Ditto 2x
    • Alen Emre Balkan Özel Röportajı

      Herkese merhabalar. Sound Dergisi “Gitarizm” adlı köşem için yapmış olduğum bir röportajla daha karşınızdayım. Bu kez konuk koltuğuna oturan kişi Emre Balkan. İşbu röportaj Sound Dergisi Eylül 2010 sayısında yayımlanmıştır, izinsiz ve kaynak gösterilmeksizin alıntılanması kanunen yasal değildir.



      Merhaba Emre. Gitarizm’e hoş geldin. Öncelikle, harika pedalların ve cihazların için tebrik ediyorum. İstersen kronolojik gidelim ve kendinden, bu işlere nasıl bulaştığından bahsederek bir girizgah yapalım, ne dersin?

      Merhaba Barış, ben de Gitarizm’de bana ve markama yer verdiğin için teşekkür ederim. Onlu yaşların başıydı, davul çalmaya yeni başlamıştım ve o zamanlar yaşadığım yer olan Edirne’de bulabileceğim tek davul bir elektronik atölyesindeydi. Bilirsin o zamanları, ekipmanı bırak enstruman bulmak hayal gibiydi. Senin dilinden konuşursam, Amerikan bir strat gördüğümüzde saatlerce seyredip dokunmaya kıyamaz, bakmaya doyamazdık. İşte o davul çalışmaları sırasında havyayı bir kere elime aldım, gördüğün gibi hala bırakamadım, niyetim de yok açıkçası. Abone olduğum birkaç bilim dergisinin de etkisi ile ses devreleri üzerine çalışıp garip kutular içerisinde gitarist arkadaşlara hediye ederdim. Yıllarca böyle devam ettikten sonra 3 yıl önce ticari olarak Alen Geere’i hayata geçirdim.

      Tam Deli Emin muhabbeti olmuş, iyi de yapmışsın ayrıca. Neyse, Alen Geere Efekt ünitelerinin şu anki durumu hakkında bilgi verebilir misin? Yıllık üretim kapasitesi, üretim tesisiniz, çalışanlarınız vs.

      Dediğim gibi, 3 yıldır yasal ticari bir firma ve tescilli bir marka olarak üretime devam ediyorum. Son bir senedir ediyoruz, artık tek başıma değilim. Üretim tesisimizi metal-ahşap işleme, boya, elektronik montaj, serigrafi-baskı, genel montaj ve paketleme bölümlerinin ayrı ayrı bulunduğu ufak bir fabrika olarak tanımlayabilirim. Şu anki durum ilkinden doğal olarak çok farklı, mesela pedallarımızda kullandığımız boya kalitesi BMW, Mercedes gibi markalar ile eşdeğer düzeyde. Elektrostatik toz boya bölümü en fazla alana sahip durumda, tamamen otomasyon ile çalışıyor ve konusunda uzman bir arkadaşımız tarafından işletiliyor. Ayrıca tüm pedalların kimyasal işlem, boya ve baskı safhalarında her partinin değerlerini belirleyip kontrol eden kimya mühendisi arkadaşımız mevcut. Pedallarda gördüğünüz tüm görsellerin tasarımları eşime ait. Diğer bölümler de dahil olunca biz toplam 9 kişilik minik bir ekibiz. Sayı az gözükebilir ama tam kapasite ile günde 70 adet pedal üretimi yapabiliyoruz. Tabi yurtdışından toplu acil bir sipariş gelmedikçe bu olmuyor.

      Tam bir aile şirketi olmuşsunuz. Türkiye pazarında son birkaç yıldır yerli pedal akımı söz konusu, biliyorsun. Bir kesim daha ziyade (modifiyeli veya modifiyesiz) klon pedallar üzerine yoğunlaşmışken, daha küçük bir kesim ise butik üretimde kendini gösteriyor… Bu akımı ve fraksiyonlarını nasıl değerlendiriyorsun?

