve de strat manyetiklerinde dikey "rod" mıknatısları vardır. Manyetik alanın genişliği ve darlığı çok önemli olduğundan bu iki cins manyetikler birbirinden yapı olarak (dolayısı ile) çok ama çok farklıdır. Ve açıkçası insan Seth Lover ve Leo Fender'in bakış acisindaki farki bu tasarımlarında görebiliyor, müzik zevklerini açısından ...

    Mıknatısların tonal özelliklerine gelince:

    Şimdi Oersteds mıknatısların yarattığı manyetik alanın ne kadar sıkı olduğuna dair bir ölçü, yani bir milimetre kareden (tam emin olamadım alan ölçüsü olarak ama aman neyse diyip devam ediyorum) ne kadar manyetik çizgi geçtiğini belirtiyor. Ikinci bir ölçü de bir mıknatısın çekiş gücü, pull dedikleri sey. Bu ikisi illa pozitif alakalı olmak zorunda değil, her ne kadar genelde öyle olsa da. Pull ne kadar düşük olursa aslında o kadar gitarin gerçek sustaini ortaya çıkar (sustain ile feedbacki biribiyle karıştırmamak lazım, zira sustaini en yüksek gitar üstünde hiç manyetik bulunmayan bir gitardir). Ama manyetik alan ne kadar sıkı olursa o kadar eq farkları ve titreşimlerin detayı meydana çıkar. Enteresan sekilde alnico 3 mıknatısı daha sıkı bir manyetik alana sahip olup, daha az pull içerir. Gerçi insanin artan sustaini algılamayacağı kesin, ama kağıt üstünde bu alnico 2 ye göre daha fazla sustain demek.

    Eger suraya bakarsanız alnico 3 ve alnico 2'yi karsilastirmak icin yaptigim ve Duncan forumunda bulunan kendi çapimdaki testi görüp değerlendirebileceksiniz.

    Ama bir de manyetiği yüklemek hadisesi mevcut. Alakalı olarak bu Gauss derecesi ile ölçülür, kısaca yukarda yazılan bir mıknatısın maksimum ne kadar yüklenebileceği ile alakalıdır. Eger bir mıknatısı az yüklerseniz alt derece ile aynı "pull" değerine getirmiş olursunuz. Ama manyetik alandaki sıkılık değişmez. Yani bir alnico 5'i ve alnico 2'yi 20 gauss'a getirebilirsiniz, ama yine de manyetik alandaki sıkılık farkı yüzünden aşağıda yazacağim gibi ses aynı olmayacaktır.

    Bir mıknatısın ne kadar güçlü olduğunu ölçmek istersniz (alnico derecesini ölçmek eger bilmiyorsaniz imkansız gibi bir şey, metalurjik testler yapmak lazim) şu alete bakınız. Alnico derecesini bulmak da bir yerde manyetik alan gücünün gauss olarak derecesi ile ve de kulak ile mümkün oluyor. Diyelim elde iki adet mıknatıs var, birisi a5. O zaman iki mıknatısın da gücünü aynı seviyeye getiriyorsunuz, yukarda verdiğim ölçüm cihazını ile kontrol ede ede. Devamında alnico kaçtır diye kulağınızla karşılaştıra karşılaştıra buluyorsunuz. Mümkün bu ve de Duncan bunu Custom Shopta yapmakta, eğer eski bir manyetiğinizin kopyasını almak istiyorsanız. Kısacası kullandığı mıknatıs sizin verdiğiniz orjinal ile bu şekilde eşleştirilmeye çalışılıyor, yoksa metalürjik test yaparak değil (sadece Jim Rolph o kadar ileri gitmiş bildiğim kadarı ile, ulu bir adam, onun yaptırmış bolca ve çoğu insan faydalanır).

    Genelde alnico derecesi yükseldikçe ses daha ayrı ayrı (eq frekansı açısından) duyulmaya başlıyor a2-a6 arasında, orta dalgalar azalıyor, bass daha bir insanın suratına suratına geliyor, ve tizler daha belirginleşiyor. Yani "scooped" denilen şey gerçekleşiyor. Ve dolayısı ile eğer a5 barındıran bir manyetik size çok "vahşi" çok bir "fırlama" geliyorsa, üç dakika içinde içindeki a5'i çıkartıp yerine bir a2 takmak mümkün. ve bu olursa basslar daha bir süngerimsi olacak, orta dalga artacak, ve tizler daha yuvarlaklaşacak. Tabi keşke bunu strat manyetiklerinde (ozellikle koprude) yapabilsek. (2)

    Dolayısı ile a2 ile a3 arasında bu cins bir fark var. Basslar daha az süngerimsi olur, uppermidler artar, lowermidler azalır ve de o kadar yumuşak olmaz. Ama çıkış nerdeyse aynı kalır. Kısacası elinizde çok yuvarlak olduğunu düşündüğünüz a2li bir manyetik varsa ama karakterini de çok bozmak istemiyorsanız, a2 yerine a3 kullanın. Şiddetle tavsiye ederim çünkü çok iyi sonuçlar vermekte. A4 bunun bir adım ötesi ama çıkış farkı artık iyice hissediliyor. A5e bayağı yaklaşıyor insan, sadece a5'e göre eq yaklaşık aynı olsa da çıkış biraz daha geride. Nerdeyse degaussed , yani güçsüzlendirilmiş bir a5. A6 ise midlerin a5e göre daha ortada olduğu Benedetto gitarlarında kullanılan Duncan tarafından üretilen manyetiklerin mıknatısı. Çıkış biraz daha fazla, ama çok değil. Bir de son çılgınlık a8. Eq frekansları a2 gibi deniyor, ama çıkış a5den falan daha fazlaymış. Seramik kadar olmasa da çıkış ebadı, gayet güçlü. Ama netlik yitirmiyor deniyor. Duncan bu sene Alternative 8 diye bir manyetik sürüyor piyasaya, bir HB bu. Ve bunun içinde a8 var. Bir ara Wymore'dan bir iki tane gettirip kullanacağım. Bende var bir tane ama onun çıkışı falso, az. Sanırım güç yitirmiş bir şekilde zaman içinde.

    Seramiklerdeki manyetik alan daha bir sıkı olduğundan ve de daha güçlü olduğundan ortaya daha güçlü ama çok daha eq ayrımı olmuş ve tiz ama aynı zamanda basslar böyle insanın yüzüne yüzüne bir ton geliyor. Seramiklerin kötü tarafı (ki bu özellik alnico 8 için de geçerli) pull güçleri yüksek olduğundan telin üstünde (seramik olamadan) olacak üst harmoniklerin yok olmasi. Ve dolayisi ile tını daha bir yapay çıkıyor.

    Ama bitmedi. Dediğim gibi hem bu a2-8 arasındaki mıknatısların alaşımları açısından yarattıkları farklar var, hem de bunların gauss gücü ile yapılabilecek şeyler var.

    Mıknatısı alıp bir şekilde (Duncan bunu yapıyor adına da Dun-Aging diyor) Gauss değerini düşürürseniz veya yükseltirseniz tonda ciddi değişiklikler oluyor. Düşürülürse ilk olarak sesin çıktısı yani outputu azalıyor, basslar daha az yüzüne yüzüne geliyor, ama hala aynı netlikte, tizler de daha az cartlak oluyorlar ama netler. Kısacası bu Duncan'nın çok kullandığı bir şey. Gibson mesela genelde çok güçlü a5ler kullanır ve çıktıları daha fazla olur. Ama cartlak ta olabiliyorlar onun için çok bass çamurlu olabiliyorlar. Duncan ise genelde hep daha düşük değerler kullanır 20-30 Gauss gibi, tam olarak bu Gauss derecesini manyetiğine göre belirliyor ve kontrol ediyor.

    Daha önce dediğim gibi alnico 2 ve alnico 5ler aynı Gaussda olsalar dahi ama sesleri farklı olacak çünkü Oersted dereceleri farklı yani manyetik alan vektoriyel bir uzayda düşünürseniz, manyetik alanın sıkılığı farklı. A2 daha yumuşak daha yuvarlak ama daha az net bir ton verecek.

    Mıknatısın Gauss'unu düşürmek için güçlü bir mıknatıs bulup ona aynı kutuptan yaklaştırmak lazım bir süre. Bu işte Duncan'nın Dun-Aging dediği şey. (Bu hadiseye yakın bir şeyi DiMarzio manyetik alanın gücü ile değil de iletkenliği ile oynayarak yapmakta ve bunun adına Virtual (PAF mesela) teknolojisi demekte.) Hatta şu resimde Duncan'ı bu işlemi yaparken görüyorsunuz:

    http://www.seymourduncan.com/forum/a...1&d=1140108190

    El ile yaklaştırdığı alet bir elektro mıknatıs.

    i. Bu mıknatıs fiziksel konum itibari ile tellere yakın bir yerde olmalıdır ve de yarattığı manyetik alan tellerin etrafını kapsamalıdır. Fakat bu tabiki problem yaratıyor yer olarak. Ve de genelde tellerden bir miktar uzak durmak durumunda kalıyor. Bundan dolayı bu mıknatısın yarattığı manyetik alanı tellerin bulunduğu yere "taşımak" lazım. Unutmayınız manyetik alan da elektrik prensiplerine göre hareket eder, en düşük resistans prensiplerine göre tam olarak. Dolayısı ile belirli manyetik olarak iletken parçalar kullanarak (işte vida veya slug denilen çiviler vesaire) bu manyetik alan yukarı taşınır. Yoksa aslında yeterince güçlü bir mıknatıs olsa bu taşıyıcı parçalar elzem değildir.

    2. Teller: ki bundan biraz bahsettik. İllaki manyetik alanı kıpraştırabilen teller kullanmak durumundayız. Ki bu zaten artık herkesin yaptığı bir şey ondan dolayı bu unsurun hakkında yukarda bahsettiğimden daha fazla bir şey söylemek gereksiz.

    3. Etrafına bakır tel sarılmış bir bobin:

    i. Bobin: Bobin, manyetik alan olarak yalıtkan olan bir karkas üzerine üzeri emaye kaplamalı bakır tellerin sarılması ile elde edilir. Karkas manyetik alan açısından yalıtkan, manyetik olmayan, bir maddeden olmak zorundadır ki manyetik alanın yukarı taşınma işinde işe bulaşmasın. Karkasın kendisi aslında manyetik alanı yukarı taşıyabilir ama o cins bir tasarımı kimse sanırım kullanmamış vaziyette.

    Bu konuda, Cemal Öztürk'ün bana aktardığı detaylar gayet ilginç:

    Alıntı Mesajın aslı Cemal tarafından gönderildi
    Hatta manyetik özelliği olmayan maddeden olması gerekir. Bunun nedeni de şu. Manyetik özelliği olan ve elektrik akımını ileten bir malzeme (mesela demir) üzerinde bakır sargılarda olduğu gibi bir elektrik akımı oluşacaktır. Yalnız bu malzemenin iç direnci çok düşük olduğundan üzerinde oluşan elektrik akımına kısa devre üzelliği gösterecektir. Bu da bakır sargı üzerinde oluşan elektrik akımına ters çalışacağından toplam elektromotif güç oluşumunda kayıba (eddy current losses-kayıbı) yol açacaktır. Bunun yanında duysal olarak sinyalde farklı değişikliklere de yol açacaktır. Örneğin feedback olması. Hatta Volkan bir başlık açmıştı bununla ilgili. Scratch plate'i metâle çevirdiğinde bir ton feedback ile karşılaşmıştı.
    Karkaslar bu sebeplerden dolayı daha ziyade plastikten yapılır ve de kontrollü bir şekilde manyetik alan diğer parçalarla yukarı taşınır. Sanırım, karkas tahtadan da olabilir dolayısı ile, ve hatta gayet güzel olur bence. Ama elbette seri üretim açısından pek kullanışlı değil tahtadan olması.

    ii. Bakır tel: Bu bobinin etrafına sarılmış, bobin teli tabir edilen bir teldir. Aslında alelade bir bakır teli değildir, emaye kaplı olması gerekir. Çünkü bakır teller birbirine değerse kısa devre yapıp topraktan sinyale aktarım durur ve de hiç ses alamazsınız. 3, 5 manyetik bozmuşluğum var, bobinleri ayırıp birleştirirken. Havya yanlışlık ile bir salise bile değse, kısa devre olup bütün işi tezek yapabiliyor. Aman diyeyim.

    Zaten genelde bozulan manyetikler de tam bu sebepten bozulur. Ter kir pas vesaire zamanla vidaları veya çivileri paslandırıp, şekillerinde ufak bir değişiklik bile yaratsa, bu incecik bakır tel koptuğunda veya kısa devre olduğunda, manyetiğinizin artık kurtuluşu yok.

    Bundan dolayı tele sap manyetiklerindeki (orada bobinler açıktadır bu arada nerdeyse her Fender single coil manyetiğinde olduğu gibi - tek istisna tele köprü manyetikleri, o korumalı, yeri gelince daha detaylı anlatırız) kapağı çıkartırken, kapağın alt tarafındaki çentik çok tele sap manyetiğinin sonunu getirmiştir. Bobini ufacık bile çizse, alet bozulabilir. Ondan aman diyeyim, o kapak HB kapağına benzemez, çıkartırken iyice kanırtın ki çizmesin ve de alet bozulmasın.

    Bakır teller dediğim gibi ensule vaziyette, emaye kaplı deniyor yanlış bilmiyorsam bizim buralarda. Bu hadise ile alakalı iki detay var:

    A. Kaplama maddesinin cinsi: Bunlar genelde üç cins günümüzde: (1) Plain enamel dedikleri ve günden güne bulması zorlaşan, ABD'de üretimi (zehir olduğu için) yasaklanan ama Çin'de hala devam eden bir malzeme. Bu genelde çok bol kullanılmış bir kaplama maddesi bakır teller için. PAFlar eski Fender single coillerin bazıları vesaire. Gerektiğinde daha fazla detay vereceğim. Rengi genelde daha koyu kahve gibi olur, ama mor olanları da var. Aşağıda bahsedeceğim cingöz oyunları sebebi ile anlamak zorlaştı şu son 4-5 sene içinde. (2) Formwar: Bu Fender'in genelde kullandığı malzeme, eski stratlarda falan bu olur. Rengi daha saydamdır ve de bakır tel ben bakırım diye bağırır. HBlarda Duncan Custom ve JB serisinde bunlar kullanılıyor yanlış hatırlamıyorsam ki nerdeyse eminim. (3) Polysol: Bu daha yeni bir madde, ve de PE üretimi problemli olduğundan ABD'deki bobin teli üreten şirketler buna geçti. Gibson, Fralin falan bunu kullanıyor. Hatta Burstbuckerlarda polysol anlaşılmasın diye boyanıyormuş. Bunu Wolfe (Marshallheadleri falan yapan zaat) detaylı olarak Les Paul forumunda yazmıştı). Rezalet yani! Çünkü PAF reissue yapıyorsun, reklam falan filan. En butikler kadar fiyat çekiyorsun ama polysol'u boyayıp, PE gibi gösterip kullanıyorsun.

    Bunların arasında ses farkları var.

    Bu kaplamalar hakkında alttaki bilgiler Duncan Q & A 230'dan:

    Alıntı Mesajın aslı Duncan Q & A #230 tarafından gönderildi
    230. How is the insulation put on the bare copper wire used in winding coils? Tom Watters-Santa Barbara, California
    The bare copper wire that is 99.9% pure is run through a series of rollers with a pad saturated in the insulating material such as Plain Enamel or Formvar which is common in most vintage pickups. As the magnet wires passes the saturated pads, the bare copper wire is coated with the desired insulating material. The wet copper wire then passes through heated oven that bake the insulation so it becomes dry and ready for the second or even third coatings of insulation. After the desired thickness of coatings the magnet wire is wound onto spools ready for inspection and shipped to the desired location. A long time manufacturer of magnet wire insulations is Schenectady International which is based out of Schenectady, New York. Product manager Mark A. Belill is in charge of Primary Insulations and the Polymer Division. Schenectady Chemical has been in business for more than 85 years have are the innovators of insulating varnish and magnet wire enamel. Their first products were insulating varnishes and high temperature coatings. They spend much time on research and development working with many companies that draw copper wire into various guages. Their insulations are also used on Aluminum, Silver and Gold magnet wire. Schenectady Chemical has many facilities around the world and offer the widest variety of magnet wire enamels. They can make magnet wire insulations to your specifications. Below are a list of the various types of Magnet Wire Enamel available from Schenectady International.
    Magnet Wire Enamel Flash Point General Use
    Polyester Insulations
    Isonel 155-40 54?C / 129?F General purpose Class F
    Isonel 155-Code 12079A-40 41?C / 106?F High cut-thru Class F
    Isonel 200-Code 516 51?C / 123?F High performance for rectangular wire
    Isonel 200-Code 1125 59?C / 139?F General purpose, high solids
    Polyesterimide Insulations
    Isomid 43 52?C / 125?F High performance for rectangular wire
    Isomid 860-38M 52?C / 125?F High performance, high “imide”
    Isomid 1076 45?C / 113?F General purpose
    Isomid 1363 48?C / 119?F General purpose
    Isoweld 1743 41?C / 105?F Weldable
    Isomid 10639 54?C / 129?F For large round wire
    Isomid 10982 45?C / 113?F For large round wire
    Isomid 11348-40 52?C / 127?F High “imide”
    Isomid 11815 52?C / 127?F Medium “imide”
    Isomid 11969-40 52?C / 127?F Low “imide”
    Polyurethane Insulations
    Isomelt 1500 36?C / 96?F General purpose
    Isomelt 15001-35 36?C / 96?F General purpose for hotter ovens
    Isomelt 1566 34?C / 93?F Fast soldering
    Isomelt 1566L 34?C / 93?F Very fast soldering
    Isomelt 1700 39?C / 103?F Passes Class F heat test
    Isomelt 11022B-36 34?C / 93?F Flexible
    Isomelt 11536 39?C / 103?F Passes Class F heat test
    Isomelt 12524-40A 34?C / 93?F High solids
    Polyvinylformal Insulations
    Formvar 1078B 51?C / 123?F General purpose
    Formvar 1171K 46?C / 115?F High performance
    Formvar 1253T 51?C / 123?F High solids, low viscosity
    Formvar 11313C 51?C / 123?F High solids
    Polyamideimide Insulations
    Amideimide 1647 32?C / 89?F Gen. purpose Al-monolithic application
    Amideimide 1924C 46?C / 115?F Gen. purpose Al-monolithic application
    Amideimide 10514C 32?C / 89?F High performance-monolithic app.
    Bondcoat Insulations
    Bondall 16H 44?C / 112?F Heat or solvent activated-130?C service
    Bondall 506 41?C / 105?F Epoxy-heat activated 150?C service
    Bondall 1539 34?C / 93?F Aromatic polyamide-heat activated
    Bondall 1540 34?C / 93?F Single oven operation-heremetic
    Nylon Insulations
    Nylon 910 47?C / 116?F Modified Nylon 6/6 high solids
    Nylon 1882 31?C / 88?F Nylon 6/6
    Nylon 1416 39?C / 103?F Nylon 6/6
    Nylon 1922 47?C / 116?F Modified Nylon 6/6 high solids
    The above information is basic information on various types of insulations available today for most magnet wire applications. Other important information will be supplied in future articles of Vintage Guitar Magazine.
    Bakır kaplamanın yaptığı ton açısından farklar şu şekilde. Formwar daha tiz daha yüzüne yüzüne tanımlı bir ton sağlıyor. Duncan Custom serisindeki kaplama mesela bundan. Ama bunun yanında plain enamel adındaki kaplama ise daha az tiz daha yumuşak bir ton vermekte elbette bütün diğer hususlar aynı kaldığı sürece. Wolfe'un dediğine göre polysol da plain enamele göre daha tiz sonuçlar yaratmakta.

    İlgilenen alttaki dizine bir göz atsın, yok yok... Jason Lollar dahi üzerinden geçmiş, gerçi bir bilgi vermemiş, saklamış herhalde. Wolfe, Highorderları yapan Jeff, vs.

    http://www.lespaulforum.com/forum/sh...ghlight=enamel

    Cidden bu işin sonu yok. Ondan dolayı eğer ciddi ciddi ilgileniyorsanız Duncan'nın Q & A kısmını iyice bir okuyun. Adam çok şey paylaşmış vaziyette bilgi açısından.

    Bakır teller açısından ikinci bir husus ise bakır telin kalınlığı.

    B. Bakır tel kalınlıkları: Bu bobin telleri farklı ebatlarda bulunmakta. ABD'deki (ben de orada öğrendiğim için bunu kullanıyorum yoksa metrik hadiseyi kullanmak istememe rağmen daha adam gibi bir kaynak bulamadım) kullanılan ölçü AWG, yani American Wire Gauge (Amerikan tel ölçüsü olarak tercüme edebiliriz). Bu ölçüye göre AWG #x ve AWG #y, x > y, karşılaştırıldığında, x teli daha incedir! Kalın değil, yani 1 en kalını. Genelde #42 43 44 kullanılmış. Ama arada entersan örnekler de yok değil, mesela "Charlie Christian Neck Pickup for Telecasters" ki Lollar burada 150 dolara satmakta daha kalın olan # 38 kullanmış benim hatırladığım. Kontrol ettim doğruymuş! Pardon yani.... Ama bu çok nadir bir örnek. Bu arada #42.5 falan da var, eski bir tanıdık olan şimdi Zhangligun diye amatörce de olsa manyetik saran bir tanıdıktan öğrenmiştim varlıklarını. Düzgün adamdır.

