Ditto 2x
    • Seymour Duncan Özel Röportajı



      Türkiye’den selamlar Bay Duncan, sizin gibi yaşayan bir efsane ile görüşebilmek gerçekten çok büyük bir zevk ve onur, öncelikle bunu söylemeliyim.



      Röportaj için ben çok teşekkür ederim Barış. Umarım sorularını güzel yanıtlayabilirim.


      Ona hiç şüphe yok. İnsanların çoğu sizi ilk olarak eski bir Fender Telecaster manyetiğini, bir pikap yardımıyla yeniden sararak bu işle başladığınızı ve daha sonraları ise efsanevi müzisyenler için harika manyetikler yaptığınızı biliyor. Sizi o kadar tanıyor. Peki bunun ötesinde nasıl bir adam var?


      Pekala, manyetik yapmaya ve sarmaya 1960’ların ortalarına doğru Michigan, Kalamazoo’daki Gibson’dan Bay Les Paul’ün ve California’daki Fender firmasının yardımları ile başladım. Onlara sürekli olarak yazar, gitar modelleri ve manyetikleri hakkında tonla soru sorardım. Daha sonradan manyetiklerin nasıl yapıldıklarını görmek için epey manyetik söktüm ve üretim şekillerini gösteren çok sayıda çizim yaptım. 70 başlarında ise Fender’in Londra’daki bir merkezinde çalışmaya başladım. Bu süreçte Jeff Beck, Eric Clapton, Jimmy Page, David Gilmour, The Who, Robert Palmer, Supertramp, Golden Earring, Free, ve Thin Lizzy gibi grup ve gitaristler için çalıştım (Yazarın notu: Seymour’un verdiği listeye dikkat! Resmen Rock’n Roll Hall of Fame gibi ) Ayrıca S.Duncan Firması olarak da Slash, David Gilmour ve Eddie Van Halen gibi pek çok sanatçıya manyetikler yaptık ki bunların bazıları imzalı ürün oldu, kimi ise OEM model olarak çeşitli gitar firmaları için üretildi.
      P.A.F. sınıfı manyetikler için son derece nadide, güçlü ve ayrıntıcı bir yaklaşıma sahipsiniz. Sizi P.A.F.lara bu kadar güçlü bir şekilde bağlayan şey nedir?


      Ben Jeff Beck ve Eric Clapton gibi çok yenilikçi ve harikulade gitaristlerin zamanında büyüdüm. 60 ortalarında The Yardbirds, The Beatles ve Rolling Stones gibi grupların başlattığı “İngiliz İstilâsı” dönemindeki büyük blues gitaristleri beni çok cezp etmiştir. P.A.F. humbuckerlar takılı Les Paul’ler çalan Peter Green, Paul Kossof ve Jeff Beck gibi adamların soundları ise beni kendisine köle etmişti. Ayrıca Eric Clapton da, John Mayall’s Blues Breakers zamanlarında Les Paul (LP) kullanıyordu ve ben bu sanatçıların tonlarına çok büyük hayranlık besliyordum. Bu geleneksel P.A.F. tonunu kulağıma, bir ton standardı olarak aldım. Stratocaster ve Telecaster’ları bugün bile hâlâ çok seviyorum. Ancak LP sesleri için olay Seth E. Lover tarafından tasarlanan P.A.F. (Patent Applied For) humbucker manyetikleri idi. Yıllar boyunca Jeff Beck’in, Paul Kossof’un ve İngiliz “Chicken Shack” grubundan Stan Webb gibi bir çok ünlünün gitarlarını çaldım. Bu süreçte her birinin diğerinden biraz daha farklı olduğunu fark ettim ve manyetik araştırmalarına başlayıp birbirlerinden farklarını ortaya koyan çok detaylı notlar çıkardım.


      Seri üretime sahip ürünlerinizi düşünürsek, medar-ı iftiharınız bunlardan hangisi olurdu?


