Ditto 2x
    • Dave Weiner Özel Röportajı

      http://old.gitarpedal.net/images/stories/rop/dave3.JPG
      Internet sitende albüm için “tüm şarkılarım “şarkı” olması için yazıldı” diye belirtiyorsun. Bu bağlamda, Matthias Eklund, Rusty Cooley, Marcel Coenen vb. yeni kuşak shred gitaristleri için düşüncelerin nedir?

      Herhangi bir gitarist için yorum yapamam. Bu benim görevim değil. Kimsenin gerçekten başkalarını yargılamaya hakkı yok. Herkes kendi istediğini yapıyor ve öylece kabul görüyor. Ben yaşa ve yaşat (live and let live) düşüncesindeyim. Ancak genellikle, müzisyenlerin yeteneklerini geliştirdikçe kendi orijinal soundlarını da geliştirdiklerini düşünüyorum. Shred öğrenen yeni müzisyenler için söyleyebileceğim cümle kurmayı ve hissetmeyi de unutmamaları. Bu hızdan daha önemli. Bir süre blues çalışın derim ben.

      Albüm kitapçığında “yazım, yapımcı ve kayıt işlemleri için Dave Weiner” yazdığını görüyoruz. Aynı zamanda bas ve klavyeler de sana ait. Tüm bunların altından nitelikli bir müzik yaparak kalkmışsın Nasıl oldu da böyle bir sonuca ulaşabildin? Güzel gitar şarkıları yapmayı nasıl öğrendin?

      Albümdeki sadece 3 şarkıda bas çaldım. Kendimi bir basçı olarak gördüğümü söyleyemem. Sadece şarkılarda basların nasıl olması gerektiğini bildiğim için bunun üstesinden gelmek zor olmadı. Klavyeler için söyleyebileceğim ise, gerçek piyanonun kullanılmadığı. Klavyeleri daha çok orkestral düzenlemeler ve sentetik davul tonları için kullandım. Midi kullanmaktansa daha iyi bir ton elde etmek amacıyla partisyonları canlı çaldım. Böylece daha insancıl ve şarkıların hakkını veren tonlara ulaşabildim. Buna örnek olarak “Monument Shine”daki orkestral bölümler ve “Tourmaline”deki yaylıları söyleyebilirim.

      Şarkı yazmak ve onu prodükte etmek söz konusunda ise, zaman aldığını söylemeliyim. Fakat başlarken bir bakış açım vardı. Yapmak istediğim müziğin kulağa nasıl gelmesi gerektiğini hep biliyodum, ancak STSA'ya (debut albümü) kadar bu işe hiç yoğunlaşmamıştım. Önce de söylediğim gibi başlangıçta bir vizyonum vardı ve nasıl bir sound elde etmek istediğimi gayet iyi biliyordum...Daha sonrasında şarkıları geliştirecek diğer başka konularla da gelişmeye başladım. Böylelikle prodüksiyon olarak ilginç noktalar yakalayabildim. Ancak en baştaki ana fikir, gitarın veya insan seslerinin başrolündeki ve baştan sona iyi olarak nitelendirebilecek şarkılar yapmaktı. Doğaçlamaların yansıması halinden bahsettiğim gibi "şarkı" halini alıncaya kadar, şarkıların hiçbir ana parçası yapılmadı.

      http://1.bp.blogspot.com/_H74J8OxjtF...ave_weiner.jpg

      Bilinmeyen bir gitaristken Grammy ile ödüllendirilen ve fanlar ile destekçi firmalara sahip olan biri olmak nasıl bir duygu?

      Tabi ki yaptığım işle tanınmak çok güzel. Bu kendimi bencil bir şekilde haklı görmeme neden oluyor. Bir müzisyen olduğun için saat 5’te kart basmıyorsun. Sabah uyandığımdan gece yatağa girene kadar, genellikle haftada 7 gün, birçok hafta ve ay hiçbir gelir elde etmeden çalışıyorum. Bu nedenle destekleyici şirketlere sahip olmak tüm bu çalışmaların bir “ödülü” gibi geliyor bana.