    Bakır telinin kalınlığı arttıkça, direnç azalır. Dolayısı ile daha kalın telle sarılmış bir bobinin direnç (resistans) derecesi, aynı miktarda bakır kütlesi bulunduran ama daha ince bir bakır telle saırlmış olan bobine göre daha az olur. Kısacası bir HB bobini alın. PAFlar gibi #42 tel kullanırsanız (ensulasyonun kalınlığı da önemli PE bayağı kalın polysola göre, ama PEden örnek vereyim) topu topu 5-5.50 kilo ohmluk sarabilirsiniz, çünkü yeriniz o kadar. Ama aynı bobini Custom Customdaki gibi #43 ile sararsanız o zaman 7.5 - 8 Kilo ohma kadar çıkabilirsiniz. Ama bakır kütlesi aynıdır.

    Önemli olan bakır kütlesi olduğundan dolayı, mıknatısları aynı olan (ki çıkışta asıl belirleyici mıknatıstır yoksa resistans değil) bu iki manyetikten çok ciddi bir çıkış farkı beklemeyin. Daha tiz olacak daha ince telli olan, daha cazgır olacak. Ama size daha fazla sarma imkanı tanıyor bir yandan. Dolayısı ile "ama ama Custom Custom Pearly Gates'e göre daha az tiz" falan diye kafanızı karıştırmayın çünkü biride tek bobin 7.5 K ötekinde 4.00K gibi.

    Ama şu da var. Eğer bir manyetik diğer yer yönü aynı kalmak kaydı ile daha fazla bakır tel ile sarılırsa, ötekine göre daha yüksek çıkışlı olacak (çünkü manyetik alanda olan değişiklikleri hissedecek daha fazla bakır kütlesi vardır) ama frekanslarda ciddi değişiklikler olacak. Dominant harmonikler daha fazla vurgulanacağından, midler öne çıkacak, tizler güçlenirken eq olarak en tiz frekanslar traşlanacak, ve de netlik nisbeten azalacak. Ama bu dediğim gibi öteki unsurlar aynı kaldığı sürece geçerli.

    Yani aldınız bir 6.00K strat single coil. Benim daha önce yaptığım gibi üzerine daha fazla bakır teli sarıp diyelim 7.50K ya çıkartırsanız, netlik azalacak, çıkış artacak, midler artacak nisbi olarak. Ama bunun yanında tizler daha bir cazgırlaşacak daha bir uppermidleşecek. Buna texas sizzle dediler ve de öyle kaldı adı aksi gibi. Texas special denilen olgunun temel prensibi bu, bu arada. Detaylara geçince daha fazla bilgi verebilirim bunun hakkında.

    En son olarak manyetiklerin parafine batırılma işleminden bahsetmek gerekecektir:

    Manyetikleri Parafinleme Hakkında

    Yukarda bahsettiğim bakır telleri bobine sarmak biraz maharet işi. Eğer çok sıkı olursa çıkan ton çok keskin ve de gereğinden fazla yırtıcı olur. Yok eğer çok gevşek olursa da, yüksek ses sırasında bobindeki bu gevşeklik yüzünden bir titreme olacaktır. Bu gibi bir titreme de kontrolsüz feedback yaptırtacaktır ki bu ciddi bir ötme (dip gürültü değil) problemi. Çok ince ve yüksek seste bir ıslık gibi duyulacaktır.

    Günümüzde herşey otomatik olduğu için bu sarım işi de ciddi ciddi otomasyon oldu. Yani artık Duncan olsun DiMarzio olsun hepsi sadece makina tarafından sarılan manyetikler. El sarımı manyetikleri yapan çok az insan var, yani hiç bir makina kullanmadan. Owen Duffy diye bir manyetik yapımıcısından edindim bu bilgileri, Fralin bile Duncan Custom Shop bile makina başında birisinin eli ile teli yönetmesi ile sarımlarını gerçekleştiriyorlar.

    Açıkçası sadece el sarımı zor bir iş. Ama kesinlikle iş daha yavaş olduğu için, sabır ve meşakatle daha önce elde ettikleri eski bir manyetiği kopyalıyabiliyorlar. Yani mesela diyelim 52 model bir tele manyetiği buldunuz köprü. Bunu yavaş yavaş ters sarıyorlar, yani tellerini açıyorlar. O sırada not alıyorlar ve gelecekte bu notları replika üretmek için kullanıyorlar... Mesela Alan Hamel ve Fred Stuart denilen adamlar beraber Fender Custom Shopta çalışırlarken bunu yapmışlar ve gördükleri ve sevdikleri tele manyetiklerinin notlarını çıkartmışlar. Manyetiği mesela metallürjik analize yolluyorlar (ki bu pahalı bir şey) yok efendim öncesinde Gauss derecesini buluyorlar vesaire vesaire. Ona para veriliyor. Sonra da bu adamlar şimdi herkesin nerdeyse iki katına satabiliyorlar yaptıkları manyetikleri ve cidden çok iyiler.

    Neyse kısacası öyle yada böyle sarılmış olan bir bobin, sarılma cinsine göre ton karakterini ediniyor. Mesela heavy scattering denilen hep çapraz takılma ile bol tiz elde ediyorsunuz ve tizler ama kulak parçalayıcı olmuyor. Ne bileyim eğer ortada bombe yaparsanız o zaman midler çok öne çıkıyormuş. Tabi bunları tam olarak bilemiyorum, belki bir ara manyetik sarmaya başlarız da işin eğlencesi bunlar. Sonuçta işimiz gitarcılık.

    Fender cinsi single coil gitarlarda bu bobin nasıl sarılmış olursa olsun yüksek seste bir ince uğultu yapacağından dolayı illa ki bu bakır tellerin oynamasını engellemek lazım. Bunun için işte manyetik ya parafin ya da vernik banyosu yapar. Vernik de kullanılır yanlış okumadınız, ama bu yöntem çok tutulan bir yöntem değildir zira tamir imkansız olur. Parafin ise sıcakta akıp gider.

    İşte bu ötme engellensin diye yapılan işlem aynı zamanda bahsi geçen bobinin algılama gücünü de azaltır. Hafif bir parafin işleminde bu o kadar çok belli olmaz elbette zira belki insanın duyu yetisi yeterli değil ya da belki cidden etkisi yok. Steven Kersting diye bir adam var manyetik sarar ve saldırı helikopter eğitmeni kendisi ABD ordusunda. O bu işlere çok takık, bir sürü grafik ve analiz çkarttığını biliyorum. Ama millet te onu kardeşim sonuçta o grafikler de bir mikrofon ile oluyor, o mikrofonun bobinleri de aynı şekilde parafinli, bla bla gibi kavgalara gittiğini gördüm. Yani kısacası tam olarak ölçebilecek aletler olsa dahi ya önemli değil diye ya da ne gerek var diye kimse yapmış değil bunu bildiğim kadarı ile.

    Ondan dolayı parafinlemek şarttır her Fender single coil manyetiği. Ama fazla parafinlerseniz o zaman üst harmonikleri (yani aletin tınısını) kaybedeceksiniz. Alttaki resimde fazla parafinlenmiş bir HB vardır:



    Bir telde kala kala en dominant resonanslar kalacak. Onun içindir ki bu parafinlemeyi doğru yapmak ebadını doğru tutturmak bir sanat. Bu konuda yukarda bahsettiğim Hamel gibileri az parafinliyorlar ki manyetik olabildiğince 3 boyutlu ve derin olsun. Sonuçta ama yüksek ses ve gainde ötme sorunu yaşatabiliyor. Eski teleler mesela öyleymiş hep diyorlar.

    Gelelim HBlara: Onlarda iş biraz farklı. Bunun sebebi hem manyetik alanın farklı olmasi (yatay, yani kutuplar manyetiğe paraleldir, ama fenderlerde kutuplar manyetiğe diktir) ve de bir değil iki bobin kullanılması. Iki bobin olunca ve birbirleri ile ters sarım (aynı kutup elbette) seri bağlı iki bobin, çok üst frekanslar zaten Seth Lover'ın tasarımı gereği elemine oluyorlar ki bunun içine floresanlardan gelen yok tvlerden gelen dip gürültü de var. Onun için adı zaten HUM BUCKER. Hmmm yok edici.

    Ve dolayısı ile iyi sarılmış iki HB bobininin illa ki parafin banyosundan geçmesine gerek yok. Dikkat ediniz, iyi sarılmış olması lazim illa ki, sallanan parça veya bakır arasında boşluk olmaması lazım. İşte bu zor bir şey açıkçası. Çoğu üretici bununla uğraşmamak için basıyor parafine manyetiği. Ve sonunda ötmüyor ama nerdeyse hiç tını aktarma kabiliyeti kalmıyor manyetikte (unutmatın tını ağaçtan, telden, elden gelir manyetikden değil zaten onun için tone is in the fingers geyiği vardır ya ayrı mevzuu).

    Duncan custom shop, Fralin falan gibi iyi manyetik sarabilen tipler parafin olayını kullanmazlar hem de hiç HB modellerinde. Tabi normal bir PAF cinsi manyetikten bahsediyorum, yoksa X2N veya Dimbucker gibi gain ve vol 12de takılacağınız bir alette illa ki kullanmak lazım.

    Jimi Page'in, Billy Gibbons'ın, Kossof'un, Green'nin, her eski LPün kısacası manyetiklerinin hiç birisi parafine batmış manyetikler değil.

    Yani açık ses tını istiyorsanız parafine karşı çıkmanız lazım. Ama o zaman makina sarımı manyetiklerden (nedense hiç olmuyor hep ötüyor onlar) yüksek çıkışlı (işte JB Custom veya Custom Custom falan veya DiMarzioların topu) kaçacaksınız.

    Bir parantez açayım: DiMarzio manyetiklerinin içini çok açtım. Ve gördüklerim beni çok kıl etti. Bir defa mıknatıs manyetiğin alt plakasına yapıştırılmış vaziyette bazı modellerinde. Ayrıca parafinlenme işlemi (yukardaki kadar kesinlikle olamaz tabi) çok fazla. Bobinin etrafındaki bez şeridi açınca görürsünüz. Ama gördüğüm en kötüsü (iyi diye geçen amerikan malı bir manyetik bu) Rio Grande BBQ. Sabun kalıbı gibi diyordum yukardakini görene kadar. Çok fazla çok. Zaten tonundan da belli, tizler yok, bass ve orta dalga ağırlıklı zaman zaman kulak yırtan çok üst tizleri var.

    Kısacası derseniz ki ben yok metalciyim çok yüksek çıkış istiyorum, o zaman illa ki parafinli bir şey edinmeniz lazım. Ama az olursa tını bol olur. Mesela JB parafinli olmasına rağmen çok çok ağır parafinli değildir. Aynı şekilde Duncan Distortion da öyle, Custom (dolayısı ile Custom 5 ve Custom Custom da dahil) da öyle, Invader da öyle, falan filan. DiMarzionun içini açıp sevdiğm (enteresan şekilde tonları ile alakalı oldu bu) iki manyetiği oldu, tone zone ve mega drive. PAF pro mesela acaip parafinliydi ki çok şaşırmıştım.

    Ama yok ben bluescuyum, LPden falan net ton isterim derseniz, o zaman iki seçenek var karşınızda. Ya ek parayı verip gidip kendinize el sarımı (yani makina başında teli birisi yönettiği cinsten, yoksa bildiğim kadarı ile eksantrik bir kaç tip hariç HBları full elle yapan yok) bir manyetik alacaksınız: Modeller Duncan Seth Lover, Duncan Antiquity HB, Jim Rolph, Tom Holmes, Tim White işte üç beş isim daha var. Pardon tabi ki Jason Lollar... falan. Ama yok arkadaş ben öyle 120 150 dolarlara çıkamam derseniz, makina sarımı olduğu için parafinlenmesi gereken (ama çok değil) manyetiklere yönelin, Duncan Pearly Gates, 59, Alnico 2 Pro falan filan.

    Parafinleme İşlemi Nasıl Yapılır

    Gerekli bir link:

    http://www.stewmac.com/tradesecrets/...s26fralin.html
    Burada Lindy Fralin bu işlemi nasıl yaptığını anlatıyor.

    Önemli: Parafin (yani mum) petrolden üretilir ve yanıcıdır. Elbette düşük ısılarda alev almaz ama alırsa söndürmeniz kolay değil. Ona göre. Ne yaptığını bilen ve aklı başında olanların bu işe girişmesi gerekir.

    Evde kendiniz bu işlemi yapmanız gerekirse, hadise o kadar zor değil. Bir adet büyük tencere alınız, bunun içine su koyup kaynatınız. Sonra su kaynayınca başka ve daha ufak bir tencereyi büyüğün içine koyup içine parafin doldurunuz (bir mum koysanız olur, zira manyetiklerde ki de bildiğiniz mum sonuçta, veya ayrıca satılıyor, arabaların üstünden suyun kayıp akmasını sağlayan şey de bu). Parafin yavaş yavaş eriyecek ve saydam olacaktır. Sonra içine manyetiği daldıracaksınız, kablolarından tutarak. Ama erime ıvır zıvır olmasın dikkat edin.

    Ben şahsen 20 saniye falan beklettiğimde şu ana kadar benim ve de arkadaşlarımın karşılaştıkları bütün sorunlar halloldu. Yani 5 dakika falan gibi rakamlardan uzak durun derim, zira o hadiseler hem manyetiğe zarar verebilir (zira sonuçta plastik bir bobin şekli bozulabilir ısı ile) hem de tonu kötü etkileyebilir. Ve de genelde bunu yaptığınız manyetik zaten daha önceden potlanmış bir manyetik olduğu için eski mum da eriyip yenisi ile bir bütün olacak.

    Dikkat edin manyetik içerdeki tencerenin kenarlarına çok uzun süre değmesin bobine zarar verirsiniz.

    Sonra çıkartın ve mutfak evyesinde falan (parafin iz bırakabilir unutmayın, eşiniz ablanız annenizle papaz olmayın) ideal olarak bir yağlı kağıt üzerine koyun bırakın kurusun.

    Bu arada eğer ki uzun süre işlem yapmanız gerekti o zaman yukarda verdiğim linkteki gibi manyetiği bantlarla çevrelemeniz gerekir.

    Bir dip not daha: Eskisine sadık kalma uğruna duncan 59 modelini antiquity modelini ve seth lover modelini butherane isimli plastikten yapmakta. Bu iyi hoş ama parafin işine gelince şimdiki plastiklere göre çok daha çabuk yamuluyor ısı içinde. Ondan dolayı bu manyetiklerle bir işlem yapacaksanız özellikle dikkatli olunuz.

    Bu arada umarım birilerine yardımcı olur bu bilgiler.

    B

    (1) Daha önce Tesla olarak yazmıştım bu hususla ilgili olan ismi. ama bu yanlışımı sağolsun Cemal Öztürk düzeltti, ve de bunun için kendisine teşekkür ederim.

    (2) HBlardaki mıknatısları değiştirebilmek için nerden bu mıknatıslardan bulurum derseniz, Wymore Guitars denilen şirket alnico 2-5 dereceli mıknatısları, ve hatta yeni yeni alnico 8 de dahil oldu bu gruba, satmaktalar. 5 dollar gibi bir fiyat ile.

  3. #3
    Terlikli Kasım Paşa... Dr. Barlo kişisinin Avatarı
    Üyelik Tarihi
    Sep 2007
    Konum
    GP Cemleri
    Mesajlar
    31,589
    Blog Yazıları
    19
    Cemler
    >99
    Strat Single Coil Manyetikler:

    Bir resmi ile başlayalım:



    Bu manyetikler 50lerde üretilip piyasaya çıkıyorlar. O günden beri de standard bir köşe noktasıdır. Yukardaki resim o cins bir manyetiğin günümüzde Duncan tarafından yapılan klonu, SSL-1.

    İlk önce yapılarından bahsedelim:

    YAPISI

    Stew Mac'ten aldığımız resimler çok iyi (orjinal olarak bunu GitarPedal'dan Sigmastern nickli arkadaş bana hatırlattı, dolayısı ile kendisine teşekkür ederim), ve onları derli toplu olsun diye buraya alıyorum: (Bu arada gelecekte bu resimler kaldırılırsa diye onları ilk önce photobucketta toparlayıp öyle asıyorum.)



    Gördüğünüz üzere karkas iki parçadan oluşuyor. Taban ve de üst taraftaki kapak. Bu iki parça kendileri mıknatıs olan "rod" denen parçalarla birleşiyor. Hatta ilk mesajımdaki videoya bakarsanız, orada Duncan şirketinde nasıl bu parçalardan bir karkas elde edildiğini gösteren bir kısım var. Elbette bakır tel etrafına sarılınca bu parçalar bobini oluştururken birbirlerine iyice geçiyorlar. Bu sebepten dolayı zaten strat manyetiklerinde mıknatıs değişimi mümkün değil.

    Dediğim gibi rodları zaten mıknatıs. Yani bir strat manyetiğinde 6 adet mıknatıs var. Bu rodların kutupları aynı yönde, olmasaydı birbirlerini elemine ederlerdi bir parça. Bunun yanında yine bundan dolayı rodlar bir yerde birbirlerini itiyorlar ve de zamanla güçsüzleniyorlar. Bu hadise HBlarda bu kadar güçlü değil, ama strat tipi (ve elbette tele de aynı şekilde) manyetiklerde zamanla güçsüzlenir mıknatıs gücü Gauss ölçümü olarak. Ha bu çok mu fazla belli olur. Valla orada çok tartışma var. Duncan evet diyor ama bir çok diğer üreticinin ve araştırmacının cevabı hayır. Bu sebepten dolayı Duncan'nın ürettiği custom shop antiquity ve antiquity II manyetiklerinde bu rodlar zamanla değil elle güçsüzlendirilmiş vaziyette bu arada. Bu güzel bir ton sağlıyor yukardaki mesajda bahsettiğim gibi. Ama aynı zamanda da o stratın yüzüne yüzüne vuran basslarını biraz yumuşatıyor ki bunu seven de var sevmeyen de.

    Bu rodların etrafına ensulasyon işlemine tabi tutulmuş bakır tel sarılıyor. Ve de alt tabanın orada başı ve sonu devreye bağlanacak kablolara lehimleniyor. Kısacası en basit manyetik cinsi bu.

    Manyetik alan dikey, ve telleri nisbeten dar bir mesefade algılamakta. Bu çok önemli ton açısından, bakır telin kalınlığından yok resistans derecesinden falan illa ki daha önemli.

    Manyetik sarıldıktan sonra etrafına bir koruma gelmiyor, bakır teller açıkta dikkat ederseniz. HBlarda ve tele köprü manyetiğinde ya bir kağıt ya da kumaş bantla veya iple etrafı sarılarak korunurlar. Neyse biraz koruma olsun diye pickup cover denen parça üzerine konulmuş vaziyette stratlarda.

    Yapımı bittikten sonra bu manyetikler yukardaki mesajda detaylarını verdiğim mum banyosuna tabi tutulurlar.

    Stagger: Malum eski Stratların sap çapı 7.5 gibi, ve de bu bayağı bir yuvarlak fretboard demek. Dolayısı ile eşik te buna göre olması gerektiğinden tellerin dizilimi açısından aralarında nisbeten ciddi bir yükseklik farkı oluyor. Bundan dolayı da manyetik eğer hep aynı seviyede mıknatıs rodlarına sahip olursa, si telinin özellikle çok daha fazla çıkıyor ince miye göre. Bu hadiseyi kontrol edebilmek için de mıknatıs rodlarının yükseliği ile oynanıyor, ve bunun genel adı staggered manyetikler.

    Günümüzde sadece "vintage" hype olarak kaldı özellikle yeni 9.5 inch çaplı Gibson tarzı saplarda. Buna artık gerek yok, yani düz staggered manyetikler de olur, ötekiler de. Eğer kılı kırk yaran bir yapınız varsa aslında düz daha iyi, ama aynı zamanda da bu staggered tipi manyetikler de daha bir farklı kendine has ses vermekteler. Çoğu üretici ikisini de sunar aynı model içinde. Deneyip kendinizin karar vermesi gereken bir şey bu. Ben şahsen sap çapı geniş te olsa staggeredları daha çok seviyorum. Fakat aynı zamanda da sesin ayrı ayrı tellere göre çıkışında düz olsa dengenin daha iyi olacağını da biliyorum. Ama staggered dediğim gibi, hafif dengesiz olması daha çok hoşuma gidiyor. Özellikle sinin biraz bastırılmış olması ve de renin biraz ön planda olmasını seviyorum. Zevk renk, doğru yanlış yok bu husus hakkında.

