Ditto 2x
    • Alex Skolnick Özel Röportajı

      Herkese selamlar.

      Yepyeni, ama aslında biraz eski bir röportajla daha karşınızdayız efendim

      Bu benim yıllar önce yapmış olduğum, ilk röportajlarımdan birisiydi. Sadece bu sebepten bile özeldir benim için. Daha önce hem bir forumda hem de YUXEXES'deki köşemde yayımlamıştım. Burada da bulunmasını istedim ki biraz daha fazla insana ulaşabilsin...

      İşte başlıyoruz...

      http://www.realbollywood.com/news/up...olnick1920.jpg

      Evet Alex, bize Alex Skolnick'le ilgili ne tür haberler verebilirsin?

      Çok haber var. En önemlisi, yeni Alex Skolnick Trio albümü 14 Eylülde Mangatude Records'tan çıkıyor (Magna Carta'nın bir yan şirketi). Hepimiz bu konuda çok heyecanlıyız. Yeni albüm, bir öncekinin bıraktığı yerden devam ediyor. Birçok cover çalışmanın yanında orijinal bestelere de yer verdik. 8 telli gitarda büyük bir isim olan Charlie Hunter ve usta çellist Dave Eggar bize bir şarkıda konuk oldular. İlk albümümüz Goodbye to Romance, İngiltere'de de piyasaya çıktı ve Times of London tarafından 4.5 aldı.

      Son zamanlarda Jeckyll & Hyde prömiyerinde kendime yer buldum. 30 kişilik bir orkestrayla beraber çalma fırsatım oldu. Bu arada Lamb of God isimli, genç bir metal grubunun epik debut albümüne de konuk oldum. Ayrıca Testament'tan eski arkadaşım Chuck Billy ile bir Metallica tribute albümünde çaldık. Bugün ise Paul Di'Anno ile beraber Iron Maiden'in "Wratchild"ini tekrar yorumladık. Çok yaratıcı, heyecan verici bir dönemden geçiyorum. Bir projeyi bitirip bir diğerine nasıl geçtiğimi bile anlayamıyorum. Her türlü gelişmeyi sitemde de okuyabilirsiniz: www.alexskolnick.com

      Bize biraz GuitarEvolution projesinden bahsedebilir misin? Nasıl başladı, nasıl olgunlaştı? G3 tarzı bir oluşum mu? GuitarEvolution konserlerinden de bahsedersen memnun oluruz.

      GuitarEvolution birçok yönden G3'e benziyor. Kadroda Marty Friedman, Chris Poland ve ben varım. Batı yakasında kısa bir turne gerçekleştirdik. Çok eğlendik ve bunu yine yapmayı umuyoruz. Çok güzel bir şovdu; önce benim triom konserleri açıyordu, ardından Chris elektrik füzyon/rock tarzıyla sahneye çıkıyordu. Son olarak Marty çalıyordu. Onun müziği sanki arena rock gibi ama tamamen enstrümantal.

      GuitarEvolution ile hiç kayıt yapmayı düşünüyor musunuz?

      Geçen yıldan beri turneye çıkamadık. Ancak bunu gerçekleştirmeyi çok isteriz, hatta bir DVD bile çıkarmaktan yanayız.

      http://upload.wikimedia.org/wikipedi...kolnick_03.jpg

      Testament'le thrash metal çaldın. Sonra Savatage ile yine metal çaldın. Ardından caza geçtin. Müzikal vizyonun nasıl gelişti? Caza olan ilgin nasıl nasıl oluştu ve bu konuda sana kimler esin kaynağı oldu en çok?

      Aslında daha önceden de caz çalmak istiyordum ama henüz tam anlamıyla buna hazır değildim, üstelik herkesin benden metal çalmamı beklediği hissine kapılıyordum. Ancak ne zaman bir caz konserine gitsem, bu türe biraz daha yakınlaştım. Sonunda metalden kendimi tamamen arındırmadan cazı profesyonel bir müzisyen olarak icra etme kararı aldım. Birçok ilham kaynağım oldu, bunların başında Miles Davis ve onunla çalışan birçok sanatçı gelir. John Coltrane, piyanoda Bill Evans, John Scofield ve Chick Corea.