      Fanlar ise gerçek ödül. Hiçbir sanatçı fanlar olmadan başarılı değildir. Geçtiğimiz 7 yılda tanıştığım fanlar gerçekten müthiştiler. Samimi ve destekleyiciydiler. Fanlarla internet sitem, forumum, myspace şovlar ve e-posta gibi yollarla mümkün olduğu kadar çok etkileşime girmeye çalışıyorum (Not:bahsettikleri kesinlikle doğru. Ben de Dave ile birkaç yıl evvel bir forumda tanışmıştım). Kariyerimin gelişiminde bana yardımcı olan kişilere verebileceğim sadece bu. Minnettarlığımı ve teşekkürlerimi sunuyorum.

      Kendi gitar tonlarını nasıl elde ediyorsun? Etrafta daha ünlü gitaristlerin tonlarını kullanan birçok gitarist var. Ancak bu sende pek söz konusu değil.

      Her müzisyen en baştan itibaren kendi orijinal soundunu geliştirmeli. Bu uzun ve maliyetli olmasına rağmen gerekli bir süreç. Ekipman tabi ki yardımcı ancak sizin enstrumanınıza nasıl dokunduğunuz, yani parmaklarınız önemli. Kendi soundunuz ile yapabilecekleriniz, diğer her şeyden daha fazla.

      Çalmaktan çok yorgun düştüğüm bir gün yaptıklarımı dinliyordum ve notalar sanki “kirle kaplanmıştı”. Notalar yeterince belirgin ve temiz/berrak değildi. Ben de değiştirmeye karar verdim. Efekt kullanmadan sadece temiz tonlarda oynamaya başladım. Her şeyin anlaşılmaz şekilde çalındığına karar verdim. İstediğim sonuca ulaştıktan sonra tekrar önceki tonlarla çalmaya hazır hissettim. Ancak bu noktada fark ettiğim en dikkat çekici şey, çok fazla gain kullandığımdı. Gain kullanmak eğlenceli ve işleri kolaylaştırıyor, böylece “kirlilik” oluşturmak kolaylaşıyor. Tüm bunlardan sonra ana tonlarımda yaklaşık %50 gain kullanmaya başladım. Böylece hem yeterince gain oluyor hem de çaldıklarım hala hoş, temiz ve detaylı kalıyor. Çaldığım tüm amfilerde yaptığım bu.

      http://lh3.ggpht.com/_tsZoBpiur1M/TH...7stringprs.jpg

      2000 yılındaki Vai konseri için Türkiye’de yaşadıklarını nasıl ifade edebilirsin? Ne bekliyordun ve ne buldun?

      Orada çok güzel zaman geçirdim. Çok güzel bir kültür ve gelenekler var. 2000 yılında ve geçen sene tekrar geldiğimde çok sayıda sıcak ve dost canlısı insanla tanıştım.

      “Shove the Sun Aside” için tura ya da benzeri bir şeye çıkacak mısın? Bu şarkıları çalmak için bir grubun var mı?(Not: Vai turnesi süresince doğal olarak bir turne söz konusu olmadı. O iş bittikten sonra ise Rob Balducci ile kısa bir turne söz konusu oldu)

      Aslında bu cevapları yazarken grubumla birlikte 15 kişilik bir minibüsteyim. STSA için
      çıktığımız ilk turnedeyiz. Rob Balducci ve grubuyla birlikteyiz. Turnenin adı “A Night of Pure Guitar” ve ABD’de birçok konser vereceğiz. Umarım yakın bir gelecekte deniz aşırı ülkelerde de çalabiliriz. Şovlar muhteşem geçiyor.

      http://c3.ac-images.myspacecdn.com/i...45e287357a.jpg

      Üniversitede muhasebe eğitimi almış olmana rağmen müzisyen olmayı tercih ettin. Bu cesaret isteyen bir tercih değil mi? Ailen rock grubuyla turneye çıkmaktansa düzenli bir işe sahip olan bir baba olmanı istemiştir herhalde

      Evet, tam zamanlı müzisyen olmak cesareti olmayanların yapacağı bir şey değil. Daha önce de söylediğim gibi, birçok işte olması gerekenden daha çok çalışmalısınız ve tüm bunların bir garantisi yok. Ancak bir şarkı tamamlandığında, bir konser sonrasında, bir fanla tanıştığınızda, bir cd satıldığında vb. tüm bu fedakarlıklara değdiğini görüyorsunuz.(Not:Bu söz çok önemli! “Bir CD satıldığında...” Nihayetinde insanın o kadar emek harcamasına ve uğruna farklı ve belki de daha karlı bir kariyeri geri çevirmesine rağmen, hala o işe devam edebilmesi büyük ölçüde buna bağlıyken, özellikle ülkemizde çok sayıda insanın korsan cdler ve açgözlü mp3 paylaşımı gibi şeylere aşırı prim vermesi ne büyük ikilem ve ne büyük bir trajedi)