      Öncelikle fabrika çıkışı bir ürünün kullanıcı tarafından modifiye edilmesine kesinlikle karşı değilim. Gerçekten bazı ürünler böylelikle resmen şaha kalkabiliyor. Karşı olduğum şey orjinal pedalların modifikasyona uğratılmış hallerinin fahiş fiyatlara satılarak markanın önüne geçemese bile bir pazar yaratılması ya da bu modifiye işleminin yüksek rakamlara yapılması. Bence kullanıcı, mod hurafeleri ile zaman harcamak yerine üreticiyi destekleyip eksik gördüğü konularda uyarmalı. Oluşacak diyalog her zaman her iki tarafın da yararına olacaktır ki ben böyle yapıyorum. Yerli malı konusuna gelirsek, ben olaya evrensel bakıyorum. Yerli malı olması duygusallaştırılıp ülke içinde bir satış tekniği olarak kullanılıyor fakat bu o pedalların her bakımdan kalitesiz ve tamamen başka bir ürünün kopyası oldukları gerçeğini değiştirmiyor. Yerli üretimin adını kötüleyip kalitesini düşürmekten başka hiçbir olguları yok. Yasal değiller ve bu kadar yerli malı propagandasının üzerine maalesef ülkeye kazandırdıkları bir katma değer de yok. O yüzden karşımda muhatap alabileceğim kimse yok. Adını buradan anmak istediğim, forum kullanıcılarının da tanıyacağı Emin Eşref Akbay isimli arkadaşın sadece kendine özgü tasarımları var ve bu işle yoğun ilgileniyor. Rakip olarak görmektense mutluluk duyuyorum.

      Türkiye’de üretim yapan, hatta ufak çaplı butik üretimle de işi sınırlamayıp, son derece profesyonel, seri üretime dayalı bir yatırıma kalkışan bir “şövalye” olarak, burada üretim yapmanın veya birşeyler üretmenin en büyük zorlukları, sıkıntı kaynakları nelerdir?
      Bu biraz iddialı oldu ama teşekkür ederim. Türkiye’de üretim yapmanın aslında benim açımdan çok büyük sıkıntıları yok. Hatta ürün gönderdiğim birçok ülkeye göre avantajlı sayılırım. Ara sıra yaşanan gümrük problemlerini ve bazı malzemelere gereksiz uygulanan lüks tüketim vergisini saymıyorum. Hani devlet desteğinden falan girersek konu kapanmaz. Türkiye bazında tek derdim satış oranı ve mağaza işletmelerinin çalışma şekilleri. Tamamen dışarı odaklanmış durumdalar ve Türk üreticiye kesinlikle şans tanımıyorlar. Yerli üretim taklit pedalları konsinye mantığı ile satanlar var fakat insanlar bunları ucuz ve kalitesiz olduğunu bilerek alıyorlar. Alen Geere ürünlerinde ise kalite satışını yaptıkları ithal pedallar ile aynı düzeyde, fiyat ise daha uygun olduğu için distrübütörü oldukları markanın önünü kesmek istemiyorlar. Haliyle bir toptan alım ya da stok bulundurmaya sıcak bakmıyorlar. Büyük vitrinlerde göremediği ürün de tüketicide güven karmaşası yaratıyor ve birebir deneme fırsatı azalıyor. Zaten Dünya pazarını hedeflemeseydim bu işe asla bu kadar yatırım yapmazdım. Türkiye yaptığım satışın %10 unu oluşturmuyor, o yüzden fazla kafaya takmıyorum.

      Alen Geere ürünlerini kullanan tanınmış müzisyenlerden örnek verebilir misin?

      Ülkemizde Akın Eldes, Tanju Eren, Serdar Öztop, Sabih Cangil, Cem Tuncer, Levent Candaş, Ulaş Engin ilk aklıma gelen isimler. Dünya çapında Doug Doppler, Reb Beach, Paul Gilbert, Nuno Bettencourt, Vinnie Moore, Steve Stevens, Richie Kotzen gibi isimler ile de sürekli irtibat içerisindeyim.

      Bunun dışında yerli veya yabancı sanatçılarla anlaşma (endorsement vermek) gibi bir uygulama düşünüyor musun?