      Peki cazda en etkilendiğin isimler kimlerdi ? Ellington veya Davis gibi standartlar mı, yoksa Corea, Holdsworth gibi daha elektrikli tarzda müzik yapanlar mı, belkide Joe Pass, John Scofield, Pat Metheny & George Benson gibi gitarcılar mı?

      Saymakla bitmeyecek kadar çok var. 60'lı yılların bazı albümlerindeki enerji ve yoğunluk rock fanlarının da ilgisini çekebilir diye düşünüyorum. Joe Henderson'un Inner Urge albümü, Larry Young'un Unity'si (org çalıyor, daha sonra da John McLaughlin'le çalıştı), piyanist McCoy Tyner'in The Real McCoy albümü (ki o da John Coltrane ile çalıştı). Sanırım bu albümlerin hepsinde davulcu olarak Elvin Jones çalmıştı. Gitara gelince, son zamanlarda Jim Hall'un konser albümü, Django Reinhardt'tan The Solo Sessions ve Pat Metheny'nin Question and Answer çalışmasını beğeniyorum.

      Alex Skolnick Trio albümündeki parçaları nasıl belirledin? Bu şarkıları armonik yapılarının, melodilerinin, çok sesliliklerinin veya akor progresyonlarının temellerini esas alarak mı seçtin?

      Aslında bu şarkılar beni seçti, ben onları değil. Bir caz eserini çalarken aniden bu şarkılardan bazı melodileri farkına varmaksızın bestenin içine yerleştiriyordum. Sonra, ritimleri ve şarkıların yapı ve armonilerini baştan düzenledim. Bunu yaparken de orijinal bestenin özünü korumaya gayret ettim. Örneğin "No One Like You" gibi bir şarkıda, parçanın caz yorumu aklıma uyurken rüyada geldi. O şarkı sayesinde rock çalışmaları caz biçeminde çalabileceğimi anladım.

      http://www.youtube.com/watch?v=-qtx8s5RyzU

      Bundan sonra daha uç noktalardaki metal şarkıların caz yorumlarını bekleyebilir miyiz senden? "Practise What You Preach" veya "Disciples of the Watch"un restoranda caz formundaki yorumlarını dinlemek çok ilginç olurdu ;) Ki sanıyorum o hallerini de severdim.

      Bunun pek olabileceğini sanmıyorum. O vokal melodileri caza uygun bir bağlama çevirebilmek zor olurdu. Aynı şey AC/DC ve James Brown için de geçerli. Bu grupların besteleri melodiden ziyade ritme odaklı çünkü. (Not: Her ne kadar o zaman bu cevabı vermiş olsa bile, aradan geçen yıllarda, Alex, haklı olabileceğimi düşünmüş olmalı ki “Practise What You Preach” 3. AST albümünde caz formunda, hem de çok tatlı bir şekilde yorumlandı ;) )

      İlk albümünün ismi "Goodbye to Romance: Standards for a New Generation" Sence bu albümdeki şarkıların caza yeni başlayacak olanlara “standart” olabileceğini düşünüyor musun?

      Ben bu ismi sadece alternatif bir 'standart' olsun diye koydum. Bildiğin gibi çoğu caz standartlarının çıkışı 30'lu, 40'lı ve 50'li yıllara gidiyor. Her ne kadar Beatles ve Stevie Wonder şarkıları da repertuarıma eklendiyse de, bana göre standartları en güzel yansıtan gruplar KISS ve Scorpions gibi olanlar.

      http://www.youtube.com/watch?v=fjQL8eDaCGk

      Alex Skolnick Trio'daki şimdiki müzisyenler ilk albümdekilerden farklı. John Davis gruptan günümüzün popüler rockını çalmak için ayrılmıştı. Onun yerini nasıl bir basçıyla doldurdun?