    Fender'in yıllar boyunca kullandığı özellikler:

    Fenderin orjinal olarak kullandığı detaylar için sanırım alttaki tablo çok yararlı bir bilgi. Bu Seymour Duncan'nın yıllar boyunca yaptığı araştırmalardan derlenmiş bir bilgidir ve de kolay kolay bulamazsınız. Adam cidden büyük adam, paylaşıyor bu cins hadiseleri ve de bu cidden çok güzel bir şey özellikle bilim adamı şapkamla baktığımda:

    1954 to 1967 Fender Stratocaster Pickup Specs...
    Year Ohms Wire OD Insulation Turns WD MP Wound
    1954 5.76k .0030" Formvar 7956 TL/TG North Hand
    1955 5.89k .0029" Formvar 7844 TL/TG North Hand
    1956 5.98k .0029" Formvar 8012 TL/TG North Hand
    1957 6.02k .0029" Formvar 8105 TL/TG North Hand
    1958 6.20k .0028" Formvar 8350 TL/TG North Hand
    1959 5.95k .0030" Formvar 7925 TL/TG North Hand
    1960 6.33k .0028" Formvar 8293 TL/TG South Hand
    1961 6.19k .0029" Formvar 8119 TL/TG South Hand
    1962 6.22k .0028" Formvar 8220 TL/TG South Hand
    1963 6.37k .0028" Formvar 8319 TL/TG South Hand
    1964 6.25k .002 Formvar/Enamel 7980 TL/TG South Hand
    January 4, 1965, CBS bought Fender Musical Instruments.
    1965 5.80k .0026" Plain Enamel 7626 TL/TG South Machine
    1966 5.76k .0026" Plain Enamel 7630 TL/TG South Machine
    1967 5.88k .0027" Plain Enamel 7656 TL/TG South Machine

    Fender Pickup Specs by Model
    Model Wire Gauge Insulation Avg. Turns
    1000 Pedal Steel 42 Formvar 8000
    400 Pedal Steel 42 Formvar 8000
    5 String Bass 42 Plain Enamel 12,000
    Bass VI 42 Formvar 8550
    Deluxe 6 LapSteel 42 Formvar 8350
    Deluxe 8 LapSteel 42 Formvar 8550
    Dual 6 Steel 42 Formvar 8350
    DuoSonic 42 Formvar 8350
    Electric 12 42 Plain Enamel 12,500
    Electric Mandolin 42 Formvar 8000
    Jaguar 42 Formvar 8550
    Jazz Bass 42 Formvar 9000
    JazzMaster 42 Formvar 8500
    Mustang 42 Formvar 7600
    Precision Bass 42 Formvar 10,000
    Stratocaster 42 Formvar 8350
    Telecaster (lead pup) 42 Formvar 8000
    Telecaster (neck pup) 43 Formvar 8000

    Kaynak:

    http://www.seymourduncan.com/forum/s...ad.php?t=25752

    Burada manyetik alnico dereceleri yok ama artık olsun o kadar. Bu tabloya gerektiğinde geri döneceğim.

    Mıknatısların Özellikleri

    Stratlarda yıllar içinde genelde 3 cins mıknatıs kullanılmış ve de hepsi de (Meksika Standardların üzerindekiler normal strat manyetiği değildir, onlardan sonra bahsedeceğim ondan kafanız karışmasın) alnico tipinin farklı dereceli mıknatısları. Alnico 2 var 3 var ve de en çok sanırım alnico 5 var.

    Bir fikir vermesi açısından, Duncan alnico 2 pro adı üzerinde alnico 2li olanlardan. Bunun yanında gayet güzel bir diğer manyetiği olan Twangbanger da öyle. Antiquity I texas hot lar da alnico 2li. Lollar Blondlar sanırım alnico 2li. Alnico 3 lü olan Duncan yok sanırım, nedense sevmez Seymour efendi. Ama Fralin real 54s diye bir manyetik seti üretmekte ve onun üzerindeki mıknatıslar alnico 3. Ve de alnico 5 sanırım bütün diğerleri diyebiliriz. Fender Texas Speciallar, öteki custom shoplar vesaire...

    Aralarında ne fark var derseniz, temelde fark yukarda anlattığım gibi. Ama biraz daha detay verebilirim sanırım. Alnico 5 standard olduğu için onla başlayalım. Onu bilmeniz gerekmekte yani. Alnico 2 alnico 5li bir manyetiğe göre daha az çıkışlı olacak. Ama unutmayın Gauss derecesiyle de oynuyorlar ve de dolayısı ile bu aynı Gaussda olsalardı doğru olurdu. Yoksa a5li bir manyetikten daha yüksek çıkışlı a2li bir manyetik bulabilirsiniz. Ama Gauss açısından a5 daha fazla Gauss kaldırabiliyor, yani tavana vurdurmaya kalksanız Gauss derecesini a2 ve a3 a5e yaklaşamaz. Eqda ciddi fark var ama. Basslar a2de daha yumuşak, daha süngerimsi. Çok detaylı ve tanımlı değil. Lowermidler de yumuşak ama daha fazla a5e göre. Singing dedikleri zaten budur, yani lowermidlerin bol olması, malum woman tone hadisesi. Uppermidler daha az, ve de yuvarlak. Bu işte bir problem olabiliyor, çünkü uppermidler asıl bir gitarın duyulmasını sağlayan frekans. Kısacası grupta çalarken eğer duyulmakta problem yaşıyorsanız, sesinizi açtığınızda da boğuluyorsa o zaman a2li manyetiğe hiç bakmayacaksınız, ve hatta a2 varsa a5 takacaksınız a3e bile bakmayın. Ama elbette her şey mıknatıs değil, sarım ile a2li bir manyetiğe uppermid eklemek mümkün. Eğer sarım daha sıkı olursa, çıkan ton daha bağırkan ve uppermid yüklü oluyor. Dolayısı ile eğer saran adam işi bilen birisi ise o zaman a2de daha fazla ortaya tümsek yapar ki bunun sayesinde daha fazla tizler ve uppermidler alırsınız. Neyse devam. Tizleri a5e göre daha yumuşak ama bolca var. Netlik açısından daha kötüdür a2, daha yuvarlak daha tok tonlar verir genelde. Aklınızda bulunsun.

    A3e gelince. Arada derede kalıyor bu. Ama bu bence illa ki iyi bir şey değil. Fralin 54leri aldım ve bir hafta içinde sattım. Bana uymadı bu a3 hadisesi HBlarda çok sevmeme rağmen. Stratlarda bence bir soğuk bir ton sağlıyor. Sebebine geçelim. Çıkış a2 ile nerdeyse aynı ve de a5den daha az dolayısı ile. Netlik daha fazla ama, ama tok değil aynı zamanda. Çünkü basslar a5e yaklaşıyor ama güçlü değil. Ve de a2ye göre de yumuşak değil, daha bir yüzüne yüzüne. Fakat az olduğundan problem yaşatıyor benim zevklerime göre. Bunun yanında lowermidler azalıyor, ve de daha az yumuşak vaziyetteler. Uppermidler ise artıyor, tizler de. Doalyısı ile lowermidleri ve bassları traşlayıp netlik kazandırıyor, ama gücü az. Ondan dolayı bu manyetiklere "steely" diyen az değil, ben de dahil olmak üzere. Benim hoşuma gitmedi ama belki siz seversiniz. Özellikle a5li manyetikleri sevip ama çıkışları ve bassları ile derdiniz varsa kesin a3e bakın. Size süper bir çözüm olabilir.

    En son olarak şunu hatırlatmak isterim: Amerikan series veya şu andaki (ve de eski adıyla) Amerikan standardların üzerindeki manyetikler a5 ve de highway 1lerin üzerindekiler de a3.

    Bakır tellerin kalınlıkları ve resistans dereceleri:

    Yukardaki tablodan gördüğünüz gibi yıllar içinde bakır tellerin kalınlıkları nerdeyse hiç mi hiç değişmemiş. AWG#42. Bu tel kalınlığı ile 5.75 ile 6.35 arasında kalmış resistans dereceleri. Dolayısı ile yok Stevie Ray Vaughan overwound manyetikler kullanırdı falan .... Yalan. Kendi teknisyeni Rene Martinez bunu zaten söylüyor bir röpörtajında, 6.00K gibi a5 strat manyetikleri kullanırdı diye.

    Kısacası aslında tel kalınlıklarında ve de resistans derecelerinde ciddi farklar yok.

    Ama 5.75 ile 6.35 aynı mı duyulur derseniz, hayır. 6.35 daha güçlü olur, daha bir cazgır olur. Ama netlik azalır, daha bol midleri olur, tizleri yuvarlanır. Ama 5.75 ile Buddy Holly çalabilirken 6.35 ile aynı şeyi yapmak tam olarak biraz daha zor. Neyse, demek istediğim, 5.75 ile daha yaklaşabilirsiniz çünkü ton daha net daha tane tane olacak. Ama drivea geldiğinde daha net olduğu için dağılabilir tizler. Ondan dolayı drive kullanıyorsanız bolca, o zaman daha yuvarlak olan 6.35'i tercih etmek gayet doğal.

    Duncan SSL1ler yok alnico 2 prolar vesaire dolayısı ile zaten tam bur derecelerde. 6.3 6.5 gibi. Fenderin günümüzde Amerikan stratlara koyduğu manyetiklerde nerdeyse tam bu derecelerde köprü manyetiği hariç ki buna birazdan gelirim. Lollar Blackfaceler yok Blondelar falan da orada. VanZandt vintage +lar Fralin Vintage Hotlar falan da aynen bu derecelerde. Kısacası 6.30K cidden çok popüler bir resistans derecesi stratlar için.

    Ama ben şahsen ikisinden de olması taraftarıyım. 90 Amerikan strat olan Hamdinin üzerindekiler işte bu SRV tipinde 6.30Kdakilerden. Ama maple stratımın üzerindekiler ise Fralin underwound vintage hotlar. Sap manyetiğim tam 5.80K. Ve çok severim. Onun verdiği net yanma tonunu hiç bir şekilde Hamdi yapamıyor ki ikisi de iyi gitar ve bu manyetikleri birbirlerinde denedim. Dolayısı ile yukarda yazdıklarımdan dolayı yanlış anlaşılmayayım, 5.75k işi de çok güzeldir. Ben şahsen çok severim ve de özellikle kayıtlarda 5.75 daha iyi duruyor. Daha bir ortada kalıyor hep, teli kasınca yanmaya başlıyor ton. Ama drive işine girince özellikle bolca drive işine girince biraz dağılabiliyor. Ondan dikkat etmek lazım, ve de çok drivea gelmez kısacası.

    Köprü manyetiklerinde günümüzde o eski strat köprü manyetiklerini kullansanız cidden çok tiz ve nerdeyse kullanılmayacak kadar ince bir ton çıkabiliyor. Bundan dolayı nerdeyse bütün üreticiler köprü manyetiklerini ayrı tutup, onları daha fazla resistanslı bir şekilde üretiyorlar. 7.00K gibi köprü manyetikleri mesela şu anda Amerikan stratların üzerinde olanlar. Ben Hamdide Van Zandt blues special köprü kullanıyorum ki bunun derecesi 7.10K.

    Ama maple stratta Duncan antiquity II surfer custom köprü kullanıyorum ki onun resistans derecesi 10K! Şaşırmayın, çünkü bu manyetik custom ve de normal #42 tel ile sarılmamış. #44 tel ile yani JBnin sarıldığı tel ile sarılmış. Çok güzel tonları vardır.

    Köprüde yüksek resistanslı bir manyetik kullandığınız vakit, tizler yuvarlaklaştığı vede uppermidler arttığı için köprü pozisyonunda çok işe yarıyor. Ama bir yandan da çok önemli bir eksisi var ve de bunu bilin isterim.

    Stratlarda nerdeyse Claptonun Rory Gallagher'ın strat kullandığı her şarkıda seçtiği pozisyon köprü orta paralel pozisyonudur kısacası ikinci pozisyondur. Bu pozisyonda tizlerin miktarı devredeki manyetikler birbirine paralel olduğundan dolayı illa ki daha azdır zaten. Ve de dolayısı ile köprüye daha yüksek resistanslı bir manyetik takacak olursanız, burada tiz ebadı iyice azalıp, gitarın en ama en güzel pozisyonunu mahvedebilir. Benim başıma geldi de oradan biliyorum. Bu duncan ant II surfer custom ile normal bir 6.30K orta manyetiği kullandığımda, tizler yok oldu. Layla falan çalınamaz hale geldi. Amfiden ayarlar falan yalan çünkü tizleri artırsanız o zaman sap tonu saçmalıyor, denge bozuluyor. Bundan dolayı o 6.30Kyı çıkarttım ve de yerine bir tane 5.75K taktım. Ve olayı çözdü. Kısacası benim maple stratta köprüde 10K var, ve de ortada ve sapta 5.75K kutbu ona göre ters bir Fralin. Çok severim ve de çok güzel bir ton vermekte kerata. Sadece aklınızda olsun diye yazıyorum bu köprüdeki yüksek resistans işi ile alakalı olarak.

    Bunun yanında farklı kalınlıkta bakır tel kullanan (hatırlayınız ki normali #42) çok fazla strat manyetiği yok. Duncan Twangbanger var ki o da #43 aslında. Temelde tele tonu versin diye tasarlandığından o şekilde ve de unutmayın ki #43 aynı bakır kütlesinde çıkışı hafif yükseltirken biraz daha tiz ve canlı olacak.

    Bakır telin ensulasyonu:

    Yine yukardaki tablodan göreceksiniz ki 64 yılına kadar Fender hep Formwar kullanmakta. Formwar rengi yukarda ilk verdiğim resimdeki renk, bakır ben bakırım diye bağıracak. 64den sonra plain enamel de kullanmış, ve de alttaki resimde twangbangerın resmini koyuyorum çünkü ondaki plain enamel, renk farkını görün istediğimden:



    Daha önce yazdık ama hatırlatalım. Plain enamel Formwara göre daha tok daha az tiz vermekte, daha az canlı. Kısacası Fender tasarımda cidden işi bilen bir şekil yapmış zamanında. Daha canlı bir gitar yapmak istediğinden, daha net ton olsun diye uğraştığından doğru seçimi yapmış.

    64de plain enamele geçiyor dediğim gibi.

    Günümüzde plain enamel kullanan en yaygın manyetik Fender Texas Special. Elinizde varsa açıp bakın acaip koyu bir renk göreceksiniz. Bu manyetikte plain enamel kullanıması da normal çünkü bu manyetiğin tasarımında mıknatıslar güçlü hatta ötekilere göre çok güçlü ve de uppermidler iyice gaz olsun diye ortasında göbek verecek şekilde sarılmıştır. Ama bunu bir nebze olsun dengelesin tonu yuvarlaklaştırsın diye sanırım plain enamel kullanmışlar ensulasyon olarak. Dediğim gibi diğer bir plain enamel kullanan manyetik te Duncan Twang Banger.

    Bunun yanında şu anda hatırlamaya çalıştıysam da tam emin olmamakla beraber Van Zandt sanırım formwardı. Ama dediğim gibi açıp bakmam lazım, eğer çok lazım olursa bu bilgi haber verin açar bakarım.

    Fralinler ise polysol kullanıyor, Plain Enamel bulmak en azından Amerika'da üretilenini bulmak artık imkansız. Çin'den geliyormuş şimdi. Çünkü zehirli olduğundan yasaklandı kerata ABD'de üretimi. Ama malum Çin'dekiler insan değil ya, şimdi onlar üretiyor.

    Bu arada Duncan bu yüzden dediğine göre 100 yıllık plain enamel teli stoklamış vaziyette. Yani 50 sene sonra bunu okuyan olursa, Duncan eski vintage tel kullanıyor falan diye atıp tutabilir. Haberiniz ola.

    Lolları da bilemiyorum cidden. Bir internet sayfasına bakayım, görerek bir şey söyleyebilecekmiyim. Sadece polysola hiç sıcak bakmadığını biliyorum, kendisi dile getirmişti Les Paul forumunda. Baktım ve de bir bilgi koymamış:

    http://www.lollarguitars.com/Pickups.htm

    Bu arada dikkatimi Tweed (Blonde versiyonunun daha az çıkışlısı) manyetikleri çekti. Der ki "Alnico 2 flat poles, scatter wound. Voiced for most Tweed amps. Smooth top end with lower output, very clean. Calibrated sets available, 4.85–5.35K." Resistans derecesinin ne kadar düşük olduğuna dikkatinizi çekerim. Alnico 2 ile iyice net olsun diye yapmıştır patron, malum bu işin tek kitabını yazan (kitap kara borsada yani ebayde 250 dolar) adam kendisi.

    Reverse Wound Reverse Polarity - RWRP Hadisesi:

    Strat manyetikleri malum humcancelling değil single coil manyetikleridir. Elbette bu nedir diye soruyorsanız şu anda kendinize, bu kaynak aşikar şekilde sizin için fazla teknik. Forumda bir dizin açın orada anlatırız detaylarını. Gerçi daha sonraki yazılarda HBlar hakkında yazarken bunun üzerinden detaylı geçeceğim ama yine de teknik olacak elbette, çünkü maksat o.

    Dip gürültüsünün olmaması ve de iki manyetiğin birbiri ile fazda olması için RWRP şart bir olay. Fender bunun farkına geç varıyor, 54 sonrası, 50lerin sonunda. Hatta başta 3 yollu switchler varmış stratlarda, yani 3 manyetiği ancak ayrı ayrı çalıştırıyor. Halbuki eğer köprü ve orta manyetikler birbirlerine karşı RWRP olurlarsa ikinci pozisyonda bir dip gürültüsü olmayacaktır.

    Bu ne demek:

    RP Reverse Polarity kısacası ters kutup demek. Dedik yapı kısmında bu rodlar mıknatısı diye. Onları kuzey kutbu ya altta tabanda ya da yukarda tellere doğru. Yukardaki tabloda zaten detay var Fenderin kullandıkları ile alakalı. Eğer bu manyetik köprü manyetiği ise, o zaman orta manyetiği onun tam ters kutubuna sahip olmalı. Bu bir!

    Nasıl anlarım derseniz çok kolay. İki manyetiğin üst taraını birbirlerine yaklaştırın. Eğer birbirlerini itiyorlarsa RP değil, çekiyorlarsa RPdir.

    RW - Reverse wound: Bu daha basit bir şey ve de bu faz ile alakalı ingilizce tabir olarak.

    Yukardaki resimde anlatıldığı gibi bobinin etrafına teller sarılacak. Kısacası bir başı bir sonu var, ve de ne yöne sardığınız önemli. Yani saat yönüne mi sarıyorsunuz yoksa saate ters yöne mi bu olay işte. Kısacası tam olay köprü manyetiği saat yönünde sarıldıysa orta manyetiğin de saate ters yönde sarılmış olması lazım RW için. Aynı yönde sarılırlarsa ve de siz her iki manyetikte siyah kabloyu topraklarsanız o zaman bu iki manyetikten cılız sinek vızıltısı gibi bir ses çıkacaktır. Acaip düşük çıkışlı olacaktır beraber çalışırlarken. Bunun adı out of phase, yani ters fazda. Kısacası onlar in phase olmak zorundalar.

    Ama aklın yolu bir ve de bu elzem değil. Eğer aynı yöne sarılmış bile olsalar, birinde toprağı sinyal ve de sinyali toprak yaparsanız, o zaman elektriksel olarak akım yönünü değiştirmiş olacaksınız. Kısacası illa ki fiziksel olarak ters sarılmış olmasına aslında gerek yok.

    DiMarzio akıllı olarak (belki de ucuzcu diyebilirsiniz bazılarının dediği gibi) her single coil manyetiği aynı yöne sarar. RW olacak olanlarda ise beyaz ve siyah kablonun yerini değiştirir, olur biter. Siz siyahları topraklarken aslında bu akım yönünü elektriksel olarak değiştirdiğinizin de farkında olmazsınız.

    Ama detay delisi Duncan işi bilir işe gitmez. Farklı yöne sararlar historic accuracy takıntısı yüzünden. Ondan zaten bu adam bana iyi geliyor, yani ufak detaylarda cidden işini sevdiğini söyleyen çok unsur var. Yoksa masraf kesmek açısından bunu yapabileceğinin zaten farkındadır, daha benim doğmadığım yıllardan beri.

    Bundan dolayı eğer elinizdeki iki strat manyetiği birbirlerini itiyorlarsa, RWRP oldu demektir, cidden ters yönlere sarılmış olmaları elzem değil. Sadece takarken yüzde 50 şans işi olur. Ve Murphy kuralı bendenize hep aykırı çalışır. Her seferinde tutturamam. O zaman bir defa daha açıp orta manyetiğin sinyalini toprak, toprağını da sinyal yapmak gerekir.

    Bu arada stratlarda yapılabilecek güzel bir maymunluk var. Orta ve köprü manyetiklerinden HumBucker elde etmek yani onları seri bağlamak. Bu durumda seri bağlandığında tonda netlik çok azalıyor ama acaip güçlü oluyor çıkış. Daha önce alttaki dizinde detaylı olarak bu hadiseden bahsetmiştim ve isteyen oradan bakabilir. Askerde olan Levent arkadaşımız da bu işe gönül verenlerden:

    Kaynak:

    http://www.muziktek.net/modules.php?...wtopic&t=11340

    Alıntı Mesajın aslı Dr_Barlo tarafından gönderildi
    Millet,

    Herseyden once klavye ingilizce ondan ozurleri pesinen bildirelim.