      Ürünlerimi kullanan kabul görmüş otoriteler beni zaten yoğun bir biçimde destekliyorlar. Tek fark para karşılığı değil de bunu kendi istedikleri için yapıyor olmaları. Karşılıklı bir özveri söz konusu, kendisini bu halkanın içinde hisseden herkese teşekkür ediyorum. Bahsetmek istediğim bir diğer olay ise gelen talihsiz teklifler. Hepsi tanınan gitaristler. Markam dahilinde kendisine imzalı model üretmemi ve satıştan %40 gibi bir pay isteyeni mi dersin, yine imzalı model isteyip bana dünyaca tanınan bir markanın çok satan bir modelinin kopyasını yapmamı teklif eden mi… Pek hevesim kalmadı anlayacağın bu konulara.

      Benim fikrime göre uluslararası pazarda, iyi tanınan bazı markalara, sağlam bir rakip olabileceğini düşünüyorum. Peki ya sence Alen Geere ürünleri kendi klasmanlarında ve hem Türkiye, hem de yurtdışı pazarda hangi artılara, avantajlara sahip?

      Güzel düşüncelerin için teşekkür ederim. Bunun için biraz üretim safhasından bahsetmem gerekli. Öncelikle tasarımlar yapıldıktan sonra başarılı ve tanınan gitaristlerden oluşan bir deneme ekibinin sıkı testinden geçiyor. En ufak vidasından, karaktere, tona, çalımdaki hissiyata kadar gelen görüşler büyük önem taşıyor ve pedalın son hali şekilleniyor. Bu durumda kötü bir model üretmek neredeyse imkansızlaşıyor. Ardından belli forumlarda görüşlerine saygı duyulan kişilerin de testine tabii tutuluyor ve bu tüm okuyuculara açık gerçekleşiyor. Bir ürünü kullanıcının mutlu olacağından emin olduğum bir hale getirebilmem benim avantajlarımdan biri sanıyorum. Bunun yanında pedalları oluşturan tüm parçalar dünyanın en kaliteli üreticilerinden temin ediliyorlar. Tüm resistör ve kapasitörler %1 toleransa müsaade eden metal film şeklinde mesela. Kusurlu ve kalitesiz tek bir komponent yok. Ülkemizi düşünürsek müzisyenlerin bu mükemmel ürünü dünyaca ünlü markaların yarı fiyatına alabilme imkanı oluyor ki bu alıcı için de satıcı için de en büyük avantaj.

      Şu an tamamlanan ve seri üretim hattına giren projelerinden kısa kısa bahseder misin?

      Bu aralar modülasyon vs efektlerine ara verdik, drive pedalları üretiyoruz. En yeni olarak söyleyebileceğim Loverdrive modeli var. 3 bölüm ve birbirini süren fet transistör diziliminden oluşuyor. Üzerinde gain ve level kontrolleri, içerisinde ise transistörlerin voltaj ayarlarını yapan 3 adet trimpot olan, crunch bir tondan medium gain seviyelerine ulaşabilen güzel bir pedal. Hani ton olarak tarif etmem zor, web sitesindeki kayıtlar daha açıklayıcı olacaktır.

      İnsanlara biraz merak edecek sırlar verelim; Şu an güncel olarak proje ve prototip olarak üzerinde çalıştığın konulardan bahseder misin?

      Zamanımın çoğunu atölyede ar-ge çalışmaları içerisinde geçiriyorum, bildiğin gibi. Şu sıralar dünyaca tanınan bir gitarist için ürettiğim bir pedal var ve imzalı model olarak satışa sunulacak, yasal evraklar tamamlanmadan isim vermek istemiyorum, affet beni. Bunun yanında senin de prototiplerini denediğin onboard booster-preamp üniteleri var. Sipariş edilen push-pull potansiyometreleri gelir gelmez onlar da satışta olacak. Bir de eksikliğine inandığım bir bas preamp pedalının tasarımı tamamlanmak üzere.