      Nathan Peck isminde yeni bir basçımız var artık. Nathan, Pittsburgh'lu ve davulcumuz Matt'le uzun yıllardır yakın arkadaş. John çok iyi bir basçıydı ve onu özlüyorum ama kendisi artık farklı bir tarz müzik yapmak istiyordu. Nathan ise bizimle olmaktan çok memnun ve bizi farklı alanlara taşıyabilecek bir vizyona sahip. Ayrıca da caz konusunda çok bilgili ve daha önce Maynard Ferguson gibi çok önemli isimlerle çalıştı. Rock müziğe de yakınlığı var Nathan'ın.

      http://4.bp.blogspot.com/_ocLjbdR2Hz...x+skolnick.jpg

      Sana göre doğaçlama neyi ifade eder ve senin müziğinde, hem geçmişte hem de günümüzde, ne kadar önem taşır?

      Doğaçlama müziğin kendisi kadar önemlidir. Johann Sebastian Bach mükemmel bir doğaçlamacıymış ve birçok bestesini bu şekilde yaratmış. Bu benim metal olsun caz olsun çaldığım bütün sololar için de geçerli. Caz çalmanın farklı yanı, şarkıyı her çalışında farklı bir yorum katma özgürlüğünün olması ve bu bana her gece aynı şarkıyı çalmaktansa farklı yorumlarla müzik yapma olanağı sunuyor, bunu seviyorum.

      http://www.metalsucks.net/wp-content...9/p6261583.jpg

      Hangi ekipmanı kullanıyorsun? Hala o Ibanez "S" gitarını çalıyor musun? (Eğer hala çalmıyorsan ve hediye edecek birisini arıyorsan beni hatırlayabilirsin)
      http://eleves.mines.inpl-nancy.fr/~f...x_Skolnick.jpg

      İyi Deneme O Ibanez'i yıllarca kullandım ve geçenlerde sakladığım yerden çıkarıp bakıma aldım. Yine çalmak istiyorum bu aralar. Bugünlerde Heritage H575 hollowbody, 60'lı yılların modellerinin yeni üretimi olan bir Les Paul, çelik telli bir Guild F45, Tech 21 Amfi, D'Addario telleri ve çoğu Boss olan çeşitli pedallar var ekipmanımda.

      Testament'ten, 1992’ de ani ayrılışının nedeni neydi?

      Artık hayatımda farklı bir şeyler yapmak ve kendimi başka müzik türlerine vermek istiyordum.

      En sevdiğim Testament albümlerim “Practise What You Preach” ve “The New Order”. Şarkı olaraksa "Musical Death(The Dirge)". Ya seninkiler?

      En sevdiğim şarkı muhtemelen "Practise What You Preach" dir. Bence grubun en iyi dönemini temsil eden bir şarkı. Hepimiz fikir birliği içinde ilerliyorduk ve şarkılarımızda müthiş bir enerji vardı. Maalesef birkaç yıl sonra bu fikir birliği azaldı.

      Ancak yıllar sonra Testament ile "First Strike Still Deadly" albümünde tekrar çaldın. Nasıl oldu bu?

      Senelerdir birbirimizle konuşmuyorduk ve artık bir araya gelip anlaşamadığımız konuları ortaya koymanın ve problemlerimizi çözmenin vakti gelmişti. Tekrar dost olmak çok güzeldi. Bundan kısa bir süre sonra albümde çalmamı istediler, ben de kabul ettim. O dönemde Chuck biraz rahatsızdı ama şu anda durumu çok iyi.

      Bazıları, Handful of Rain'deki icranı Savatage'ın ilk gitaristi Criss Oliva'ya benzetiyor. Bu albüm müthiş bir atmosfere sahip ve seninle grup elemanları arasında harika bir müzikal kimya var. Criss Oliva hakkında senin düşüncelerin ne? Savatage ile devam edemez miydin?

      Gerçek şu ki, benden sadece devreye girip albümü bitirmemi istediler. Ben de çoktan metal dışında bir müzikle uğraşmaya karar vermiştim (AST değil ama farklı bir şeyler yine de). Onların her şeyini Savatage’a verebilecek bir gitariste ihtiyaçları vardı. Ayrıca onlar Florida'da yaşıyorlardı, bense 3000 mil ötede San Francisco’da. Bu hayatında çok sevdiğin ve önemsediğin bir bayanla ilişkinin olmasına, buna rağmen ondan dünyanın yarısı kadar uzakta olmasına, senin onun için, onun da senin için doğru insan olmamana benzerdi.

      http://farm4.static.flickr.com/3461/...406b052318.jpg

      İlerleyen zamanlarda Stu Hamm'le bir turneye çıktın. Stu ile turlamak nasıldı?