    Malum stratlarin en buyuk problemi koprudeki tonun gereginden ciliz ve ince olmasi. Bu ton elbette kendine has bir yapiya sahip ve de bunu dogru kullanan cok guzel isler yapiyor bununla. Bakiniz hasirt the blackmore yani...

    Amma vellakin genelde bu ton strat sever insanlar tarafindan dahi problemli gozukmekte. Bazilari bundan kurtulmak icin kopruye bir HB takiyor, kimisi kopru ile orta pozisyonunu fabrika cikisindaki gibi kullaniyor (yani paralel) ve kimisi bu ton bana gelmez diye oturup kendi basina manyetik sarmaya basliyor (bkz Lindy Fralin)...

    Gecenlerde HB calisma prensiplerini tam olarak anlamadigimi Duncan forumundan bir kankanin bana verdigi ters ornekler iceren bir nevii ders sayilabilecek yazisindan anladim. Kendisine (oradaki nicki Artie) bir defa daha tesekkur ederim. Neyse oturup dusununce fark ettim ki bu yanlis anlamam sebebi ile stratlarda yapilabilecek ve de daha once cok duymadigim (karsilasmadigim) bir modifikasyonu es gecmisim bunca yildir.

    Daha once bu modu dusunsem dahi dip gurultu olur veya birbirine out of phse kalir diye sacma sapan ve yanlis bir dusuncem vardi.

    Neyse, oturup madem oyle iste boyle diyerekten bir stratima bir on/off mini swith taktim. Masrafi 50 Ykr Kadikoy'de Yazicioglu'nda, ve lehim yapmayi bilmeniz gerekmekte ama sonucta gitara yapilabilecek en iyi modlardan birini 50ykr'ye yapmis oldum.

    Sonuc cidden beni dumur etti. Bu kadar iyi olabilecegini dusunmemistim.

    Olay su: Bu miniswitch sayesinde kopruyu orta ile seri baglanti haline getirebiliyorum. Detaylari asagida anlatacagim yapmak isteyenler kendileri tekrarlasinlar. Boylece kopru ve orta manyetikler beraber seri halde calisiyor. Humbucker oluyorlar yani, ve dip gurultu de yok out of phase de degiller. Cikan ton JBden daha guclu nerdeyse ama aksi gibi kalin tellerde cok net, ve ince tellerde daha tok. Yani nerdeyse ideal bir ton verecek utanmasa.

    Daha once de seri baglantilar yapmistim ama hep tele uzerinde (kopru ve sap mesela). Hic stratta yapmamistim bunu ve cidden cok hosuma gitti.

    Gelelim olayin detaylarina.

    Simdi koprunun topragini sokeceksiniz. on/off

    [ x x x ]

    seklinde gozuken baglantinin ortasina lehimleyeceksiniz. Sonrasinda sol taraftaki baglantiyi alip topraga ucuracaksiniz, sag taraftakini de alip middle manyetigin hot baglantisinin girdigi yere monteleyeceksiniz.

    Dolayisi ile bu mini off iken baglantiniz aynen hic oynanmamis bir strat gibi olacak. Ama on iken birinci pozisyonda kopru ve orta manyetik seri olarak HB seklinde bagli olacaklar, ikinci pozisyonda sadece orta manyetik calisacak (zira kopru kendini toprakliyor), ve gerisi eskisi gibi. Sonra 4. pozisyonda ya sadece sap ve orta paralel olacak (mini off iken yani bildik sevdik eski strat pozisyonu), ya da sapa paralel olarak kopru/orta seri HB'i baglamis olacaksiniz.

    Size iki tane pozisyon daha verecek bu mod, ve ikisi de cok kullanisli pozisyonlar bana gore.

    Gelelim tonuna:

    Elbette bir HB beklemeyin. Sonucta gitariniz "normal" bir strat. Ondan PAF kopru tonu alamazsiniz ne halt ederseniz edin, sadece kopruye bir PG falan takarsaniz bayagi yaklasirsiniz.

    Bu yukarda bahsettigim hadise elbette tam olarak size o PAF HB tonlarini vermeyecek orasi kesin. Zira manyetik alan farkli, yapi farkli, farkli oglu farkli.

    Ama verdigi ton normal koprunun iki kati guclu, daha tok, daha az tiz, dip gurultusuz ve guclu bir ton. Ondan bence cok kullanisli. ve isin guzeli de sadece 50ykr'e oluyor yani bir manyetik falan bulmaniza gerek yok. Cok ucuz... Sonucta thin lizzy, ACDC falan kotaran cok guzel bir gitariniz oluyor. Sahne icin super bir olay. Zira unutmayin sahnedeki en buyuk dert tam olarak PAF tonunu nasil verebilirim degil, onun yerine, Thin Lizzy Don't Believe a Word calarken stratimdan nasil olur da o guclu tonu kasarim sorusu olur. Bu modifikasyon bunu yapiyor.

    Tek problemi tizlerin hafif az olmasi. Yani normal strat icin ayarlanmis bir eqda bu pozisyona gecince, tizler az kaliyor. Elbette bunun icin sesi ayarlarsaniz bu sefer de normal stratlar icin ton fazla tiz oluyor.

    Ama cok buyuk dert degil kanimca. Ya ayar yapacaksiniz ya da araya bir adet trebleboost pedali ekleyeceksiniz.

    Daha detayli olarak asagidaki grafik sanirim daha iyi yardimci olur:

    Bu arada bu grafik Duncan sitesinden alinmistir ve sadece Muziktek forumlarinda kullanilmak uzere degisiklige ugramistir. (Kendi kendimden izin aldım ve de Gitar Pedal forumlarında da kullanılabilir.)

    B
    Strat manyetik markaları ve de onların tonları hakkında bilgileri gerekirse bu dizinde ilerleyen mesajlarda veya farklı dizinlere yazacağım. Zaten malum bu dizin temel bilgiler için geçerli.

    B

  4. #4
    Terlikli Kasım Paşa... Dr. Barlo kişisinin Avatarı
    Üyelik Tarihi
    Sep 2007
    Konum
    GP Cemleri
    Mesajlar
    31,589
    Blog Yazıları
    19
    Cemler
    >99
    Telecaster Single Coil Manyetikleri

    Bildiğim kadarı ile elimden geldiği kadarı ile Fender Telecaster (tele olarak kısaltmayı bolca kullanacağım) manyetikleri hakkında bildiğim detayları şimdi yazacağım. Ve de hatalar varsa onları da belirtmeniz durumunda gerekli değişiklikleri yapacağım.

    Köprü manyetikleri ile başlayacağım, çünkü sap manyetikleri yapı olarak farklı ve de yıllar boyunca köprülere göre daha az değişikliklere uğramış bildiğim kadarı ile.

    Alakalı iki resim ile başlayalım (Stewmac'ten ve de Seymour Duncan'dan)



    Bu resim tele köprü manyetiğinin içini göstermektedir. Bitmiş hali:



    Bu manyetikler daha önce yazmış olduğum bilgilerden ve de resimden de anlaşılacağı üzere, Stratocaster manyetiklerine yapı olarak bayağı benzer. Yine 6 adet (derecesi değişiklik gösterse de) alnico mıknatıs vardır (rod denilen parçalar) ve de yukardan ve aşağıdan gelen parçalarla karkas, ve de tellerin sarılması ile de bobin oluşur.

    Bunlarda Stratocaster manyetiklerinin aksine bir pickup cover falan yoktur. Dolayısı ile bakır teller açıkta olmasın diye, bobinin etrafına kalınca bir ip sıkıca sarılır ve de muma batırma işlemi sayesinde de bobinin etrafına sıkıca yapışmış ve de bobini koruyor olur.

    Bu ipin rengi ya 50lerde genelde siyah ve de sonradan 60larda beyaz/gri bir renk alır. Altta bu ipin resmini stewmac'ten satıldığı şekli ile resmi var:



    Bunun haricinde Stratocaster manyetiklerinden yapı olarak büyük iki fark vardır. Birincisi bobinin daha geniş olması. Ki bu tonu direkt etkiler, manyetik alan aynı olsa da bakır teller daha geniş bir alandan sinyal alabildiğinden dolayı, ton daha tok gelecektir bu manyetiklerle aynı özelliklere sahip bir Stratocaster manyetiğine göre. İkinci yapı olarak büyük fark ise bu manyetiğin altında bulunan "baseplate" diye tabir edilen metal parçadır. Bu metal parça ya bakır (copper) alaşımlı, ya da tin/zinc alaşımlı olur, tabi orjinal hali ile. Bunların etkileri farklı oluyor ama onlar hakkında aşağıda bahsedeceğim.

    Tam tarihleri ben de bilemiyorum, hangisi tam olarak ne zaman yapıldı falan diye. Ki zaten bu da bir araştırma makalesi değil, daha ziyade tele manyetiklerini tanıtıcı bir yazı olduğundan açıkça konuşmak gerekirse tam hangi tele manyetiğinin modeli tam olarak hangi sene çıktı gibi konular hakkında çok detaycı olamayacağım. Sadece bildiğim kadarı ile buraya yazacağım.

    Ilk teleler piyasaya 50 yılında çıkıyor bildiğim kadarı ile. Bu yıllarda ilk yapılan telelerin adı Broadcasterlar ki bir isime benzediği için problem yaratınca bir süre isimsiz kalıp (ki onlara No-Caster denmektedir tam o sıralar isimsiz yapılan modellere) sonra televizyon gazına adı Telecaster olmuş. Aynı zamanlarda tek köprü manyetikli modelleri de çıkıyor piyasa ki onları adı da Esquire. Sonuçta bu Telecasterlar hakkında bir yazı olmaktan ziyade manyetikleri açısından bir yazı olduğundan, bu kadar detay yeter, zira bu laflar kullanılacak. 51-2 yılında manyetiklerde bir değişikliğe gidiyorlar (ki pickguardın rengi de değişiyor) ve de o yıllardaki manyetiklere (köprü manyetiğinde değişiklik var) gitarın siyah renkli pickguardı yüzünden Blackguard manyetikleri de denilir. Daha sonraki değişiklik ise 60lı yıllarda oluyor ve bu değişiklik te önemli, zira verdiği tonlar gayet farklı.

    Kısacası 3 ana tip tele vintage köprü manyetiği var. Broadcaster (Esquirelar da bu manyetiklerle gelmekte), Blackguard ve de 60'lar.

    Broadcasterlar

    Bu manyetikler sarılırken çok detaycı olmamış Fender. Herhalde ilk baştaki karışıklık yüzündendir. Bu manyetikler ama hepsi #43 AWG teli ile sarılmış vaziyette. Daha önce yukarda verdiğim Duncan'nın tablosunda görebilirsiniz, üzerindeki ensulasyon da formwar, PE değil. Bu manyetiklerdeki resistans 7.50K ile 10.00K arasında değişiklik gösterdiği söylenir. 10.00K mesela Rolling Stones'dan Keith Richards'ın imza tonu denir mesela. Kısacası bir kural yok. Ama detaycı delisi olan ve de işe tele manyetikleri ile başlayan Duncan Broadcasterlarını 7.80-8.50K gibi sarmakta. Custom shopta 10.00K üretir ve denememiş olmama rağmen çok iyi olduğu söylenir.

    İçindeki mıknatısa gelince: Burada tam bir uzlaşı yok. Duncan a5 demekte, ama bu işin piri olduğuna herkesin hem fikir olduğu tipler, Alan Hamel, Fred Stuart, Jim Rolph falan gibi alnico 3 olduğu söyler. Yukarda bunların arasındaki detayları vermiştim. Ama tekrar etmek gerekirse a5 a3e göre daha net basslara daha yüksek bir çıkışa ama daha fazla tizlere sahip. Daha cazgırdır yani. Ama a3 de a2 gibi yumuşak falan da değildir, bunu da belirtelim.

    Dolayısı ile tam olarak detaycı iseniz, alnico 3 sanırım daha doğru seçim.

    Altlarındaki baseplate açısından da farklılıklar var. Duncan bakır alaşım olarak kullansa da ötekiler tin/zinc alaşımı kullanmaktalar. Tin/zinc daha net daha parlak bir ton sağlar. Temelde baseplate manyetik alanın aşağıda şekillenmesine sebep olduğundan, ve de onu genişlettiğinden, bu madde ne kadar manyetik özellikler sağılıyorsa manyetik alan altta o kadar daha güçlü olacak demektir. Bakır bildiğim kadarı ile manyetik olarak tin/zinc'e göre daha az manyetik ve de dolayısı ile herşeyi aynı olmak üzere bakır baseplate'li bir tele köprünün manyetik alanı açısından tam olmasa da daha fazla strata benzeyecek (ki malum stratlarda baseplate yok zaten). Bunun sonucunda da tin/zinc kullanıldığında çıkış daha yüksek olacka ve de ton daha parlak olacak.

    İşte Duncan a5 kullanıyor (daha parlak) ama bakır alaşımlı baseplate sayesinde biraz daha az parlak oluyor ton. Ama ötekiler a3 kullanıp (daha az parlak) tin zinc baseplate sayesinde de daha fazla parlaklık alıyorlar. Böyle ufak entesan bir hadise var.

    Tam olarak eski manyetiklerde hangisi kullanılmış bilemiyorum açıkçası. Bu işte akademik bir çalışma olur ve de dolayısı ile ona giremeyeceğim.

    Blackguardlar

    Bu manyetiklerde Fender zamanında ciddi değişikliklere gitmiş. Yapı olarak aynı bildiğim kadarı ile ama kullanılan bakır tel #43 yerine #42 yani daha kalın olan tel. Ama hala formwar kaplamalı.

    Fakat sarılma miktarları Broadcasterlara göre epey daha düşük. 6.00K ile 7.00K arası gidip gelirler. Nettir ondan dolayı ama yumuşaklardır aynı anda. Neyse tonal hadiseleri daha sonra yazacağım. Duncan antiquity I tele manyetikleri bunların gayet doğru replikaları alnico 2 mıknatısı hariç. Mesela Roy Buchanan'nın meşhur Nancy'sindeki köprü manyetiğinin 6.00K olduğundan hep bahsedilir. Neyse...

    Duncan bu manyetiklerde (alnico 2 pro ve de Jerry Donahue modelleri sayılabilir) mıknatısları a2 şeklinde kullansa da sanırım oturmuş görüş bu manyetiklerin içindeki mıknatısların a3 olduğu yönde. Aynı şekilde Duncan her ne kadar bunlarda bakır baseplate kullansa da ötekiler genelde tin/zinc baseplate kullanmaktalar.

    Tonal özelliklerini daha altta yazacağım. Kısacası Broadcasterlar ile tek farkı aslında bakır telin kalınlığı ama bu da malum önemli bir fark.

    Şu ana kadar atladığım bir şey stagger hadisesi bu manyetiklerde. Daha önce stratlar hakkında yazarken detay vermiştim ne olup olmadığı hakkında. Broadcasterlar ve de Blackguardlar düzdür, yani nonstaggered diye geçer. Bazen sadece Re ve Sol tellerine denk gelenler çok hafif yüksek olabilir ama çok ciddi bir stagger yoktur bu ikisinde de.

    60'lar usulü manyetikler

    Bunlar açıkçası Fender açısından epey farklı yapıdalar. Bunlardaki bakır tellerin kaplaması yine Formwar ve bakır tel kalınlığı #42. Ama içlerindeki mıknatıs alnico 5 ve de bunlar ötekilerin aksine staggereddır normal strat manyetikleri gibi mıknatıs rodları aynı yükseklikte değildir.

    Bu manyetiklerin en büyük meşhur tonlarından birisi Stairway to Heaven solosunda mesela. Jimmy Page'in telesi bu yıllardan kalma güzel bir alet. Ve de onun manyetiğinin yapısı aynen yukarda yazdığım gibi. I- IV albümlerinde LP kullandığından daha fazla tele kullanmıştır bu arada.

    Tonal Özellikler:

    Genel olarak tele köprü tonu strata göre daha güçlü çıkışa sahiptir. Ve de gelen ton nerdeyse onun kadar net olmasına rağmen daha tok oluyor. Fakat bu tizlerin daha az olması demek değil, tizler bol bol gani gani var, ama daha güçlü ve de oturaklı.

    Tele'de açık tellere vurduğunuzda çıkan sese genelde twang denmekte, Ingilizce sesi benzetme şeklinde oluşturulmuş bir laf. Country şarkılarında mesela bu çok vardır, herhangi bir overdrive falan kullanmadan gelen ton oluyor bu.

    Yukardaki modelleri bir birleri ile karşılaştırmak gerekirse temel olarak Blackguard manyetiklerini seçeceğim. Ve de ton özelliklerini o manyetiklere göre karşılaştıracağım. Bu arada yeni American Series Telelerde gelen manyetikler bu üçünden de farklı benim bildiğim ama daha ziyade 60'lar usulü a5li ve de #42 telli, fakat üzerlerinde bir staggering yok bildiğim kadarı ile. Bu resimde hatta detaylar gözükmekte. Yani American Series Teledekiler nasıl diye düşünecek olursanız, 60'lar usulü olanlara daha yakın olacaklar. Bunun yanında Highway 1 upgrade lerin üzerindeki tele manyetikleri alnico 3lü ve #42 telli ve de staggered mı değil mi tam bilemiyorum. Dolayısı ile daha ziyade Blackguardlara benzemekteler, ama yazdığı kadarı ile "hot" yani Blackguardlardan çıkışları biraz daha yüksek olacaktır, midler biraz daha ön planda olacaktır ama netlik daha az olacaktır.

    Blackguardların tonal özellikleri net, bassları ve tizleri gayet ayrı gayrı ama ötekilere göre biraz daha yumuşak olmaları. Bunlarda twang denilen şey yine vardır ama asıl en çok ön planda olan bu twang açısından 60lar usulü olan tele köprüleri. Ötekilere göre bu manyetikler daha az tiz, daha yumuşak bass ve midlere sahip, daha bol lowermidleri ve de daha az uppermidleri vardır. Ondan dolayıdır ki overdrive işine meraklı iseniz ve de tele olayına kanalize oluyorsanız bence en iyi seçim bu manyetikler. Çünkü çok cazgır olmadan gerekli olan tok ama net bir ton sağlar. Hatta biraz güçlü çıkışlı iseler tonu kısıp drive kullandığınızda bayağı bayağı Les Paul tonlarına yaklaşırsınız. Ayrıca tele maple saplı ve de ash gövdeli olduğunda bence çok iyi bir seçim bu manyetikler, çünkü gitarın doğal tizliğini biraz tımar etmekteler.

    Broadcasterlar ise temelde bu manyetiklere gayet yakındır (alnico 3 olanlarından bahsediyorum, yoksa Duncan'nın ki alnico 5 li ve bayağı farklı, onu daha ziyade farklı değerlendirmek lazım). Ama #43 tel daha ince olduğundan dolayı (daha bol resistans verir malum) çıkan ton biraz daha tiz olacak. Netlik yaklaşık aynı ama Broadcasterlar ile daha bir twang alırsınız blackguardlara göre. Şaka maka değil, amfinin önünden yastıkları kaldırmış gibi hissedebilirsiniz blackguard manyetiğinden broadcaster'a geçtiğinizde. Açık seste bana göre çok daha başarılı, drive da ise ayarlar ile yine çok daha güzel. Ama her gülün dikeni vardır. Bunun dikeni de tizler. Eğer gitarınızın doğal tonunda tizler zaten gani gani ise bu manyetik fazla cazgır kaçabilir. Ve de nefret edebilirsiniz. Duncan Broadcaster'a gelince, onda bu farklılık daha da abartı. Hem #43 hem de alnico 5 kullandığından dolayı. Ama gitarın sesi çok tiz değilse o zaman süper bir manyetik kendisi. Yani iyi kötü diye bir hadise yok bu karşılaştırmada, daha ziyade eldeki gitara bir manyetiği uydurma hadisesi var.

    Gelelim 60's usulü manyetiklere. Bunlarda en büyük fark blackguardlara göre tizler ve de yumuşaklık. Bu iki unsur açısından da broadcasterlara göre bile daha ilerdeler. Çok nettirler ve de en fazla twang bu aletlerden gelir. Basslar süper nettir, bol ve net. Ondan dolayı zırt pırt insanın Re telini çekip patlatası gelir bu manyetiklerle özellikle. Ama hiç mi hiç yumuşak değildir bunlar. Ve de overdrive'a soktuğunuzda gitarınızın tonu eğer canlı ve tiz ise, bu manyetikler ile testere gibi bir ton alırsınız ki kullanılmaz olabilir bu. Ondan dolayı ben şahsen cidden anlamıyorum neden Fender Amerikan Series'de buna benzer manyetikler kullanıyor. Çünkü kızılağaç olsun bataklık meşesi olsun genelde yaptıkları teleler tiz özellikle. Ve de bu manyetiklerle gitarların sesi çok cazgır olabiliyor ve de bu sorun yüzünden yakınan bir çok insan gördüm. Ama tonu dengeli bir tele varsa, gül ağacı klavye ve de hafif kızılağaç, bu manyetikler o cins aletler için biçilmiş kaftan. Ve de tonu kısıp overdrive'a sokunca cidden çok sağlam LP vari tonlar verebilmekteler. Bu arada hemen bir parantez açalım, polysol olmasına rağmen bence en iyi 60lar usulü tele köprü manyetiği üretenlerden birisi Lindy Fralin. Blues Special modeli özellikle, ve de normale göre biraz daha karanlık ama tok ve net bir manyetik. Staggered. Eğer kısacası bu cins bir manyetik arıyorsanız, en iyi seçimlerden birisi kendisi.