      Ailemin bazı endişeleri vardı, bu nedenle üniversiteye gittim ve muhasebe bölümünü bitirdim. Böylece, müzikte başarısız olursam yapabileceğim başka bir şey olacaktı. Bu ailemin rahat hissetmesini sağladı. Ancak ailem ilk albümümü duyduğunda ve sattığını görünce müziği bırakmayacağımı anladılar. “Düzenli” bir işim olsa bile müziğe devam edecektim. Ben de öyle yaptım.

      “Slap in the Face” ve “Mindless Banter” adlı iki albüm kaydettiğin bir grubun vardı evvelden. Grubun adı neydi ve o zamanlar ne tür müzik yapıyordunuz? Bizlere biraz söz edebilir misin?

      13 yaşındayken çalmaya başladığım gruptu. O zamanlar “hair band” dönemiydi ve biz de bu yönde müzik yapıyorduk. Grubun adı “Sunset Strip”ti. Hepimiz çocuktuk ve çok eğleniyorduk. Partilerde ve insanların bodrumlarında çalıyorduk. Çok eğlenceli zamanlardı

      http://lh6.ggpht.com/_tsZoBpiur1M/TH...tringprs_2.jpg

      1999’dan bu yana Steve Vai’la birliktesin. Onunla işler nasıl yürüyor? Onunla birlikte olan bir müzisyen olarak tüm bunların nasıl gerçekleştiğini anlatabilir misin? Bilirsin işte, şarkı yazımı, provalar, turneler ve diğer şeyler...

      Steve Vai ile çalmak büyük bir onur. Aynı zamanda çok da eğitici. Her şeyi yapıyor. O büyük bir rehber. Steve’in şarkılarını nasıl yazdığını söyleyemem, bu diğer tüm sanatçılar gibi kişisel bir şey. Herkes bunu farklı bir şekilde yapar. Turneler için gerektiği kadar prova yapıyoruz. Çoğu zaman herkes kendi yapacakları için çok iyi hazırlandığından dolayı provalar çok kolay oluyor. Ancak bazen bir bölüme saatlerce çalışıp da hala kötü olan zamanlar da olmuyor değil.

      Ana akımlar (Mainstream) dışında müzikle uğraşan bir müzisyen olarak yaşamını devam ettirmek zor ve birçok genç gitarist Vai, Satriani, Van Halen veya senin gibi olmayı istiyor. Sence insanların böyle olabilme olasılıkları ne durumda?

      Ortaya koyulan ürün kişiye özel olduğu için herkesin eşit şansa sahip olduğunu düşünüyorum. İyi müzik her zaman nerede yaşadığınızdan, yaşınızdan ya da cinsiyetinizden bağımsız olarak satar. Eğer enstrumantal müzik yapmak istiyorsanız vokaliste sahip bir gruptan daha küçük bir pazardasınız demektir. Ancak sadece kalbinizin çizdiği yoldan gitmelisiniz.

      Albümünün çıkışından hemen sonra Steve’in grubunda geçirdiğin zaman arttı. Bir sonraki solo projen nasıl ve ne zaman gerçekleşecek? Neler beklemeliyiz (ya da beklememeliyiz)?

      Bu turnenin sonunda Trio kayıtlarını bitireceğim. Halen bir isme sahip olmadığımız için sadece Trio projesi olarak adlandırıyorum çalışmalarımızı. Solo albümdeki grubumdan basçı ve davulcuyla birlikte daha çok jam/doğaçlama şeklinde kayıt yapıyoruz. Temel olarak stüdyoya bazı bölümlerle gidiyoruz, bunları çalarken birimiz solo atıyor, tekrar ana yapıya dönüyoruz, sonra başka bir solo vs. Sadece temel anahatlar hazır oluyor, gerisi sadece doğaçlama. Ekim ayı itibariyle piyasada olacak. Daha sonra, 2007 ortaları gibi çıkmasını planladığım STSA turnesi kayıtlarıyla ilgileneceğim.