      Gurur kaynaklarım JB ve Jazz (sap) modellerimizdir. Bunlar 70 ortalarında, dostum Jeff Beck’in, George Martin (The Beatles) ile birlikte “Blow by Blow” albümünü kaydettikleri sırada tasarlandılar. Jeff’e “The Tele-Gib” dediğim ve iki adet yeniden sarımlı P.A.F. humbucker manyetik içeren bir telecaster yaptım. Manyetikler, harika bir blues gitaristi olan Lonnie Mak’e, vaktiyle, ait olan eski bir Gibson Flying V’den çıkmaydı. Bu manyetikler eski bir dikiş makinesi kullanarak sardığım ilk “JB” ve “JM” manyetikleriydi.

      Peki kendinizi bu işte ilk kez ne zaman başarılı hissettiniz ve “işte oldu, başardım!” dediniz?


      Jeff Beck’in “Blow by Blow”’daki (Not:bu albüm tarihin en çok satan enstrümantal albümlerinden de biridir bu arada) tonunu duyduğumda… Özellikle Grammy ödülü alan “Cause We’ve Ended As Lovers” şarkısında JB kullanmasından gurur duymuştum. Şarkının girişindeki efektleri (Not:swell) Tele-Gib’in volüm ayar düğmeleri ile yapmıştı . Tonu ve nadide çalım tarzı sayesinde manyetikler kulağa harika geldi. Jeff’in başarıya ulaşması ve muhteşem gitarcılığı beni gerçekten çok onore etmişti.


      Maricela Juarez ile ilk olarak nasıl tanıştınız ve onun özel üretim atölyesinin (custom shop’un başına geçmesi süreci nasıl gerçekleşti?


      Maricela Juarez, ya da kısaca “MJ”, standart üretim hattındaki bir manyetik sarıcısı olarak başladı. Çok yardımseverdi ve manyetiklerin sarım işleri konusunda da çok yetenekliydi. Özel üretim atölyesini açtığımda oradaki işe de mükemmelen iyi uyum sağladı. Dolayısıyla, benim sarım yönlendirmelerimi takip edecek ve Antiquity hattındaki manyetiklerin kontrolünü sağlayacak bir lider düşündüğümüzde aklımıza ilk gelen isim MJ oldu. O sadece bana sarımlarda yardım etmekle ve Seymour Duncan manyetiklerini hazırlamakla kalmıyor, ayrıca tüm dünyada yapılan her tipteki manyetiği de takip ediyor. Biz Gibson, Fender veya diğer rakiplerimizin manyetiklerini de sarıyoruz. Atölyemizde her türden manyetik özellikleri ve sarım bilgilerinin yanı sıra ayrıntılı fotoğraflar, çizimler de içeren kocaman bir dosya arşivimiz var. Arşivimizde çok sayıda fotoğraf mevcut ve görüyoruz ki diğer manyetik yapımcıları da, rakipleri ile aynı manyetik parçalarını kullanıyorlar. Ne kadar çok manyetik üreticisinin tıpatıp aynı bobinleri, baseplateleri, mıknatısları, kapakları farklı isimler ve modeller altında kullandıklarını görmek çok komik.


      En sevdiğiniz müzisyenler kimler?


      Sevdiğim adamlar gerçekten çok fazla. Saymak gerekirse başta Jeff Beck, Eric Clapton, The Ventures, The Shadows, Roy Buchanan, Albert Collins, Jerry Donahue, Joe Pass, Al Viola, Les Paul, Chet Atkins, Brent Mason, Chris Rea, Snowy White, Steve Cropper ve özellikle James Burton…


      Peki en sevdiğiniz lütiyeleri ve manyetik yapımcılarını sorsam?


      En sevdiklerim Fender ve Gibson’daki elemanlar, Bill Crooks (Brad Paisley), Bill Asher (Ben Harper), Bill Collings ve elbette Paul Reed Smith. EMG, Lindy Fralin, Jason Lollar ve birçok butik üretici başta olmak üzere neredeyse tüm manyetik yapımcıları ile de arkadaşım (Not:Bu adamın bu huyuna bayılıyorum).