    Denediğim manyetiklerden iyi olanlarını da buraya yazayım, ama onlar hakkında gerekli detayları ayrı ayrı dizinlerde vermek daha doğru olacaktır. Broadcasterlar açısından valla deneyip en çok ama en çok sevdiğim (sadece tele değil, bütün manyetikler arasında) manyetik Alan HAMEL denen adamın STD-B'si. Broadcaster'ı. #43 formwar, a3 ve de 9.00K gibi bendeki. Öyle böyle değil. Denediğim ilk zamanı hatırlıyorum, dibim düştü tam tabiri ile. Öyle bir şey kesinlikle beklemiyordum. Hiç satmayacağım bu manyetiği, artık Hamel üretmediğinden fiyatı epey bir arttı. Tek köprü rahat 250 dolar falan kaldırır, belki daha fazla ABD'de. Duncan Broadcasterlar da iyi ama dediğim gibi a5 olduğundan biraz daha tiz cazgır ve güçlü. Başka Broadcasterleri ile meşhur kimse gelmiyor aklıma. Blackguard işinde ise çok daha fazla isim yapmış üretici var. Duncan alnico 2 pro ve antiquity I tele lead direkt tam Blackguard tipi manyetikler. a2 bunlar ve de #42 formwar tel kullanmaktalar. Net ve yumuşaklar, ve de çok kullanılan sevilen manyetiklerdir. Duncan Jerry Dohahue aslında tam bir blackguard manyetiği değil, broadcaster ile blackguard arası kalmış bir manyetik. Zaten o adamın 51 yılı üretim telesindekinin taklidi. #43 telli ama 7.50-7.80K gibi sarılmıştır. Formwar ve de düz a2 manyetikleri. Ondan dolayı tam broadcaster olmasa da aslında tam olarak blackguard da değil. Çok güzel manyetik ama, şiddetle tavsiye ederim, hele fiyatına göre bence kesinlikle geçilmez zor bir kerata. Bunun yanında Fenderin R52 telelerde kullandıkları var, Lollarlar var, Hamel'ın Blackguardı ve de onun iş ortağının (sonradan ayrılırlar) Fred Stuart denen adamın Blackguardları var hani iyi diye bilinen. Don Mare ve Owen Duffy biraz daha yeni ortaya çıkan sağlam vatandaşlar ve de Jim Rolph da mesela çok eski olup en sağlamlarından birisi. Bu bağlamda sanırım bu aralar en moda adam Fred Stuart. Pahalı, ama en sağlamı bu denmekte. Aklınızda bulunsun, gerektiğinde daha detay veririm. Son olarak da 60's usulü manyetiklerde en iyiler Peter Florance, ve Lindy Fralin. Bu ikisi bu konuda çok iyi manyetikler yapmakta benim tecrübem ile. Owen Duffy'i de atlamayayım aslında bu kategoride o da çok iyi. Neyse dediğim gibi daha sonra detaylı olarak tele butik manyetikçileri şeklinde bir dizin falan açıp bunlara orada daha detaylı bakarız.

    Telecaster sap manyetikleri:

    Bir resmi ile başlayalım (Duncan internet sayfasından alınmıştır)



    Gördüğünüz gibi manyetiğin üzerinde metal bir kapak var. Altındaki manyetiği görmek için alttaki Fralin'den aldığım resmi de paylaşıyorum:



    Gözüktüğü gibi yapı olarak Strat single coil manyetikler ile aynı. Ama önemli bir fark var o da ebadı ki resimlerden gözükmez. Bu manyetikler strat manyetiklerine göre birazcık daha ufaktır. Dolayısı ile telenize strat manyetiği takmak istiyorsanız, ve de teleniz tam olarak tele sap manyetiğine göre hazırlanmış bir tele ise, o zaman tahta yontma işine girmeniz gerekir. Bunu bir tarafa yazın. Yani tele pickguardına da alttaki tahtadaki boşluğa da uymaz, büyük gelir bir strat manyetiği.(1)

    Yapısına geçelim. Üzerindeki mıknatıslar 3 cins olmakta, a2 a3 veya a5. Tonal açıdan farklı sonuçlar vermekte elbette bunların hepsi. Baştan beri hep üzerindeki bakır tel #43 formwar kaplı. Şimdi üreticiler farklı tipte kaplama kullanıyor olsa da (mesela Fralin polysol kullanırdı ama şimdi baktım plain enamel demekte blues special modelinde, onun için tek tek bakmak lazım) eski tele saplarda kullanılan kaplama formwar. Bunlardan başka aynen strat manyetiğinin özelliklerine sahip.

    Bakır tel daha ince olsa da yine de tele sapları stratlara göre daha güçlü ve daha az net olur. Daha bir HB vari bir havası vardır. Allah için ben bu manyetikleri çok sevmediğimden onlar hakkında da çok şey merak etmedim. Dolayısı ile aslında detaylı soru sorulacak adam da ben değilim. Ama bildiğim kadarı ile yazayım, ki bu bildiklerim içinde yıllar içinde tam olarak nasıl değişim sağlamışlar şeklinde bir bilgi yoktur. Bunu peşinen söylüyeyim.

    Dediğim gibi #43 ile daha bol sarılmış aletler bunlar. 7.60K 7.80K gibi. Nerdeyse köprü broadcaster gibi sarılmış. Ondan dolayı o kadar net olmazlar. Strat sap tonunu seven bir çok insan, bkz. Roy Buchanan, telesindeki sap manyetiğini strat manyetiği ile değiştirmiştir bu sebepten dolayı. Bu manyetik dolayısı ile tonal olarak strattan daha tok daha az net olmakla beraber, p90lara göre de daha konsatre daha bir stratvaridir. Aslında güçlü bir strat manyetiği olarak düşünebilirsiniz ki aslında güçlü ve net olmayan strat sap manyetikleri (internet traşının aksine- SRVde özellikle var bu durum, adamı 7.00K #42 strat manyetiği çalar ettiler halbuki techiesi Cesar Diaz'ın lafı ile 6.00Klik #42 strat manyetikleri kullanırken) çok da rağbette değildir aynen bu sebeplerden dolayı.

    İçindeki mıknatıs tonal olarak etkilemekte elbette tonunu. Eskiden manyetiklerin tall ve de a3 olduğu söylenir. En azından blackguard zamanında öyle olduğunu Hamel ve Stuart saklı "kutsal kase" Tele Pickup kitabında buldukları rivayet edilir. Tall demek içindeki mıknatıs rodlarının yüksek olması demek normale göre. Ve de bunlar a3 imiş. Bilemiyorum rivayet mi değil mi ama öyle bir şey var. Dediğim gibi çok da ilgilenmediğim için tele manyetikleri ile söyleyebileceğim bu kadar bu husus hakkında. Ama bunun yanında sonradan özellikle 60larda a5 oluyor bu mıknatıslar. Ki günümüzde de Amerikan series veya Amerikan standard modellerindeki sap manyetiklerinin içindeki mıknatıslar a5. Duncan blackguardlara benzer modellerinde a2 kullanmakta, antiquity I ve de alnico 2 pro manyetiklerinde. Bu arada bir parantez açayım, benim en çok sevdiğim tele sap manyetiği, ama yine belirteyim çok fazla denemedim, sadece fabrika çıkışlı Fenderler (a5), Texas Speciallar (a5), Highway 1lar (ki onlar a3 bu arada), ve R52 üzerindekiler ki onlar da a3 olması lazım... Neyse en çok sevdiğim Utku'nun gitara takarken iyice deneme şansı bulduğum Duncan alnico 2 prolar. Hem net, hem HBvari bir yumuşaklıkları var. Çok güzel manyetikler, parantez içinde belirtelim.

    Bu mıknatısların tonal etkisi hakkında yukarda daha önce yazmıştım. Oradan bakınız detayları için.

    Son olarak kapak hadisesine gelelim. Kapağı çıkarttığınızda daha fazla tizler olacak, biraz daha fazla presence ve biraz daha fazla çıkış. Ama kapak çıktıktan sonra manyetiğin bobinleri dış dünyaya açık olacak ki bunlarda malum pickup cover falan yok. Ya etrafına üşenmeyip ya kumaş ya da kağıt bant saracaksınız, veya bir pickup cover bulacaksınız ki nerden bulunur hiç bir fikrim yok. Bu arada kapağın dibinde kıskaçlar var, ve de çıkartırken bu kıskaçlara çok dikkat edin. Bunlar bobine sürtüp, bobini zedeleyebilir, ve de kaplama malum çok ince, ufak bir çizik bile kısa devre yaptırtıp manyetiği kullanılmaz bir hale getirtebilir. Uyarmadı demeyin.

    Markalara gelince: Valla her marka yapmakta bunları. Ama enteresan bir marka var ki bahsetmeden geçemeyeceğim: Rio Grande. Tall Boyz diye bir modeli var, bu mıknatıslar normalden daha uzun. Ve de sap manyetiği kapaklı değil hatırladığım kadarı ile. Sapta çok seveni vardır. Stratvari bir ton verir bunlar. Bir ara denemiştim, hiç fena değildi. 2000 öncesinde (benim teleye Warmoth'dan sapta HBlı gövde almadan önce) denemiştim, ancak hafızadan konuşuyorum.

    Strat gibi net ve güzel ton verdiği söylenilen bir diğer manyetik ise Fralin Vintage Stock manyetiği. Bunun da seveni çoktur. A5 veya a3 size bağlı siparişi verirken ama a5 için herkes çok iyi konuşur. Elimde bir süre kalmış olmasına rağmen hiç bağlayıp denemediğim için sadece rivayet aktarmaktayım bu durumda.

    En son olarak sap manyetikleri açısından çok popüler olan üç manyetikçi daha var. Jason Lollar ki bu adam zaten daha önce bahsettiğim gibi işi çok iyi bilen bir adam. Normal yani... 52lerde a2 kullanıyor ve de diğerlerinde a5. Bu adamın manyetiklerinin çok net olduğu söylenir. Bir diğer üretici bu aralar çok prim yapan Duncan Board'da Buck Cannon adı ile çok yakın olmasa da tanıdığım Don Mare denen şahsiyet. Roy Buchanan takıntısı yüzünden sap manyetiklerinin nerdeyse strat gibi olduğu söylenir. Denemedim bilemiyorum. bir köprüyü benim için Roy Buchanan köprü manyetiğine göre rewound etmişti, ama Alan Hamel'ın manyetiklerinin gazabına uğradı. Durup duruyor onun rewound ettiği bu manyetik manyetik kutumun içinde. Ve en son olarak da Owen Duffy. Bu adam da çok şeyler bilen birisi ve de emailde falan çok yardımcı olur. Eğer tam strat #42 formwar 6.00K a5 manyetiği isterseniz, tam olarak bunu size yapar. Custom yani tam anlamı ile, ve de çok başarılı bir vatandaş kendisi. Adının çok da meşhur olmaması iyi bir yerde, manyetikleri hızlıca sarıyor, 4 5 hafta gibi bekleme süreleri yok.

    Son olarak söylemem gereken bir diğer husus da, tele manyetikleri de strat manyetikleri gibi yapımları bittikten sonra mum banyosu işlemine tabi tutulurlar. Bu banyo Hamel gibi üreticiler tarafından çok uzun yapılmaz ki üst harmoniklerde bir kayıp olmasın. Ayrıca köprü manyetiğinin altındaki baseplate, yukarısındaki parçalara yine mum kullanılarak monte edilir. Genelde öten tele köprü manyetiklerinin asıl problemi (genelde, yani eğer sarımda bir problem yoksa) bu baseplatein çok iyi mum ile tutturulmamasından kaynaklanır. Bu hadise hem Fralin'lerde hem de Duncan'larda karşıma çıktı. Bunu halletmek için biraz mum ve de havyayı dikkatli kullanmak yeterli oluyor. Ama lütfen parafin hakkındaki ilk mesajımdaki uyarıları da aklınızda bulundurun, çünkü petrolden üretilmiş olduğundan dolayı yanıcıdır.

    Sanırım bildiklerim bu kadar bu manyetikler hakkında. Elbette özel olarak model model başka dizinler açıp konuşabiliriz daha ama genelde tele sap manyetiklerinin özellikleri hakkında sanırım bildiklerim bunlardır.

    Birilerine yardımcı olması dileği ile...

    Saygı sevgi,

    B

    (1) Bu ebadın daha ufak olmasından dolayı, tele sap manyetikleri ile alakalı olarak karşımıza şu unsur çıkmaktadır: Eğer stratlardaki mıknatıs çubuklar kullanılırsa (ki Fender orjinal tasarımlarında son senelere kadar hep bunları kullandı) o zaman bu manyetiklere AWG #42 bakır tel ile yeterli gücün elde edileceği bir sarım yapılamamaktadır. Yanlışım olabilir, ama bildiğim kadarı ile 5.00K'ya kadar, yani HBların bir bobininin alabildiği kadar sarım alabilirler.

    Bu da haliyle yeterli değil. Bundan dolayı bu manyetiklerde, stratlardaki ebatta manyetik çubuklar kullanıldığında, AWG#43 bakır tel ile bobin sarılır. Bundan dolayı da yukarda bahsettiğim, daha az net olan tonlar ortaya çıkar. Tabi bunun epey seveni var, ama benim gibi hiç sevmeyenleri de mevcut.

    Fender Custom Shop üstadlarından Alan Hamel, bu problemi görüp, bunun için bir tasarım yapmıştır. Bu tasarımda daha yüksek (tall diye geçer hatta) ve daha dar çaplı manyetik çubuklar kullanmıştır. Böylelikle, bu manyetiklerde AWG#42 ile 6.00K gibi seviyeler elde edilebilir olmuştur. Buna Fender'in verdiği isim Twisted tele sap manyetiği şeklindedir. Ve asıl olayı, benim gibilere tele sap pozisyonundan strat sap pozisyonundaki gibi tonlar vermektir. Ve de görebildiğim kadarı ile de ABD'de bu tasarım çok başarılı olmuştur.

  5. #5
    Terlikli Kasım Paşa... Dr. Barlo kişisinin Avatarı
    Üyelik Tarihi
    Sep 2007
    Konum
    GP Cemleri
    Mesajlar
    31,589
    Blog Yazıları
    19
    Cemler
    >99
    Gibson P90 Manyetikleri:

    Her ne kadar Rickenbecker ve Gibson şirketinin enteresan manyetik tasarımları olsa da, aslında ilk kez büyük çapta üretilen manyetiklerdir bunlar, yani P90lar. Ötekilerinin yapısında enteresan zorluklar var, ama hani onlara bakmak da güzel. Mesela Rickenbeckerinkinde mıknatıs tellerin üzerinden geçiyor, altında ve de üzerinde. Kapsıyor, yani teller manyetiğin içinden geçmekte.

    Ama elbette bunlar bir tarih dersi değil.

    Şimdi hatta baktım yanlış bir şey yazmamak için, çıkış tarihleri savaşın hemen sonrasında, 1946, Gibson tarafından üretilmiş. Ama elbette Gibson LP gitarlarının üzerinde olması sanırım onları bugüne taşıyan en büyük unsurlardan ve de elbette John Lennon bir yerde. Neyse, tarih dersine gerek yok.

    Tipine geçelim. İki cinsi var, soapbar (sabun kalıbı) ve de dog ear. Yapıları aynıdır bu iki versiyonun da ve sadece tek fark üzerindeki plastik parça. Yani gitara nasıl monte edileceği tek farkları. Resimlerini asalım (ikisi de Duncan'dan)

    İlki soapbar:



    İkinci de dogear:



    Yapısından bahsedelim ama bir grafik işe yarayacak:



    Grafikte koyu mavi taraf baseplate, yani bir baseplate üzerine oturuyor bu manyetik.

    Hemen üzerinde 2 adet bar mıknatıs var, ki bunların dereceleri a2 - a5 olmakta eski zamanlarda. Gibsonda manyetik saran kadınların önüne bir kova dolusu mıknatıs geldiği rivayet edilir. Bunların tam dereceleri de birbirlerini tutmaz, arada a5 a3 vs. Hatta o zamanın a5leri bugünün a4dü diyen (Tom Holmes gibi iş bilir) adamlar dahi var. Neyse, onun için tam anlamı ile Alman disiplini ile çalıştığı söylenemez Gibson'nın. Ve PAFlarda olduğu gibi burada da işin MOJOsu bu.

    Bu iki mıknatıs açık mavi renkte yukardaki grafikte. Bunların kutupları ince kenarlarında, ve de bu iki mıknatıs birbirlerini iter şekilde baseplatetin üzerine oturtulmakta. Zaten birbirlerini çeker olsalar manyetik alanı neutralize edecekler karşılıklı bir şekilde ve de çıkış falan olmayacak. Dolayısı ile mıknatıslar hep birbirlerini zorladıkları için zamanla güçleri (Gauss olarak) azalmakta. Bu da işin enteresan bir yönü.

    Bu iki mıknatıs, manyetiğin ortaya gelen kısmında bir spacera dayanmaktalar. Bu spacer aslında demir bir metal çubuk ve de orasında vidalar girebilsin diye delikler var. Bu yapının üzerine karkas ve de onun etrafına bakır tel sarılarak oluşturulan bobin geliyor ki grafikte gri renkte olan yer orası. Bu bobin grafikte altta gibi gözükse de mıknatısları saklamasın diye öyle yaptım. Çok da uğraşmadım tasarı geometri teknikleri kullanıp aslında grafikte mıknatısların aşağıda kalması gerektiğini göstermek için.

    Bu bobin bir çok manyetiğin aksine (strat ve telelerin kesin olarak aksine) enlemesine geniş fakat derinlemesine dar bir bobin. Bu tonal açıdan p90ların sırrı zaten. Çok genişi bir alanda manyetik alanı algılayabilen bir yapısı var, ve de ton açısından o stratların telelerin konsatre halinden çok ama çok uzak.

    Bu bobinin üzerine #42 bakır tel sarılmakta. Gibson o zamanlar hep Plain Enamel ensulasyonlu bakır tel kullanmış. Formwara göre daha az tiz, daha tok bir ton vermekte elbette bütün diğer unsurlar sabitken. Resistans dereceleri de daha sonra detaylı anlatacağım üzere PAFlardaki gibi "all over the place" yani 7.00K olanı da var 9.00K olanı da. Manyetik saran kadınlar dediğim gibi Alman disiplininden uzak!

    Bu bobinin üzerine plastik bir kap geliyor, siyah veya krem rengi. Bu kabın üzerinde 8 tane delik var, 6 vida alttaki spacera kavuşmak için, diğer ikisi daha uzun ve de manyetiği gövdeye direkt monte etmek için hem dogearde hem de soapbarda. Dogearde kenarlarda resimden gördüğünüz gibi, ve de soapbarda ise ortada iki tane vida var (grafiğim bu açıdan yanlış olmuş, tek gövdeye montaj vidası varmış gibi çizmişim, ama olacak o kadar, kadı kızı diyorum... düzeltmeye üşendim yani). Bu vidalar HBlardaki veya strat/telelerdeki gibi tam bir ayar sağlayamıyor aksi gibi. Ondandır ki bu manyetikler çok derine kaçmasın diye altına kumaş veya manyetik kutularından çıkan o köpükümsü madde konur. Biraz onları stabilize etsin diye. Siz siz olun manyetik bir şey koymayın ama manyetik alanı bozarsınız.

    Böylelikle, vidalar manyetiğin kırmızı olarak grafikte gösterilen tarafındaki kutbu spacerlar sayesinde alıp yukarı taşıyorlar, ve de bu kutup ile her iki mıknatısın manyetiğin dışına doğru olan kutbu, tellerin arasından geçtiği bir manyetik alan şemsiyesi oluşturuyor. Kısacası bu manyetiklerde strat ve telelere göre manyetik alanın şekli şemali çok değişik. Ortada tam vidaların başında konsantre olsa da, bu şemsiye strat ve telelerin aksine çok daha fazla alanı taramakta. Bu da ton olarak daha geniş bir ton demek, ne demekse... Yani daha tok daha o jazz müziğinden duyduğunuz ton demek istiyorum geniş derken. Ama hala çok iyi bir tabir gibi gelmedi bana.

    Kısacası yapısı budur. Ciddi ciddi ayar problemleri yaratabilir bu yapı bu arada. Çünkü manyetiği bir strat veya tele veya HBı kaldırdığınız kadar kaldıramıyorsunuz aksi gibi. Bir kısıt bu. Hele hele entonasyondan dolayı ABR1 veya wraparound köprü fazla havada durmak zorunda olursa, bu az çıkış demek. Ama bu arada farkında olunuz ki bu manyetiklerde 2 tane mıknatıs bar var, HBlarda bir tanedir. Yani yapı olarak çok daha güçlü zaten. Ve de işin güzelliği bu öteki unsuru birazcık olsun bertaraf edebilmekte.