      Harika. Çok eğlendik ve onun kalitesinde müzisyenlerle çalışarak, onlarla yan yana durabileceğimi gördüm. Bazı özel günlerde sahnede bize efsanevi gitarist Steve Morse ve eski hocam Joe Satriani de bize katıldı.

      Bize biraz bir hoca olarak Joe Satriani'den bahsedebilir misin? Onunla nasıl tanıştın ve gitar dersleri almaya karar verdin?

      Joe benim en iyi hocalarımdan biriydi ve çok iyi arkadaştı. Onunla iki yıl çalıştık. Ona gittim çünkü o dönemdeki hocalarımdan artık verim alamadığımı düşünüyordum. Ayrıca zaten onların çoğunu da eğiten oydu.

      Günümüzdeki müzik piyasası, büyük şirketler, küçük şirketler ve medya hakkında neler düşünüyorsun?

      Bence en zor piyasa, müzik piyasası. Eskiden bu dünyada bir yerlere gelebilmek çok zor ve yorucuydu. Şimdi ise piyasa o kadar büyük bir çıkmazda ki, iyi olmanın bir önemi yok. Bir sürü insan çok uğraşmasına rağmen bu işe ara vermek veya tamamen bırakmak zorunda kalıyor. Bu yüzden hala bu olanaklara sahip olduğum için çok mutluyum. Birçok başarılı sanatçıyla çalışabiliyorum ve sadık dinleyicilerim var.

      Artık büyük şirketler bir değişim içinde ve yavaş yavaş güç kaybediyor. Küçük şirketler ise bir gelişme ve büyüme aşamasındalar. Prodüktörler hala çok önemli bir yer tutuyor, en azından iyi olanları. Artık kendi albümlerini yapmak daha kolay, çünkü teknoloji çok ilerledi.

      Sağlam bir sanatçı vizyonu geliştirmenin en iyi yolu nedir?

      İçinden gelen sesi dinle. Herkes sana olmaz dese de, sen içinden gelen sesin peşinden git. Başkalarını da dinle ve doğru bulduğun önerileri dikkate al. Kendi ve başkalarının hatalarından ders çıkar. Yaptığın müzikle ilgili çok fazla kitap oku.

      Geçmişten ve günümüzden birisiyle çalma şansın olsaydı kimleri seçerdin?

      Geçmişten Django Reinhardt, Jimi Hendrix ve Miles Davis. Günümüzden ise -biliyorum bu garip bir seçim olacak ve çok tepki de alabilir- ancak Prince diyorum. Yakın zaman önce onu gördüm ve uzun zamandır gördüğüm en iyi müzik ve en olağanüstü gitar icrasıydı. Bana inanmayanlar konserlerine gidip Zeppelin'in "Whole Lotta Love" şarkısını Hendrix-vari bir soloyla nasıl çaldığını görsünler.

      Uzun yıllardır profesyonel olarak müzik yapıyorsun. En unutulmaz konserin hangisiydi?

      Doğrusunu söylemek gerekirse, kendi triomla çalmak bana en büyük keyfi veren şey oldu. Hiç unutamadığım konser Austin Texas' taki SXSW festivali olabilir.

      Türkiye hakkında ne biliyorsun? Daha önce hiç burada bulundun mu?

      Ne yazık ki sadece havaalanında bulundum. Burada, New York'ta çok güzel Türk lokantaları var. En sevdiklerim Pasha ve The Turkish Kitchen. Bir gün ülkenizi ziyaret etmek isterim (Not: Etti ve daha sonrasında yazıştığımızda, mükemmel bir konser olduğunu ve burada gerçekten çok eğlendiğini söyledi.)

      Güzel Sohbetin ve içten ilgin için teşekkürler Alex, Umarım bir gün görüşürüz.

      Dip Not: Alex' e daha sonradan, röportajdan bahsettiğimde de şu notu yollamıştı ;)

      Hi Baris- the interview looks great; wish I could read it! As far as a message I can't post one myself because of the language but please give everyone my best and that I hope to come to Turkey someday and play for all the Turkish fans. Thanks, Alex

    gitarpedal