      Kullandığın ekipman hakkında konuşalım Ibanez’le bir anlaşman var. İnternet sitende ayrıntılardan bahsetmişsin ancak ben içeriği merak ediyorum. Bu anlaşmadaki sınırların nelerdir? Örneğin başka marka bir gitarla fotoğraflarını görebilir miyiz? Ibanez’den kaç tane gitar aldın?

      Ibanez’le yaptığım kontrat dahilinde sahnede başka herhangi bir marka gitarı kullanmam ya da farklı bir marka için promosyon anlamında fotoğrafımın olması imkansız. Ben bu durumdan çok memnunum çünkü herhangi bir kontrat olmasaydı da çok sevdiğim 7 telli Ibanezlerimi kullanmaya devam ediyor olurdum.

      Anlaşmanın maddeleri düşünüldüğünde, herkesle farklı anlaşmalar yapılabiliyor. Bu yılın sonuna kadar 2 tane daha custom gitar yapılmış olacak. Daha sonrası ise belirsiz.

      http://farm3.static.flickr.com/2256/...5f51a1bb_o.jpg
      http://farm3.static.flickr.com/2175/...52f3b0dd_o.jpg

      Benim ayrıca öğrenmek istediğim diğer bir konu da gitarlarını daha önceleri ve şimdi nasıl seçtiğin. Hangi özelliklere sahip olmaları gerek? Gitarların üzerindeki manyetikleri mi kullanıyorsun yoksa özel manyetikleri mi tercih ediyorsun?

      Tüm özel yapım (custom) 7 tellilerim akçaağaç saplı. Bunun nedeni onları, gülağacına veya abanoza tercih ediyor olmam. Gitarın sapı benim ellerime uygun olarak tasarlanıyor. Aslında temel olarak standart Universe’lerden biraz daha oval, standart RG saplarından biraz daha ince. Gövdede kullanılan ağaç bazen değişebiliyor. Hepsi farklı tonlar elde etmemi sağladığı için o anki kayda uygun olan gövdeli gitarları kullanıyorum. Bu sebepten ıhlamur (basswood), kızılağaç (alder), maun (mahogony) ve bataklık dişbudağı (swamp ash) gitarlarım var. Kullandığım tüm manyetikler DiMarzio, bazen özel üretim tercih etsem de genelde standart olanları kullanıyorum. Özellikle standart manyetiklerden istediğim sesi alamadığımda custom olanları tercih ediyorum. Paf 7, Blaze 7, Air Norton, Tone Zone vb. olmak üzere çeşitli manyetikler kullanıyorum. Son gitarda köprüde D Sonic 7, ortada tekli Blaze ve sapta Fred 7 kullandık. Böylelikle sapta ilk defa Fred 7 kullanılmış oldu ki soundu da epey iyi oldu ;)

      Benzersiz bir ton elde etmek için daha önemli olanlar sence nelerdir? Gitaristler, biliyorsun, enstrumanları için saatlerini harcıyorlar veya büyük rack-amfi sistemlerine binlerce dolar veriyorlar…

      Daha önce de ifade ettiğim gibi, ton parmaklarınızda. Kesinlikle gerçek bu. Bu, ortaya çıkarabileceğiniz tonları keşfetmenize kadar sürecek bir aşama. Vai’ın Pignose amfiye (Not:Böyle minicik, bir tür amfi) takılmış Squire Stat çaldığını gördüm ve duyduğum şey hala Vai’dı. Söyleyebileceğim, önemli olan beğendiğiniz gitar ve amfileri edinerek kendi soundunuzu oluşturmanız. Daha sonra isterseniz efekt ve rackleri buna eklemeye başlayabilirsiniz. Böylece istediğinize ulaşmış olursunuz. Ancak, işin temelinden başlayın, sadece parmaklarınız gitarın üstünde olsun.

      http://www.rjmmusic.com/images/artists/DaveW.jpg

      Sağolasın Dave. Seninle şöyleşmek çok güzeldi. Ancak şimdilik bu kadar diyelim ;)

      Röportaj için teşekkürler Baris! Keep rockin!



      Not:Bu röportaj, Barış ŞAHİN tarafından Yuxexes Dergisi için yapılmış ve 2006 yılında yayımlanmıştır. İzin alınmadan kullanılması ve/veya kaynak gösterilmeden herhangi bir bölümünün alınarak kopyalanması ahlaki ve yasal değerler açısından uygun değildir.

    gitarpedal