    Kapağın altındaki manyetiğin yapımı bittikten sonra orjinal veya orjinal kopyası olanlarında muma batırılma işlemi yapılmamaktadır. Ama bu daha ziyade custom shop üretimlerde geçerli, yoksa bildiğim kadarı ile Duncan dahi vintage modellerinde bu işlemi yapmakta. Bunun yanında yüksek çıkışlı modellerde muma batırma işlemi kesinlikle var.

    Tonuna gelince: Valla lafla anlatılmaz çünkü çok farklı bir ton. Missippi Queen denen şarkıyı dinleyin, Mountain'dan.

    http://www.youtube.com/watch?v=-bwcBakIBaA

    Animasyonu geçin... Orjinal hali olduğu için bunu. Leslie West en sağlam p90cılardan birisi.

    Ve hatta: Gilmour'un herkes tarafından strat zannedilen ama aslında p90 olan Another Brick in the Wall (part II) deki solosu. Bu laf hemen normalde kavga çıkartır, ama hemen destekli konuştuğumuzu belirtir ve de gerekli bilgiyi de buraya asarım:

    Alıntı Mesajın aslı http://www.gilmourish.com/?page_id=50 tarafından gönderildi
    ANOTHER BRICK IN THE WALL 2
    studio
    Stratocaster
    Gibson Les Paul (solo)
    - rhythm (bridge pickup); clean signal into mixing desk (double track)
    - rhythm/melody & fill-ins (bridge pickup);Muff and Phase 90 (rate 10%)
    - solo (neck pickup); clean signal heavily gated/compressed into the mixing desk, then fed through a Mesa/Boogie amp and back into the mixing desk
    Note: It’s reported that David used the 1954 #001 Stratocaster on rhythm parts.
    Hatta alın size bu 55 model goldtop LP'in resmi:



    Resim Gilmorish'ten yine.

    Şarkı da burada...

    http://www.youtube.com/watch?v=tkJNyQfAprY

    Diğer meşhur tonlar için alttaki çok iyi bir kaynak:

    http://en.wikipedia.org/wiki/P-90#Notable_users

    John Lennon ve Bob Marley de var bu arada, the Doors da...

    Kısacası bizim memlekette nedense çok bilinmeyen bir manyetik olmasına rağmen, öyle böyle değildir. Adam gibi kullanıldığı zaman tam anlamı ile HB ve strat arasında kalan bölgede hem net ama hem de tok bir ton vermekte. Vellakin hala single coil olduğu için dip gürültüsü mevcuttur bunların.

    Tonal özelliklerini kısacası lafla anlatmak pek mümkün değil. Çalmanız lazım. Hani HB'ı açık tonda çalınca kalın E A ve D tellerinden boğuk bir ses gelir ya, stratlara göre falan hiç net değildir, p90lar stratlar teleler gibi net, ama daha tok. HBlar gibi boğuk değil. Bunun yanında strat ve telelerden ince E B ve G tellerinden de zaman zaman fazla ince güçsüz ama çok tiz gelir ya ton, bun p90larda gelen ton nerdeyse HB ile aynı. Kısacası bence cidden en geniş yelpaze sunan manyetikler, tabi eğer split paralel maymunluğuna girmiyorsanız.

    Köprüde ohm dereceleri normalde PAF HBlar gibi 8.50K falan gibidir. Daha fazla olursa netlikten kaybedip çıkış ve tokluk kazanıyor. Dolayısı ile overdrive işlerinde 9.00K da mantıklı. Ama netliği bu sefer bozuyor. Yok eğer 7.50K gibi olursa o zaman da G&L ASAT speciallardaki gibi (o da aslında p90lara çok benzer, Fender jazzmasterlardakiler de çünkü yapıları nerdeyse aynı ama mıknatıslar Fenderlerde ve G&Llerde hala rod, alttaki barlardan değil) gayet gayet sağlam ve tok bir tele tonu alırsınız. Konsantre olmadığından twang elbette tele manyetiği kadar olmuyor ama çatır çatır var. Yani göz kapalı testlerde yanılırsınız, uyarayım. Ama bu cins 7.50Klıklar ise overdriveda fazla cartlak kalabiliyorlar.

    Sap manyetiklerine gelince 7.50K gibi oluyorlar. Daha düşüğü daha net daha strat, daha yükseği daha HB gibi ton veriyor. Ama kalın tellerdeki netlik hala her durumda var. Yani Marry Had A Little Lamb çalabilirsiniz bunla ciddi ciddi, HBlarda problem olurken netlik kaybı. Ben şahsen 7.50Knın gayet iyi olduğunu düşünüyorum, ve bendeki Lollar'lar aynen orada, 8.50 ve 7.50K.

    Bu arada bir gözlem daha. Bu p90larda uppermidler yukardaki şarkılardan da dinleyebileceğiniz üzere gani gani. Yani bağırtkan cartlak bir tonu var, ve de öteki taraflar koyu olmadığı için bence JBdeki gibi kötü bir şey değil bu sefer bu. Ondan dolayı sololarda miks içinden o kadar kolay sıyrılır ki bu meretler inanılmazdır.

    Mıknatıs tiplerine göre ton fark ediyor dedik, ve de ilgilenen bu farkın nasıl olduğunu anlamak için önceki mesajlara detaylı bakabilir. Ama hani gerçek p90 tonu olarak hep a5li olanları ön plana çıkar. Bunu belirtelim. A5 de olunca bir üstteki paragrafta yazdıklarım haydi haydi geçerli olmaktalar.

    Üreticilerine gelecek olursak: Bir çok marka bunları yapmakta, ama en iyileri Duncan, Fralin ve de en tepede sanırım (ötekilere göre bile çok namlı) Lollarlar var. Aklınızda bulunsun. Duncan bunların yüksek çıkışlılarını, tam vintage olanlarını (antiquity serisinde) falan üretmekte. Ve de bildiğim ve de sınırlı imkanlarla denediğim kadarı ile vintage Duncanlar güzel ama tam vintage. Yüksek çıkışlıları ise fazla modern, seramik falan kullanıyor mıknatıslarda. Lollar işte arada kalıyor, yani seçme vintage p90 tonu oluyor onunki. Ne çok düşük resistanslı Duncan vintagelar gibi ne de çok çıkışlı Duncan hotlar gibi. Fralinleri şahsen hiç tecrübe etmedim ve bilemiyorum ama çok iyi denmekte. Ama araştırdığım zaman cidden Lollar'ın ismi ötekilere göre çok ciddi bir şekilde öne çıktı. Ondan onu aldım rahat rahat.

    Gelelim HB ebadında P90lara. Bu aletlerin, yani p90ların, şekli yüzünden başka manyetiklerle kolay kolay değiştiremezsiniz.

    Yani mesela bir Les Paul Standardınız var diyelim. Üzerine p90 takalım dediğinizde tahtayı oymanız lazım. Gerçi geri dönüş olabiliyor (conversion derler genelde, malum ancak 1700 burst var, onun için 57 öncesi p90lı vintage LPler alıp, HB takan bol bol insan var).

    Ama son yıllarda güzel bir olay oldu ve HB ebadında p90 yapan firmaların sayısı arttı. Bunlar Harmonic Dezign (z90 diyorlar), Gibson (p94 diyor), Rio Grande (bastard modelin adı) ve Seymour Duncan (PhatCat). Hepsini denemedim kimin tam olarak nasıl bilemiyorum, ama Duncan'nın yaptığı PhatCat manyetiğini çok ama çok sevdim. Aşağıda Duncan PhatCat isimli HB ebadındaki p90 manyetiğinin resmini göreceksiniz:



    Resim yine Duncan'dan.

    Yapısı nerdeyse aynı, ama HB ebadında. Altta iki mıknatıs var ama bu mıknatıslar alnico 2, 5 değil. Bu birazcık önemli, Harmonic Design Z90lar a5 mesela. Neyse,...

    Kendisi sol si ve ince mi tellerinde HB ile aynı nerdeyse. Güçlü, tok, ve de üst fretlerde bendlerde falan telelerde olduğu gibi ses uçup gitmiyor. Güzel yani, HBın güzel özellikleri var. Bir de bunun üzerine HBların sarılı tellerdeki matlığı yok. Çok net bunlar. Hatta sesi kıstığınızda bayağı bayağı tele cinsi o net twang alınabiliyor. Ama sesi açıp tonu boğduğunuzda ise birden Warren Hayes usulü en tokundan Les Paul tonunu veriyor.

    Ben cidden bu aletlerin hastası oldum. Ve denediğimde (ki çok önce olmadı bu geçen sene mi yoksa bir buçuk sene mi ne oluyor), neden bekledin ki bunca sene demiştim kendi kendime. Denememiş olanların illa denemesini şiddetle tavsiye ederim.

    Ama ciddi bir problemleri var elbette o da dip gürültüsü. Gerçi bu Duncan modeli metal kapak altında olduğu için yalıtımı daha iyi ve nisbeten bayağı az dip gürültüsü yapıyor. Onu belirtmeden geçemeyeceğim. Bu arada bu metal kap ve alnico 5 yerine alnico 2 kullanıldığı yüzünden PhatCat'in midleri daha yumuşak ve de tizleri daha az, dolayısı ile yeterince yırtıcı o a5 p90 midleri tizleri yok diyenler var. Açıkçası bilemiyorum, zira manyetiği aynı gitarda bir a5 ile karşılaştırmak imkansız. Ama yine de verdiği ton cidden çok güzel.

    Öteki seçeneklerin nasıl olduklarını dediğim gibi bilemiyorum. Ama aldığım izlenim (lafına güvendiğim tipler tarafından) üç aşağı beş yukarı aynı oldukları. Hatta Harmonic Design z90lar ile (ki bekleme süresi çok uzundu bilemiyorum şimdi ne oldu) nerdeyse aynı olduğu.

    Sanırım şimdilik bu kadar yazabileceklerim. Bu manyetikler sonuç olarak cidden hiç mi hiç atlanmaması gereken manyetikler.

    Bir dip not: Normal p90lar stratlara uymaz, tahta işi yapmak lazım. Bunu da belirtelim. Strata falan takmak isterseniz, bence tahta oydurma işine hiç girmeyip kendinize bir adet Duncan Phat Cat alın gitsin.

    Sevgi saygı,

    B

  6. #6
    Terlikli Kasım Paşa... Dr. Barlo kişisinin Avatarı
    Üyelik Tarihi
    Sep 2007
    Konum
    GP Cemleri
    Mesajlar
    31,589
    Blog Yazıları
    19
    Cemler
    >99
    Steel Poled Stratocaster/Telecaster Single Coil Manyetikleri:

    Bu manyetikleri tanımıyorum diye düşünseniz dahi, bahse girerim ki bir ara bunlarla çalmışsınızdır. Mesela eğer bir Meksika malı Stratocaster veya Telecaster çalmış iseniz, standard modellerinden, o zaman bu manyetiklerle daha önce karşılaşmışsınız demektir.

    Resimlerini hemen verelim: (ACME guitar works isimli şirketin Fralin Steel Poled #42 modelinden alınmıştır bu alttaki resimler)





    Yapısını anlatmadan önce alttaki grafik te işe yarayacak:



    Meksika Standard Strat ve Tele manyetik resimleri de:

    Strat:




    Ve Tele:




    Bu manyetikler aslında strat single coil ebadında yapılmış p90lardır. Şaşırtıcı değil mi, hiç p90 bilmiyorum diyen birisi aslında bayağı bayağı haşır neşir olmuş olabilir bu "ufak" p90larla.

    Grafikten gözüktüğü üzere, altaki gri bölüm manyetiğin tabanını temsil etmektedir. Bu karkasın tabanı değildir, veya bir baseplate de değildir. İlk resimden anlayacağınız gibi aslında bir taban yok, ama grafik açısından işime geldiğinden öyle yaptım. Bu olmayan taban üzerine, iki adet ince mıknatıs konulmuştur. Bu mıknatıslar grafikte açık mavi renkte belirtilmiştir.

    Mıknatısların alaşımı bildiğim kadarı ile ferrum, yani seramik. Tam emin olmamakla beraber, bildiğim kadarı ile alnicoları kesmek çok daha zor, çünkü var olandan üretmek için onları kesmek lazım ve de kesilirken ısınma olabiliyor ve de manyetik alan buna bağlı olarak kötü etkileniyor. Ama bir mıknatıs şirketine de bu ebatta alnico mıknatıslar da ürettirmek gayet kolaydır sanırım. Dediğim gibi sebeplerinin tam detayını bilememekle beraber, bu manyetiklerde genelde kullanılan mıknatıslar seramik. Ayrıca ilk resimden gördüğünüz gibi zaten renkleri de simsiyah ki bu genelde seramik olması demektir. Ama kesin olan Meksika yapımı Fender Stratocaster ve Telecasterlardakiler seramik mıknatıslı. Fralinlerden farkı var ama ona daha sonra geleceğim. Aşağıda bahsedeceğim yeni Gibson Melody Makerlardakiler tam nedir hiç bilemiyorum ama.

    Bu mıknatıslar sarı ile gösterilen manyetiğin ortasına denk gelen bölgede aynı kutba sahiptirler, kuzey veya güney. Kısacası birbirlerini iterler orada. Ve Fralin gibi yapan üreticilerde bu sarı bölgede p90larda olduğu gibi bir spacer vardır, yani demir alaşımlı manyetik alan açısından iletken bir çubuk. Ve bu çubuğun ortasında Fralin tasarımında 6 adet delik vardır. Sonrasında, altı adet vida yukardan bu spacer'ın içine girer.

    Fender Meksika standard modellerde ise bu metal spacer olmaz, onun yerine yukardan aşağı inen 6 adet rod/slug vardır. Bu rodlar manyetik olmayıp normal demir alaşımlı "sluglardır". Ve de fiziksel olarak bu mıknatıslara temas ederler. Araları da manyetik sarım sonrasında muma batırıldığından mum ile kaplı olur.

    Bu arada 2007 sonrasında üretilen Gibson Melody Maker gitarlarındaki manyetikler de bu cinsten. Bu resimden göreceğiniz gibi onlarda biraz fark var yanlız (resim Duncan Forumdan Wattage nickli bir tanıdık tarafından çekildi ve de asıldı). Aslında bu manyetikler eski Gibson Melody Maker manyetikleri değil, ilk çıktıkları gitardan dolayı isimleri All American II.(3) Neyse, bu yerilerinde bir baseplate var, ve de içerde tam olarak bu metal spacer var mı yok mu gözükmüyor. Şu ana kadar bu cins bir manyetiği de deşmediğimden dolayı tam olarak yapısı nasıl bilemiyorum. Ama açıkçası çok da önemli değil, çünkü:

    Metal spacer olsun olmasın, bu manyetiklerin sarı bölgeye denk gelen kutbunu ya (Fralinlerde olduğu gibi) vidalarla, ya da (Fender ve Gibsonlarda olduğu gibi) manyetik olmayan sluglarla yukarı taşınmaktadır. Dolayısı ile p90lar gibi tellerin içinden geçtiği bir manyetik alan yaratmaktalar, öteki kutup manyetiğin dış kenarlarına gelen taraf.

    Bu yapı üzerine, plastikten yapılmış bir karkas (tabanı ve tavanı) konulmakta ve de etrafına ensulasyon kaplamalı bakır tel sarılarak bobin oluşturulmaktadır. Bu bakır telin kalınlığı bildiğim kadarı ile ya #42 ya da #43 oluyor. Zevke göre. Meksikalardaki resistans derecesini hatırladığım kadarı ile #42, Fralinler hem #42 hem de #43 üretmekte ve de siparişi verirken siz belirliyorsunuz. Bunun yanında Gibson MM'lerde olanlar ise resistans decerelerinden dolayı (5.50K falan gibi en yüksek) #42 K. Bakır telin kaplaması nedir tam bilemiyorum, ama büyük bir ihtimalle polysol.

    Neyse bobin tamamlandıktan sonra, bakır teller açıkta kalmasın diye etrafına kumaş veya kağıttan olan bant sarılmaktadır Gibsonlarda. Fender ve Fralin normal bir strat/tele manyetiği gibi davrandığı için o cins modellerde nasılsa öyle takılmakta.

    Yapı açısından son söylenmesi gereken de şu: Bu manyetikler de strat manyetikleri gibi bu dizinin ilk mesajında detaylarını verdiğim muma batırma işleminden geçmektedir. Hatta bu mum manyetiğin altında bulunan parçaların iyice birbirlerine yapışmasını ve de hareket etmemelerini sağlamaktadır.

    Özetle, bu manyetiklerin yapısı aslında ufak birer p90.

    Dolayısı ile tonları da daha konsatre p90lar gibi. Yani strat manyetiğinden ziyade p90lara daha fazla benzemekteler. Fralin bu manyetiklerle ilgi bölümünde der ki #42 %20 ve #43 de %25 daha fazla çıkış sahibi. Tabi ton olarak da bayağı farklılar. Bunların tonu daha büyük stratlara ve telelere göre. Çünkü aşikar şekilde manyetik alan daha geniş telleri algılama açısından. Dolayısı ile ton strat ve telelerin aksine daha konsantre bir bölgeden değil, daha geniş bir alandan gelmekte. Bu p90lar hakkında yazarken belirttiğim tonal değişikliklere sebep verecek ama fark elbette onlar kadar olmayacak. Kısacası bu manyetikler normal strat/tele single coil manyetikleri ile p90lar arasında bir yerde durmaktalar tonal açıdan.

    Çıkışları belirttiğim gibi daha güçlü. Ton daha yuvarlak ama biraz daha fazla uppermidler var. Daha bağırtkan yani. Tizler gayet güçlü ama ince değil strat ve telelerdeki gibi. Daha dolgun. Kısacası hiç mi hiç fena manyetikler değildir bunlar.

    Hatta bir çok insanın başına geliyor. Fender Meksika Standard Stratocaster veya Telecaster gitarlarındaki manyetikleri, önceki mesajlarda bahsettiğim normal cins strat/tele manyetikler ile değiştirdikten sonra sonuçtan memnun olmama durumu gözükebiliyor. İşte bu çok da abes bir şey değil. Bu cins insanlar o ufak p90 tonunu daha çok seviyor demek bu hadise. Çünkü normal strat/tele tonuna göre bunlar dediğim gibi hem daha güçlü hem daha yuvarlak hem de daha bağırtkan. Ama elbette manyetik alanın genişlemesinden dolayı o normal strat/tele manyetiklerinin dar manyetik alandan dolayı ortaya çıkan netliği yok bu aletlerde. Netler ama strat/tele gibi değil. Daha bir p90 gibi. Ve de hangisi iyidir gibi bir soru tamamen zevklere ve renklere bağlı ve her gitarcının kendisinin bu soruya kendi cevabını bulması gereken bir husus.

    Ama strat/tele tonunuzdan memnun değilseniz, daha yuvarlak ve daha dolgun ve büyük bir ton arıyorsanız, HBlara da geçince netlik kaybından şikayet edeceğinizi biliyorsanız, kesin bu manyetiklere bakın. Ve de Meksika standard manyetikleri veya Gibson MM manyetikleri ile memnun ve mutlu yaşayan insanlara da, bu adamlar bir şeyden anlamıyor veya gerçek strat manyetiği bu değildir falan gibi laflar etmeyiniz. Çünkü o cins laflar cidden tersine sizin işi anlamadığınızı gösterir.

    Saygı sevgi,

    B

    (3) Bu dip notta, ki bir dip not için sanırım fazla önemli oldu yazdıklarım, bir detayı da aktarmak istiyorum, Gibson Melody Maker manyetikleri hakkında. Bu 2007 sonrası üretilen Gibson MM'ler hesapta 59 replica diye lanse edilmekte. Ama manyetikleri değilmiş. 2007 sonrası üretilen MMlerin manyetikleri Gibson'nın bir diğer modelinden alınma imiş: All American II bu modelin adı ve de dolayısı ile 2007 sonrası üretilen ve de forumumuzda bu dizinde konuştuğumuz bu gitarlardaki manyetiklere All American II manyetikleri demek daha doğru olur. Bunu Duncan Forumundan linkteki dizinde timorousme nickli katılımcı detaylı bir şekilde anlattı. Kendisine orada olduğu gibi burada da teşekkür ederim verdiği önemli detaylar için. Hatta Gibson MM manyetikleri için ayrı bir dizin açmamız lazım, çünkü yapı olarak bayağı bayağı farklılar. Alttaki resimler bunu göstermekte.



    Ve de iç yapısı için:



    Gördüğünüz gibi eski Gibson MM manyetiklerinin içinde HBlarda olan bir mıknatıs bar var, alnico 5. Ve bu yan olarak plastik olduğu gözüken bir karkasa giriyor ve de bu karkasın üzerinde satılmış olan tellerle (#42 PE olması lazım bildiğim kadarı ile, ama resistans derecelerini bilemiyorum) oluşan bobin manyetiği tamamlıyor. Ve de manyetiğin üzerine plastik kapak (Duncan Custom Shop'ta bu black thermoformed plastic diye geçmekte) Bu manyetikleri şahsen detay verecek kadar çalmamış olmamdan dolayı tonal bir değerlendirme yapamam. Bunu net söylüyeyim. Ama aşikar olanı şu: Manyetik alan bu manyetiklerde daha dar yukarda detayını verdiğim steel poled manyetiklere göre. Çünkü bar mıknatısları kenarları kutuplarıdır. Dolayısı ile bu manyetik ciddi ciddi DiMarzio X2N'nin bir bobinine benzemekte. Tonu da dolayısı ile steel poledlara göre daha strat/teleye yakın olması lazım. Ki bu görüş bu manyetiğin kullanıcıları tarafından da desteklenmekte. Ama dediğim gibi şimdi tecrübeden değil, daha ziyade teoriden konuşmaktayım.