      Güzel haberler. Peki “Kişiye ve ihtiyaca özel” pedal yapımın, belki de custom shop mantığı ile devam ediyor mu? Bildiğim kadarıyla Alen Geere’ın en büyük farklarından birisi de “elimde şu ekipman var, bu müziği çalıyorum ve şöyle bir sound peşindeyim” diyen insanlara çare olmak ve onları tatmin edebilmek idi. Bunu kaybetmemiş olduğunu umuyorum, büyük açık kapatıyordu…

      Bu uygulama kesinlikle devam ediyor. Ama belirtmeliyim ki karşılıklı özveri, zaman, çalışma ve biraz da maliyet gerektiriyor. En başta ekipman ayrıntılı incelenip gerekli ölçümler yapılıyor. Ardından çalımı yapacak kişinin teknik, stil ve tuşe gibi konularda detaylı özellikleri belirleniyor. Pedalın kullanılacağı yer (misal stüdyo), pedal dizilimindeki konumu (misal fx loop), kullanım amacı (misal spektrumda belli bir alanda öne çıkmak) ve kişinin pedal üzerinde istediği yapısal özellikler(misal jack bağlantıların üst kısımda olması) büyük önem taşıyor. Sonrasında eldeki veriler ile ulaşılmak istenen sonuca doğru prototipler üretilip beklide defalarca deneniyor ve son rötuşlar tamamlanıyor. Tüm bu sürecin ardından ortaya kişiye özel ve ekipman aynı olsa bile asla başkasının parmaklarında aynı sonucu vermeyecek bir pedal ortaya çıkıyor. Tabi pedalın renk ve grafik dizaynı da bu süreçte kişinin isteğine göre hazırlanıyor. Seri üretimde olan modeller için de bu şekilde renk ve grafik değişikliği istekleri geliyor, onları da belirli bir ücret karşılığında geri çevirmiyoruz. Kibarca reddettiğimiz istekler “Falanca gitaristin filanca albümündeki malum şarkıdaki tonunu alabileceğim tek bir pedal yapabilir misiniz?” gibileri oluyor. Hak verirsin ki geniş kolları olan bir nehri bir pet şişeye sığdıramayız.

      Güzel bir benzetme. Şu anki ürün grubun arasından birisini “gurur kaynağım” diye seçecek olursan hangisini, neden seçerdin?

      Çok zor bir soru ve tam bir cevabı yok. Gurur duymayacağım şeyi üretmiyorum sanırım. Bazen kargo teslim alana kadar depoda kolileri izlediğim oluyor. Hele özel tasarımlarda, 2 ay üzerinde çalışınca sahipleniyor ve göndermek istemiyorum. İlginç bir duygu. Ama mutlaka bir cevap vermem gerekiyorsa Serene Boost u söyleyebilirim. Her tonda, her set-upta kısacası her sinyal yoluna girebilecek ve burada mutlaka iyi bir sonuç vererek beni sınırsız temsil edebilecek bir pedal.

      Alen Geere olarak yurtdışı pazarları için bazı icraatlarınızdan bahsetmiştin, tanınmış gitaristler falan, bunu biraz açabilir misin? Dünya pazarı için hedefleriniz, vizyonunuz, planlarınız nelerdir?

      Seneye sağlam bir gitarist kadrosu ile NAMM Show’a katılma planlarımız var. Orada olacak tanıtıma özel birkaç ürün hazırlamaktayız. Kısmet diyelim. Ayrıca sadece yurtdışındaki belli mağazalarda satılmak üzere hazırlanan rack ünitelerimiz mevcut. Pedal olarak bakarsak, bu işin anavatanı tabiî ki Amerika, bölgesel bazda bir avantajımız yok ama zaten istediğimiz tüm dünyaya çok ürün satmaktan ziyade doğru yerlere yeteri kadar ürün satmak. Bir ürün her baktığınız vitrinde yer alıyorsa bir süre sonra gözünüz aşina oluyor ve dikkatinizi çekmiyor. Marka değerinin bu önlenerek korunacağını düşünüyorum. Avusturalya’ya 3 bölgeye ama her bölgede sadece bir mağazaya düzenli olarak pedal gönderiyoruz mesela.