  7. #7
    Terlikli Kasım Paşa... Dr. Barlo kişisinin Avatarı
    Üyelik Tarihi
    Sep 2007
    Konum
    GP Cemleri
    Mesajlar
    31,589
    Blog Yazıları
    19
    Cemler
    >99
    Gibson Patent Applied For cinsi HumBucker Manyetikleri:

    Yıl 1955. Gibson'nın mühendisi Seth Lover'ın o zaman üzerine çalıştığı husus Gibson'a gelen şikayetlere karşı bir tasarım yapmak. Altta bulabildiğim bir resmi var:





    Burada da Seymour Duncan ile:



    Malumunuz o seneye kadar Gibson sadece p90 isimli tek bobinli olan bir manyetik ile gitar satmaktaydı. Bu manyetiğin tonu güzel olmasına çok güzel ama sahne performansı sırasında bir o kadar da problemliydi, zira T.V. kayıtlarında özellikle dip gürültü (spotlar sayesinde) bu manyetiklerle çok bir belirgindir.

    Neyse, Seth Lover HB denen aleti (yani dip gürültü yokeder diye tercüme edebiliriz herhalde) 1955 yılında icat etti. Iki adet bobin bir tek mıknatıs üzerine oturacak, bu bobinler birbirlerine ters sarılmış olacaklar (kısacası elimizde ters kutup ve ters sarım var) ve sonra bu iki manyetik birbirleri ile seri olarak (ama aslında aynı yöne sarılmış olduğundan dolayı elektriksel olarak akım yönünü değiştirmek için ters faz olarak) bağlanacaklar. Bu şekilde hem güçlü bir çıkış sağlanmış oluyor, en azından p90 kadar, hem de dip gürültüsü de yok edilmiş oluyor.

    Yapısına daha yakından bakalım: Yine StewMac'ten aldığım bir kit fotorafı çok yararlı olacak bu durum için.



    Gözüktüğü gibi altta (uzun bacaklı) bir baseplate vardır. Bu baseplate'in bir tarafı içinden vidalar geçebilsin diye delikli, ve de diğer tarafı delikli değildir. Gerçi iki tarafı da delikli olarak görürseniz çok şaşırmayınız, çünkü iki tarafı da vidalı olabilsin diye bazı üreticiler o şekilde de tercih ediyorlar. Ama orjinal olarak tek tarafı deliklidir.

    Bu baseplate'in üzerine, bazı parçalar gelir. Sol tarafta olan içinden vidalar geçen ve de aslında p90larda da aynı olan metal spacerdır. Bu ortaya yerleştirilmiş olan bar mıknatısın (ki kutupları daha ince ve uzun olan taraflarında) o tarafa gelen manyetik kutbunu vidalara aktararak yukarı transfer olmasını sağlar. Öteki tarafta ise diğer bobinin içinden geçen stud ismi verilen demir alaşımlı çiviler vardır. Bu çiviler mıknatısa temas ederler, ve de sarılmasınlar diye de sağ tarafları resimden de göreceğiniz üzere manyetik olmayan (çünkü aksi taktirde manyetik alan o tarafa doğru dağılır) eskiden tahta ve de günümüzde plastik olarak kullanılan bir spacer tarafından doldurulmuştur.

    Bu yapı üzerine iki tane hazır plastik karkas yerleştirilir. Bu karkasların sağ tarafında duranın içinden (yukardaki resme göre) vidalar, sol tarafındakinden ise studlar geçer. Bu karkasların üzerine üzeri Plain Enamel kaplı AWG #42 ölçüdeki bakır tel sarılarak iki bobin elde edilmiş olur. Bu bobinler aynı yöne sarılır bildiğim kadarı ile. Bu arada bir PAFlardaki karkaslardan birisi en fazla 5.00-5.50 kilo ohm kadar #42 teli alabilir. Dolayısı ile bir PAF manyetiğinin olup olabileceği en yüksek resistans derecesi 10 hadi olsun 11 kilo ohmdur. Bu sebeple, karşınıza 14 kilo ohmluk PAF görünümlü bir manyetik çıkarsa biliniz ki içindeki tel #42 değildir.

    Dolayısı ile vidaların taşıdığı manyetik kutup ile studların taşıdığı manyetik kutup aynı değildir. Kısacası bu iki bobin arasında ters kutup olayı vardır. Devamında yukarda RWRP bahsinde detaylarını verdiğim gibi, ters sarım ise bu iki bobini birbirlerine göre ters fazda bağlayarak elde edilir. Yani fazda bağlanmaz çünkü o zaman aynı yöne sarıldıklarından dolayı istenilen unsur olmaz. Kısacası fiziksel ters sarım yerine, akım yönünü bir bobinde toprağı sinyal ve de sinyali toprak yapmak yolu ile elde edilmiş olur. Iki bobin birbirlerine seri veya paralel olarak bağlanabilir. Orjinal PAFlarda bu bağlama cinsi her ne kadar seri olarak olsa da (yüksek çıkış verecektir bu usul) Seth Lover'ın daha sonra Fender için tasarladığı ve de thinline ve diğer telelerde kullanılan Wide Range HB'larda bu bağlantı seri olarak yapılmıştır. Aynı zamanda Gretch gitarlarında da temel mantık aynı olup, bu bağlantı paralel olarak yapılmıştır. Bu detaylara sonraki mesajlarda geri döneceğim. Bu mesajda sadece PAF manyetikleri hakkında bahsedeceğim.

    Bu arada bobinlerin yapımı bittikten sonra bakır telin açıkta olmaması için, bobinlerin etrafı kağıt bant ile kaplanır. Ve de manyetiğin bütün yapısı bittikten sonra, hem dış unsurlardan daha az etkilensin diye (ter, darbe, ve dışardan gelen dip gürültü yaratabilecek unsurlar) hem de kozmetik açısından, manyetiğin üzerine metal (nikel veya krom alaşımlı) bir kapak takılır. Ve bu kapak da manyetiğin baseplate'ine lehimlenir.

    Bu arada PAF manyetikleri orjinal olarak muma batırılma işlemine tabi tutulmamıştır. Bunu da not edelim, ve de bu hadise hakkında bu dizinin ilk mesajında zaten detaylı olarak bilgiler mevcuttur.

    Bu yapıda çok enteresan hadiseler olduğundan aslında Seth Lover'ın ne amaçladığı da bunda çok önemli, yani bu hususları tam olarak kavramak için. Ondan üzerine basa basa söylememiz gereken bir şey var: O da PAF manyetiklerinin aslında dip gürültüsüz p90 olarak tasarlandığı. Yani ideal olarak bir PAF manyetiği p90 ile aynı tona sahip olmalıdır, tek farkları ise HBlarda dip gürültüsü olmamasıdır.

    Bu hadise yüzünden Seth Lover temel tasarım üzerinde çalışarak temel tasarıma bir çok yenilik kattı. Bunlardan birincisi iki bobinin aynı güçte olduğunda çıkan tonun yeterince net olmamasından kaynaklandı. Bundan dolayı bir bobini daha güçsüzlendirmek için manyetik alanı dağıtmak yoluna gitti. Ve onun içindir ki bir bobine vidalar taktı. Malum vidalar manyetiğin baseplate'inin altından çıktığı için, manyetik alanı manyetiğin altına da taşır, köprüye doğru olan bobinde (köprü pozisyonundan bahsediyorum). Elbette o zaman vidalı bobin ötekine göre daha "güçsüz" olacak. Bu sayade netliği artırdı.

    Devamında bobinlerin tam olarak aynı resistans değerlerinde sarılmasının da netliği kötü etkilediği meydana çıktı. Buna (sanki yeni bir buluşmuş gibi) günümüzde DiMarzio Air diyor ve de Fralin Un-Bucker diyor. Neyse, aslında bu hadise de Seth Lover yüzünden bilinen bir şey. Yani 8.00Kilo ohmluk bir PAF manyetiği genelde 4.00K atrı 4.00K olarak çok iyi olmaz. Daha ziyade (tercih edilen çivili bobinin daha güçlü olması) ne bileyim 3.70K ve 4.30K falan gibi olur.

    Aşağıda PAF manyetiklerinin ortak noktalarını sayalım:

    1. #42 AWG plain enamel ensulasyonlu tel ile sarılmışlardır.

    2. Ohm dereceleri 7.50K ile 9.00K arasındadır. Her bir manyetik diğerine benzemez, bunun hakkında altta daha detay vereceğim.

    3. İçlerinde kullanılan mıknatıs alnico 2 - 5 arasında bir derecedir. Yine burada da bir kural yok, 2li PAFlar olduğu gibi, 4lüler de var.

    4. Renkleri siyah, zebra veya çifte krem şeklindedir.

    Şimdi gelelim PAFların tam olarak belirlenmiş spesifikasyonlarının bulunmaması hususuna. Bu aletler otomatizasyon olmadığından dolayı el ile Gibson fabrikasındaki (kadınlar derler ama bilemiyorum) çalışanlar tarafından sarılmıştır. Her bir kadın bir bobin sarıyor ve bu bobinleri de bir kutuya atıyormuş. Sonra başka birisi bu bobinleri rastgele alarak bir araya getiriyor (ki tek önemli mevzuu birbirine ters sarılmış olmaları bu bobinlerin), ve önündeki bir kutuya elini atıp içinden rastgele alnico 2 ila 5 arasında değişen mıknatıslardan bir tane çekiyormuş. Ve sonrasında manyetiği bitiriyormuş.

    Hatta bazıları resistans derecesine bakmadan bu manyetikleri gitarlara taktıklarını söyler. Bilemiyorum. Ama bu işlerden cidden adı saygıyla anılan bir zat olan Jim Rolph ise bana sap manyetiğinin köprüden daha güçlü seçildiğini söylemişti. Yani normalde günümüzün tersine eskiden sapta daha resistans derecesi yüksek manyetik kullanırlamış onun dediğine göre. Duncan ise sapta 7.50K köprüde 8.00K civarında olduğunu söylüyor.

    Neyse, kısacası tam olarak bir kural yok.

    Dolayısı ile çok süper PAFlar olduğu gibi, alelade çok enteresan olmayan manyetikler de bolca üretilmiş. Ondan dolayı PAF işi söz konusu olunca bu size çok bilgi vermez. Meşhur bir gitarın üzerindeki PAF derseniz ama bakın iş çok değişir.

    Bu konuda en güzel örneklerden biri ZZ Top'un meşhur gitarcısı Billy Gibbons'ın efsaneleşmiş Pearly lakaplı Les Paul Standard'ı. Gibbons bu gitarın kopyasını (turne falan için) isteyince, oturuyorlar ve Duncan orjinal Pearly'nin üzerindeki manyetiği bozmadan inceliyor. Tonalitesine göre sarım deneyleri yapıyor. Mıknatısının gücünü ölçüyor (derecesini de ölçtü diyenler var, kıymık çıkartmış falan derler; bunun yanında kulağı ile bulmuştur gibi laf edenler de var, neyse...), falan filan ve sonuçta karşımıza Duncan firmasının şu anda seri olarak ürettiği Pearly Gates denen manyetik çıkıyor. Bu manyetik sonuçta bir PAF, ama herhangi bir PAF değil (zira herhangi bir PAF diye bir şey yok), Billy Gibbons'ın PAF'ının kopyası.

    55-57 yılları arasında rivayete göre PAFlarda genelde alnico 2 mıknatıs kullanılmış olup, genelde resistans dereceleri düşük tarafta derler. 58 senesinde hala alnico 2 kullanılırken, resistanslar biraz daha yükseldi derler. Devamında 59 senesinde hem resistanslar daha da yükselmiş, hem de alnico 2nin yanında 4 ve 5 daha yoğun kullanılmış diye bir inanç vardır. 60 ve 61 senesinde alnico 5 dominant oldu derler, ve 61den sonra da zaten PAF (sticker) olayı bitiyor. Daha detay vereceğiz.

    İşte mesela bundan dolayı Duncan 59 da bir PAF klonu, ama 1959 veya 1960 PAFlarının klonu. İçinde alnico 5 mıknatıs var ve de biraz daha güçlü sarılmış.

    PAF kelimesinin anlamına gelince:



    Bu arada bu sayfayı resim yüzünden buldum ama içinde çok güzel bilgiler var, bir yere not edelim:

    http://www.provide.net/~cfh/paf.html

    Gördüğünüz gibi bir isim değil. Patent'e başvurulmuştur yazıyor sadece. Yani bir ismi yok bu manyetiklerin şaka gibi. Ondan dolayı insanlar zamanlar bu çıkartma yüzünden bu manyetiklerin adına PAF demiş.

    Ve işi şaka gibi kısmı da DiMarzio bu kelimeyi trademarklıyor. Rezalet bir şirket bence, rezillik tek kelime ile.

    Hatta bakın size o sayfadan eski bir duble krem (teki 7500 dolar falan gibidir):



    Aynı şekilde sanki Seth Lover bu manyetiği tasarlamamış gibi DiMarzio bu duble krem rengine de trademark koymuş vaziyette.

    Yani bu PAF işinden para kazanacak bir tek kişi varsa o da Seth Lover (ki tele deluxeler için enteresan bir HB tasarımı daha var, yine çift bobin ama büyük, ve birbirlerine ters sarılmamış (yanı yöndeler) ve altta tek mıknatıs var, ama önceki tasarımının aksine bu sefer bu iki bobin birbirlerine paralel bağlı. Fralin şimdi bu yeni bir şeymiş gibi pazarlıyor, gerçi yeni zira ebadı bu bahsettiğim manyetiğin, Gibsonlara sığmaz boyutlarda, sadece tele deluxe sap manyetiği imiş kendisi).

    Neyse...

    61 yılının ortalarında gibson PAF üretimini ciddi şekilde değiştiriyor. En önemli kısmı, eskisinin aksine artık kısa mıknatıs (ve hepsi alnico 5) kullanıyor. Ve artık PAF sticker'ı yerine PAF number stickerları yapıştırıyor. Bu arada orada bahsedilen numara manyetiğin patentinin numarası değil. Başka bir şeyin numarası. Unuttum ne olduğunu ama komik bir şeydi...

    Ve dolayısı ile 61 senesinin ortasında bu PAF işi sona eriyor.

    PAF ve de PAF temelindeki manyetikler ve de şu anda üretilen modeller hakkında bilgi almak isterseniz, forumumuzdaki konu ile alakalı dizinlere bakınız, zira orada bayağı detay yazdık. Ayrıca ayrı ayrı dizinler yerine bir yerde görmek isterseniz de alttaki dizine bakabilirsiniz:

    http://www.muziktek.net/modules.php?...wtopic&t=11175

    Sevgi saygı,

    B

  8. #8
    Terlikli Kasım Paşa... Dr. Barlo kişisinin Avatarı
    Üyelik Tarihi
    Sep 2007
    Konum
    GP Cemleri
    Mesajlar
    31,589
    Blog Yazıları
    19
    Cemler
    >99
    Dip Gürültüsüz (Noiseless) Strat ve Tele Manyetikleri

    Single coil diye tabir edilen, ve de tek bobin barındıran manyetiklerin hepsi, 60's hum diye tabir edilen dip gürültüsü barındırmak zorunda olacaktır.

    Geçen sene, veya iki sene önce normal single coil manyetikler kullanıldığında dahi, bu hususu ortadan kaldırdığını iddia eden (denemediğim için ancak bu şekilde yazabiliyorum), ve de bir çok kaynaktan başardığı söylenilen bir sistem vardır, Suhr Silent Single Coil sistemi, SSC system diye geçer. Bu sistemde stratlarda arkadaki kapak dip gürültüsünü elemine eden bir anten olarak çalışmakta benim anladığım kadarı ile. Ama tam olarak detaylarına da, şu ana kadar ilgilenmediğim için, vakıf değilim. Yanlız epey pahalı bir sistem olduğunu da belirtmem gerek. Google'dan yaptığım hızlı bir aramada bu sayfa çıktı, hem bilgi veren hem de dilerseniz satın almanızı sağlayan. Neyse, konumuza geri dönelim.

    Her şeyden önce dip gürültünün elemine edilmesi için Seth Lover'ın bulduğu prensibin kullanılması gerekmekte, yani iki bobin olacak ve de bu bobinler ters kutuplu olacaklar ve de birbirlerine ters olarak sarılmış (ya da bağlanmış) olacaklar. Kısacası RWRP olmadan hum eleminasyonu mümkün değil.

    Bu bağlamda iki cins noiseless strat, tele ve p90 cinsi manyetik tipi vardır. Birincisi stacked denilen cins ki bunlarda iki bobin üst üste durmaktadır. Duncan, Kinman ve DiMarzio (virtual ismi verdiği strat manyetikleri) bu cinsten manyetiklerdir. İkinci cins ise normal HB tasarımının ufak bir yere sığdırılmış hali olan manyetikler ki bunlara Duncan little HBlar demekte.

    Stacked Noiseless Strat/Tele/P90 manyetikleri:

    Alttaki bilgileri Seymour Duncan Q & A bölümünden buldum, ve de sizlerle paylaşayayım:

    Alıntı Mesajın aslı [url=http://www.seymourduncan.com/support/faq/seymours-q-a/676700/ tarafından gönderildi
    Seymour Duncan Q&A 679[/url]]679. Can you stack pickups on top of each other?
    You can stack coils and in my Stack Patent # 4,524,667 (June 25, 1985) I used two bobbin basically stacked or mounted horizontal on top of each other. I use a vertical North & South magnetic field either in bar or rod magnets. The two bobbins are hooked up electrically opposite each other for a humbucking effect. By having a single magnetic polarity facing the strings, the bobbin can be made to fit into a single coil slot or cavity and was basically introduced to fit into a Fender Stratocaster single coil cover. My first prototypes were given to Buzzy Feiton during the early 80’s and had been seen and heard by others.
    Alıntı Mesajın aslı [url=http://www.seymourduncan.com/support/faq/seymours-q-a/76100/ tarafından gönderildi
    Seymour Duncan Q & A 78[/url]]78. Stack Pickup: Our patented technique of stacking two coils, one above the other in order to cancel hum and noise but retain a single coil attitude to the string. This technique can be done using bar magnets, ferrous blades, or rod magnets for pole pieces. Each coil has a north and south polarity to achieve a humbucking effect when the coils are in series or parallel.
    Bu bilgilerden anlaşılacağı üzere, bu manyetiklerde iki adet bobin üst üste durmakta.

    Kinman'dan aldığım alttaki resimler içi hakkında daha fazla bize bilgi vereceklerdir:







    Resimler açık sanırım.

    Gördüğünüz gibi karkas iki parçadan oluşmakta, ve de içlerinde de 6şar adet mıknatıs rodlar var. Bu rodlardan üst bobine geleni alt bobine tekabül edene göre ters kutupludur. Yani en yukarıya kuzey kutbu geliyorsa yukardaki karkasın alt tarafına güney, alttaki karkasın üst tarafına yine güney (ters kutuplu olduğundan) ve de alttaki karkasın alt tarafına da kuzey kutbu gelir. Zaten böyle olmasa mıknatıslar birbirlerini çekip manyetik alanı yok ederlerdi. Yanlız bu şekilde mıknatıslar birbirlerini iteceklerdir, dolayısı ile güçlü olan ötekini zamanla yoldan çıkartacağından dolayı bu mıknatısların güçleri ve de yapıları özel olmak durumunda ki zamanla abartı bir güç kaybı yaşamasınlar. Ondan dolayı zaten Fender Samarium Cobalt Rare Earth Element diye reklamlar yapıyorlar. Duncan bildiğim kadarı ile bu bağlamda seramik mıknatıslar kullanır ki onlar da bu konuda gayet stabil bir yapı sunduğundan problem yaratmamaktadırlar.

    Sonra bu iki karkasın üzerine bobinler ters yönde sarılır (aslında aynı yönde ama elektrik olarak bir bobinde sinyali toprak, toprağı sinyal yapıp bu ters sarım işinden kurtuluyorlar bildiğim kadarı ile). Bu arada bakır teller yine #42 veya #43 oluyorlar bildiğim kadarı ile ve de üzerindeki kaplamalar ya formwar ya plain enamel ya da polysol, üreticinin isteğine bağlı olarak.

    Dolayısı ile manyetiğin 4 kablosu vardır, toprak haricinde eğer Telelerdeki baseplate gibi unsurları topraklamak için artı bir çıplak kablo kullanılmadıysa (ki o zaman zaten 5 etmekte). Birincisi alt karkasın toprağı (A deyiniz buna), ikincisi alt karkasın sinyali (buna B deyiniz), üçüncüsü üst karkasın toprağı (C olsun) ve de son olarak üst karkasın sinyali (D olsun bu da). A B C D kablolarını kullanarak bu iki bobini ya seri ya da paralel olarak birbirlerine bağlayabilirsiniz.

    Normalde bu manyetikler seri olarak bağlantı yapıldığında (A toprak, B+C beraber bağlı ve isole durumda olacak, ve de D sinyal) dip gürültüsüz single coil tonuna yakın bir ton yaratmak için sarıldıklarından dolayı bu manyetikler genelde seri bağlanır. Kinmanlarda mesela resistans dereceleri seri olduğunda AVn-59 modeli mesela 6.40 kilo ohm (ki bu #42 tel demek bir yerde) seri olarak bağlandığında. Ama Duncan Stack Plus'ta (ki bu Kinman'a rakip ürettiği model) resistans dereceleri 10 kilo ohmlarda, dolayısı ile kullandığı tel büyük ihtimalle surfer custom köprüdeki gibi #44 (JBde olduğu gibi, sever bu teli çok). DiMarzio'dan gördüğüm kadarı ile Virtual 54, Virtual Blues ve Virtual Heavy Blues da ise resistans dereceleri 7.50nin üzerinde ki bu da büyük ihtimalle #43 kullanıyorlar demek. Ayrıca Solo modellerinde 10 kilo ohmlar gözükmekte, ve tam olarak bilemiyorum #43 mü #44 mü diye, ama büyük ihtimalle #43'dür artı çıkış sağlasın diye çünkü #44 olsaydı Duncan'daki gibi normal bir çıkış sağlardı. Bu arada bu tel kalınlıklarının tizlere ve netliğe etkisinden daha önce bahsetmiştik, ilginenlere daha önceki mesajları okumasını tavsiye etmekteyim.

    Bu manyetikler 4 kablolu olduğundan, bunları paralel ve de tek tek de çalıştırabilirsiniz. İnsanlar normalde bunları hiç yapmıyor ve de bunun sebebi bu bobinlerin tek başlarına ve de paralel olarak güçsüz olacak olmaları. Ama mesela bir Kinman manyetiğini paralel bağlasanız (A ve C toprak ve de B ve D sinyal) yine dip gürültüsüz ses gelecek, hatta ses daha net olacak ama çıkış ciddi manada düşecek. Çıkış seviyesinin düşük olmasından dolayı bu cins manyetiklerde normalde seri bağlantıdan başka bir cins bağlantı görmezsiniz. Ama bağlantıyı yapıp sevip sevmediğinize bakmak da sizin elinizde.

    Bu cins manyetikler hakkında maalesef çok bir bilgim yok. Sadece 3 4 sene önce Duncan yeni modelini yaparken test amaçlı olarak biraz üzerlerine eğilmiştim. Fender noiselesslar ile karşılaştırmıştım aynı gitar üzerinde, ve de normal single coillar ile. Kinmanlara insanlar çok iyi diyorlar ama ben tecrübe etmediğimden dolayı sadece bu bilgiyi size aktarabilirim, yoksa ilk ağızdan evet güzeller diyemeyeceğim.

    Bu manyetikler seri bağlandığında ne olursa olsun tam single coil değil benim gördüğüm kadarı ile. Sebep te basit, çünkü single coil değiller. Yani o bass tellerdeki netlik, üst harmoniklerin sağa sola koşturması yok oluyor. Elbette manyetik alan açısından single coil'e çok yakın ve de çıkışları da sağlam. Hatta bol bol neonları olan bir ortamda çalıyorsanız umurunuz da bile olmaz bahsedeceğim farklar, ama var. Ve bence bunu da bilin bu gibi manyetikleri almayı düşünüyorsanız. Basslar normal single coillara göre daha az net, biraz daha HBvari yuvarlaklık var. Tizler daha az cazgır, daha net onlar da.

    Ama amplifikatörden, ve de pedallardan yapılan ayarlarla ne kadar single coil oluyor, ve kullanılır mı diye sorarsanız cevabım "size bağlı" olurdu. Bence değil, bence o eski teknoloji hala misler gibi iyi. 2. ve 4. pozisyondan misler gibi ton alınıyor. Tam gaz gidecekken sap tonunda sip gürültü oluyor ama "zaten barda tek gürültü bu mu?" diye düşünüyorum. Ve de çalım bittikten sonra sesi kısmayı insan kendine huy edindiğinde cidden dip gürültüsü o kadar da problem olmuyor. Ama elbette çok kötü yerler de olabilir, yani bol bol floresan, kötü topraklama vesaire. O gibi yerlerde sadece ufak bir hmm şeklinde gelen gürültü değil de inceden ötme bile yapabiliyor normal single coillar. O gibi durumdaysanız tabi ki bu cins manyetikler sizin çok işinize yarayacaklar. Kısacası eğer bol bol çalan ve de strat tonunu seven birisi iseniz, bu manyetikler harcı alem bir stratınız için düşünülebilir, dip gürültü ile cebelleşmek yerine, rahat rahat dip gürültüsüz strat tonlarına yakın durmanızı sağlar. Ama şahsi fikrimce kayıt falan için bu aletler yerine eski teknolojiyi kullanan normal single coillar daha iyi. Kayıt yaparken bir zahmet bu dip gürültüsü oluşturan unsurları yok etmeniz gerekecek, o kadar.

    Little Humbucker manyetikleri

    Resmi ile başlayalım ki bir çok şeyi daha net gösterecektir:





    Bu manyetiklere bir çok kere mini HB denmekte olsa da bu tabir aslında gayet yanlış, çünkü daha sonra bahsedeceğim Gibson'nın iki manyetiği var bu isimde, birisi LP deluxelere koydukları vidalı olanı, diğeri de Firebirdlerde olan vidasızlar. Dolayısı ile bu manyetiklere mini değil little HB demek daha doğru olmaktadır.

    Bu manyetiklerde resimlerden de gözüktüğü üzere iki bobin yanyana koyulmuş vaziyettedir. Bu bobinlerin arasında kalınca (genelde seramik olan, ama Duncan Custom Shopta Little Pearly Gates Alnico mıknatısla da yapılmakta) bir mıknatıs konulur. Bu mıknatısın kenarları (üstü altı değil) kutuplarıdır ve de bu kenarlarından ya vidalara ya da DiMarzio'nun genelde kullandığı usul olarak (ki yukardaki Cool Rails denen Duncan manyetiği) blade adı verilen metal parçalara bu kutup aktarılır ve de bu şekilde gereken manyetik alan oluşturulur.

    Bu manyetiklerdeki iki bobin genelde seri bağlanır, ve de üzerindeki bakır tel de tabi ki normal HBlara göre daha ince olan tellerden oluşmaktadır. Mesela JBjr denen manyetiğin köprü resistans derecesi 16 kilo ohm gibi bir şey. #42 vey #43 ile o kadar teli oraya sığdıramazsınız. Dolayısı ile hatta #44 bile zor olduğundan, bu manyetikte kullanılan bakır tel bayağı ince bir tel olmak zorundadır.

    Ondan dolayı bu manyetikleri büyük abileri ile karşılaştırırken resistans derecesine bakmak cidden abesle iştigal. Yani diyelim normal bir Duncan 59 PAF klonu 8.00Kilo ohm. Bu manyetik #42 tel ile sarılmadır. Ama lil59'un resistans derecesi seri iken 10 küsür bir şey. Ebat olarak kesin olan bir şey bu telin #42 veya #43 olmayacağı. Ve bundan dolayı resistans olarak karşılaştırma yapmak cidden doğru değil, yanlış ve de hiç doğru olmayan sonuçlar verir.

    Bu manyetiklerin en temel kullanımı (stackedlerin tersine) dip gürültüsüz normal bir strat/tele tonu vermek değildir. Tersine HB tonunu o ufak ebatta yakalamaktır, ve de bundan dolayı bu manyetiklerin değerlendirmesini yaparken bu hususa dikkat etmek gerekir. Kısacası bu manyetikleri single coil manyetiklerle değil, normal HB manyetiklerle karşılaştırmak daha doğru oluyor.

    Bu karşılaştırmada en önemli husus bu manyetiklerdeki manyetik alanın şekli ve yapısı. Her ne kadar mıknatıs normal HBlardakinden daha güçlü olsa da, bu manyetiklerde manyetik alan normal HBlardakine göre çok daha dardır. Kısacası tellerin ancak daha dar bir kesimini hissedebilmektedirler. Ondan dolayı ortaya çıkan ton da ne olursa olsun tam olarak bir full HB tonu olmayacaktır.

    Daha sıkıştırılmış bir ton olacak, tok olsa dahi o Gibson'nın meşhur "big" tabir edilen tonu olmayacak. Sebebi de dediğim gibi daha dar bir alanda telleri hissediyor olması bu cins manyetiklerin.

    Bu manyetiklerden bir çoğunu denedim. Kendilerine has bir tonları var bunların, yani ne single coil (malum onlarda manyetik alan dikey, bunlarda yatay ama çok daha dar) ama ne de HB. Arada derede bir şey. Single coil cazgırlığı var bu manyetiklerde ama HB tokluğu da var. Ondan dolayı benim fikrim genel olarak şu:

    Bu manyetikleri ayrı bir kategoride değerlendirmek lazım. Eğer birisi normal bir HB istiyorsa, o tonu arıyorsa, o manyetiğin little versiyonuna bakmak bence doğru bir şey değil. O full HB'ı alıp takması daha iyi bir çözüm. Ama bu demek değil ki bu manyetikler kötü, tersine cidden çok enteresan sesler veriyorlar. Daha bir cazgır, daha bir mikste aradan sıyrılan ama daha az oturaklı ve tok normal HBlara göre. Bu hususu bildikten sonra, bu manyetikleri doğru kullanma sayesinde çok güzel ve ötekilerle yapılamayacak işler yapılabiliyor.

    PAF olayına gelirsek, Duncanlarda bu hadiseyi little olarak yapan en iyi manyetik little 59. Bol bol kullandım ve de sevdim, ama dediğim gibi elbette tam olarak bir 59 değil bu asla. Kendine has, tok ama yine de sıkıştırılmış (geniş olmayan) bir tonu var. DiMarzio'da bildiğim kadarı ile (ki şahsen denemişliğim yok) ProTrack denen manyetik bu konuda iyi. Bir ara alıp denemek ve de kullanmak istiyorum ama nasib olmadı bugüne kadar.

    Stratlarla alakalı olarak little HBlar hakkında bir ufak detay vermek istiyorum. Eğer üç pozisyona da little HB takılı ise, o zaman bazı problemler oluşabiliyor. Duncanlarla alakalı olarak problemler şu şekilde ki DiMarzio hakkında olanlara da değineceğim aşağıda. Mesela diyelim bir JBjr köprü takıldı, ve de iki adet JBjr sap modelini orta ve sapa taktık. Bu durumda iki hadise çok önemli. Bence bu manyetiklere 500 kilo ohmluk potanslar kullanmak elzem. Öteki türlü çok bulamaç oluyorlar benim zevkime göre. Ama 500K ile de tiz stratlarda bu aletler gereğinden fazla cazgır kaçabiliyorlar onu da belirteyim. Bu problemlerden bir tanesi. İkincisi ise ikinci ve dördüncü pozisyonda çıkıyor. Bu manyetikleri seri haldeyken iki ve dörtte kullandığınızda o güzelim strat quack denilen ton cinsi yok oluyor. Onun için biraz güçsüz olması lazım manyetiklerin. Quack'i yeniden edinmenin bir yöntemi var, ya ortaya normal single coil takıp köprüyü ikide, sapı da dörtte split edeceksiniz; ya da ortaya yine bir little HB takıp, ikide hem köprüyü hem ortayı, ve de dörtte de hem ortayı hem sapı split edeceksiniz. Bunları yapmak mümkün ve zor değil. Ama biraz lehim kabiliyetinizin olmasını gerektiriyor.

    Ayrıca çok kullanılmamasına rağmen bu manyetiklerin özellikle sapta paralel halleri çok güzel olabiliyorlar. Dört beş kez karşılaştım bununla. JBjr sapta çok bulamaç oluyor, solo için iyi ama ritm için kullanılmaz seviyede. Bu durumda sapı paralel olarak çalıştırabilirseniz (ya bir mini switch ya da bir push pull potans sayesinde) o bildik strat tonlarına yaklaşabilirsiniz, yani ton netleşir ve de bulamaçlık yok olur.

    Benim hani tam harcı alem bir (super) strat için tavsiyem bu bulgular eşiğinde şu olurdu (geniş bir yelpazesi olsun diye): Köprüye JB jr köprü modeli. Bu güzel manyetik ve de bluesdan metale bayağı bir yelpaze sunmakta. Ortaya normal bir 6.00 + kilo ohmluk strat single coil manyetik. İkinci pozisyonda köprüyü split ederdim orta ile paralel olarak çalışırken. Sonra da sapa da bir adet little 59. Ve de dördüncü pozisyonda bu sefer little 59'u split ederdim. Ve de devrede 500 kilo ohmluk potanslar kullanırdım, kapasitörde zevke göre 0.033uuf uygun olurdu sanırım.

    DiMarzio'ya gelince: DiMarzio'dan da köprüye Tone Zone S, ortaya Class of 55 ve de sapa da bir adet ProTrack alırdım, ve de yukardaki gibi 500 kilo ohm potanslarla iki ve dörtte split ede ede bir devre yaratırdım. Ama tabi bunlar şahsi zevk renk, ve de daha detaylı soruları ayrı dizinlerde tartışabiliriz.

    Umarım bu bilgiler birilerinin işine bir gün yarar,

    B

  9. #9
    Terlikli Kasım Paşa... Dr. Barlo kişisinin Avatarı
    Üyelik Tarihi
    Sep 2007
    Konum
    GP Cemleri
    Mesajlar
    31,589
    Blog Yazıları
    19
    Cemler
    >99
    Gibson Mini Humbucker Manyetikleri:

    Bu manyetiklerin iki cinsi var. İkisi de 60ların sonunda Gibson tarafından ortaya atılıyor, farklı iki modelde, birincisi vidalı LP deluxe usulü olan mini humbuckerlar, ikincisi de vidası ve de aslında yapı olarak çok farklı olan firebird usulü mini humbuckerlar.

    Lafa başlamadan önce bir şeyi de belirteyim, bu manyetiklerde kapağı çıkartamazsınız, çünkü kapak zaten iki türde de manyetiği bir arada tutan unsur. Dolayısı ile normal PAF usulü manyetiklerin aksine, bu manyetiklerde kapak çıkartılamaz.

    Gibson LP deluxe usulü vidalı mini humbuckerlar:

    Resmi ile başlayalım, alttaki Duncan Antiquity II mini HB modeli:



    Mor ve ötesindeki gitarcı ile memleketimizde nedense birden geri moda olan bu manyetikler enteresan aletler bence. Yapısı ile başlayalım.

    Bu manyetik yapı olarak aslında büyük abilerinin ince hali. Yapısı normal HBlara çok benziyor, #42 Plain Enamel ile sarılmış köprüde takribi 8.00 kilo ohm ve de sapta 7.00 kilo ohmluk bir manyetik. İki bobin yanyana, ve de altında alnico 5 bir mıknatıs bar var. Yapısı olarak dediğim gibi p90ların yerine yapılmış daha dar bir normal PAF cinsi HB kendisi.

    Hikayesinden bahsedelim ki anlamı tam otursun. 60ların başından sonuna kadar malum Gibson LP üretimini durdurdu, ve de 60ların sonlarında geri döndüklerinde p90lı model yerine, dip gürültüsü barındırmayan bir manyetik tasarımına girişti ve de Gibson LP Deluxe modeli çıktı. Yanlış anlaşılmasın, bu gitarın deluxe'lüğü standarda göre değil, p90lı olan modellere göredir. Ondan dolayı da o zaman da bu zaman da bu gitarların fiyatı aslında standardlara göre daha düşüktür. Bunda hata yapan bir çok insana rastladım, yani Deluxe ya, daha pahalı olmalı diye düşünenlere.

    Bu manyetik dolayısı ile 60ların sonunda Gibson'nın dip gürültüsüz bir HB deneyi. Ve de kendince çok başarılı oluyor. Ama elbette arada derede kaldığından dolayı ve de kendine tam yer edinemediğinden dolayı çoğunlukla atlanan bir modeldir kendisi.

    P90'lı gitarlara direkt takabilirsiniz bu manyetiği. Herhangi bir ağaç ile alakalı modifikasyona gerek kalmaz. Dolayısı ile elinizdeki p90 yerine dip gürültüsüz olarak bu manyetiği düşünebilirsiniz. Gerçi takıp çıkarma işi o kadar kolay değil çünkü Gibson minilerde bir baseplate var, ve de onu takıp sökmek biraz zorcana. Ama Duncan antiquity 2ler cidden güzel aletler olarak bilinir. Bir diğer iyi kaynak bu aletler açısından da Jason Lollar, ama o biraz daha pahalı. Sanırım 300 dolara geliyor ve Duncanlar da (antiquity custom shop olduğu için) 250 dolara takribi olarak.

    Ton açısından bu manyetik tam anlamı ile p90la HB arasında kalır. Yani Basslarda p90lar kadar net olmayıp HBlardan daha nettir. Tizler de aynı şekilde. HBlardan daha net ve canlı bir ton verirler ama yapı gereği çıkışları PAFlar kadardır, p90lara göre biraz daha düşüktür. Ama unutmayın p90lar çok yukarda ayarlanamıyor daha önce bahsettiğim gibi, dolayısı ile kullanımınız açısından bu manyetiklerin çıkışları p90lara göre daha fazla olacaklar. Dolayısı ile elinizdeki bir p90lı gitara Lollardan custom olarak PAF tonu veren mini HBlar sardırtabilirsiniz, ve de ağaç modifikasyonu yapmadan ve de değerini kaybettirmeden PAF tonu alabilirsiniz.

    Güzel aletler.

    Gibson Firebird usulü mini humbuckerlar:

    Yine resmi ile başlayalım:



    Genelde vidalı kardeşinin gibi bir yapısı olduğu düşünülse de bu çok yanlıştır. Yapı açısından cidden çok farklı bir aygıt bu.

    Aslında daha önce bahsettik, orjinal Melody Maker manyetiklerinden bahsederken. Bu mini HBların içinde iki adet alnico mıknatıs bar var ve de bunlar altta değil, bobinlerin içinde dikey olarak dururlar. Tabi birbirlerine göre ters kutuptadırlar, ve de içlerinde durdukları bobinler de birbirlerine göre ters sarım olunca, ters sarım ters kutup işi hallolup güzel dip gürültüsüz tonlar veririler.



    Kısacası aslında bu iki adet orjinal Melody Maker bobininin yanyana konulması ile yapılmış olan bir manyetik. İçlerindeki bakır telin kalınlığı ve de kaplaması da PAFlar ile aynı, #42 plain enamel. Resistans dereceleri de yaklaşık aynı 8.00 Kilo ohm gibi köprü, 7.00 kilo ohm gibi sap. Ayrıca, bir yerde bu da kanıtlıyor ki DiMarzio X2N büyük bir Firebird mini manyetiğidir. DiMarzio'nun sıfırdan orjinal çalışması değil bir yerde, bu yönden de DiMarzio severlere hediyem olsun. Firebirdler de epey eski aletler, bunu da belirtelim.


    Ton açısından bu manyetikler de PAFlar ile p90 arasında yerleşmiş manyetiklerdir. Vidalı kardeşine göre çıkışı yaklaşık aynı, hatta biraz daha azdır. Ve de netlikleri yine vidalı kardeşlerine göre yaklaşık aynı, belki biraz daha fazladır.

    Bu aletleri telelerin sap manyetiği olarak gördüğünüzde şaşırmayın çünkü cidden güzel sap manyetikleri oluyorlar. Dip gürültüsü yok, net, çıkış çok fazla değil ve de tele köprüsünü bastırmıyor. Onun için benim de aralarında bulunduğum bir grup insan, telelerde aslında bu manyetikleri sap manyetiği olarak görmek ister. Buna mesela Paul McCartney de dahil. Hatta Fender ondandır ki hot rod 1952 Reissue (Blackguard) telesini bu günlerde Seymour Duncan vintage mini HB ile ürettiriyor ve bence çok da iyi ediyor.

    Ayrıca Johnny Winter seviyorsanız, bu manyetikleri seviyorsunuz demek. Adam nerdeyse hayatı boyunca dominant olarak Firebirdler çalmış olduğundan dolayı zaten o net, yanan, ve de tizleri yırtan (ve hatta bence Texas tonunu tanımlayan - ki kendisi Texas Blues'da SRVden falan önce gelir) tona sahip oldu.

    Bunlar da çok güzel manyetikler.

    Bir artı yönleri de çok iyi split olmaları. Yapıları gereği bu manyetiği split ettiğinizde, metal kabın altında bir adet orjinal Melody Maker manyetiğiniz olacak. Dolayısı ile yapı itibari ile cidden çok iyi split olan manyetiklerden bunlar.

    B

  10. #10
    Terlikli Kasım Paşa... Dr. Barlo kişisinin Avatarı
    Üyelik Tarihi
    Sep 2007
    Konum
    GP Cemleri
    Mesajlar
    31,589
    Blog Yazıları
    19
    Cemler
    >99
    Bir çok kez gerekli olan 4 kablolu HumBuckerlar ile alakalı olan bu bilgiyi, sağolsun Duncan firması internette paylaşmakta.

    Buyrun:



    B

Sayfa 1 / 2 1 2 En SonEn Son

Yerimleri

Yerimleri

gitarpedal