      Takdire şayan. Umarım gururla izleriz NAMM’da. Mehmet Barlo ile olan bağlantınız nasıl başladı ve gelişti? Özellikle Serene Boost pedalı için epey katkısı oldu galiba?

      Barlo Hocam ile bir internet forumu sayesinde tanıştık. Benim için çok önemli, değerli ve fikirlerine büyük saygı duyduğum bir insandır. Konumuz ile alakalı olan herkes zaten tanıyor ve seviyordur. Tanımayanlara da sürekli yoğun olan akademik hayatından kalan zamanı insanlara sabırla müzik ve ekipmanları hakkında bir şeyler öğretmeye ayıran bu nadide insanın yazılarını bir an önce okumalarını tavsiye ediyorum. Bu cümleye haşa diyerek kabullenmeyecek kadar da mütevazidir kendileri Bir aksilik olmadığı takdirde periyodik aralıklarla -ki bu 1-2 hafta gibi zamanlardır- görüşüp kendi aramızda durum değerlendirmesi ve kritikler yaparız. Benim pedallarımın tasarımındaki en büyük yardımcılarımdandır kendisi, en derin, en yaralayıcı test sonuçları ondan gelir, serene boost modelinin de katkıyı bırak en ufak ayrıntısına kadar yaratıcısıdır diyebilirim. Hiçbir maddi beklenti içerisinde olmadan bu işe resmi olarak başladığımdan itibaren yanımda olmuştur. Aynı zamanda ürünlerin fikir ve tasarım aşamasından itibaren tüm test koordinasyonunu yürütmektedir. Tek mutsuzluğum çöpe giden tasarımlar

      Pedal yapımında seni etkileyen isimler kimlerdir? John Spina veya Robert Keeley gibi isimler seni etkiledi mi?

      Devre tasarımından bahsediyorsan öyle söyleyebileceğim önemli bir isim yok. En azından tanınan isimler değiller. Keeley gibi pedal modifiyecileri ise kolay yoldan para kazanma peşinde olan insanlar benim gözümde. Ama itiraf etmeliyim, fabrika çıkışı bir pedalın yanına simetrik-asimetrik kırpma seçeneği sunan 50 sent değerinde bir anahtar takarak pedalı orijinal kutusunda neredeyse 2 katı fiyatına satmaları beni gerçekten etkiliyor işin açıkçası. Bunların dışında bazı fikir, duruş ve görüşleri açısından Dirk Hendrik’i dikkate alıyorum. Mekanik tasarım olarak, yani komponent yerleşimleri, bağlantılar, kutulama konularında tabiî ki yıllardır üretim yapan büyük markaları takip etmiyor değilim. Standart olana yakın durmaya çalışıyorum. Bugün gerçekten iyi pedallar ürettiğimi söylüyorlarsa, ürünlerimi alıp bana destek olan, bilgi ve tecrübe edinmem, bunu pratiğe dökmemde rol oynayan herkese teşekkür ediyorum.

      Türkiye pazarında eksikliği hissedilen lambalı bir distorsiyon pedalını, işte V Twin türü bir şey, ne zaman üretmeye başlayacaksınız da evlerdeki MG30’lar şenlenecek?

      Yakında diyebilirim. Son halini almış tasarımlar mevcut, seri üretime hazırlanıyoruz. Anında satılmayacakları için fazla adette lamba,trafo vs stoklamak istemiyoruz şimdilik. Belli adette üretilip katalog ve deneme çekimleri yapıldıktan sonra talebe göre üreteceğiz. Ama şuan 500 adet sipariş vermek istersen 15 günün sonunda kapında olacaklarını garanti edebilirim.

      Süpermiş ama bir tane kâfi bana Benim sorularım şu an için bu kadar. Eklemek istediklerin, mesaj göndermek istediklerin varsa mikrofon senin…

      Barış sorulabilecek ne varsa sordun, ellerine sağlık. Hmm, o zaman tüm Sound Dergisi okurlarına selamlarımı göndereyim.

      http://gitarizm-tr.blogspot.com/

    gitarpedal