      Hayatınızda sizi çok zorlayan, adeta sizi çıldırtan manyetik projesi hangisi oldu mu hiç?


      Bu kadar zorlandığım bir proje olmadı aslına bakarsan. Ancak bazen gerekli özelliklere uygun olmayan manyetik parçalarına sahipken veya sadece işe yaramadıklarında epey zorluyor. Bu sebeple daima yeni tedarikçiler bulma peşindeyim ve tüm yumurtalarımı aynı sepete koymamayı öğrendim. Şu anki dünya ekonomisi ile sizin ihtiyacınız olan parçaları sağlayacak firma bulmak günden güne daha da zor oluyor. Dahası dünya üzerinde parça satan (Not:“replacement” bâbında) ancak standart ölçü ve özelliklere uymayan firmalar mevcut. Normal deliğine sığmayan bir vida beni delirtiyor.
      Ton ve sound açısından, bir elektrik gitar manyetiğinin en önemli değişkenleri nelerdir sizce?


      Bobin şekli, bobin telinin kalınlığı ve kaplama malzemesi, mıknatıs türü ve gauss değeri, sarım sayısı, sarım yapısı, sarım gerginliği, manyetiğin tellere, köprüye göre yerleşimi ve yüksekliği, gitar telinin kalınlığı, gövde ağacı, sap türü, ağacı ve biçimi, volüm ve ses kontrol değerleri. Bunlar bir enstrumanın tonunu kontrol eden bazı kritik değişkenlerin bazıları…


      Hiç, bir gitar firmasının veya başka bir markanın ürettiği bir manyetiği, aslında ilk yapan olmak istediğiniz oldu mu? Var mı böyle bir manyetik?


      S.Duncan’da ve S.Duncan özel üretim atölyesinde onlarca yıldır yapılmış birçok replika manyetik yaptık. Kendim bile her türden manyetik yaptım ve bu gitar ve bas manyetiklerinin bazıları ilk yapıldığında daha ben bile doğmamıştım. Keşke daha fazla EBO Gibson bas gitar manyetiği yapsaymışım. Bunlar için hiçbir zaman büyük talep olmamıştı ama hem ton, hem de tasarım olarak çok nadide manyetiklerdir. Aklıma gelmişken bir detay daha vereyim, humbuckerların bobinlerini ürettiğimiz enjeksiyon kalıpları, 50’lerde Gibson’ın bobin kalıplarını üreten firma tarafından üretildi.


      Toprağı bol olsun, Seth Lover ile çok güzel bir bağınız olduğunu biliyorum. Gerçekten de tanışmış olabilmeyi istediğim insanlardandır. Onun, sizin üzerinizde ne kadar derin bir ilham bıraktığını öğrenebilir miyim?


      Gibson’ın humbucker manyetiklerini icat eden Seth E. Lover, manyetikler üzerine muazzam bilgisi olan, yakın bir arkadaşımdı. Garden Grove, California’daki evinde onu ziyarete giderdim ve bütün bir günü manyetiklerden konuşarak geçirirdik. Bir keresinde bana orjinal çizimlerini ve notlarını vermişti. Üstelik hem var olan manyetikler için olanlarını, hem de yeni tasarımlarını. O sadece humbucker’ı değil Doors gibi bir çok grubun kullandığı Fender Rhodes piyano ve bas piyano için de manyetikler geliştirmişti. Koca bir kütüphane dolusu şemalar ve manyetik parçaları içeren kutuları da vermişti. Bir gün bir manyetik müzesi açıp, onun bana verdiği bu çok kıymetli eserleri, çizim, şema ve el yazmalarını sergilemeyi umuyorum. Öyle bir müze için elimde birçok nadide eser var. Mesela Gibson Garanti Bölümünden Todd Money Les Paul’ün orjinal manyetiğini ve Les Paul kayıt gitarının sapını vermişti.


      Peki Seth Lover dışında manyetik yapımındaki esin kaynağınız olan isimler kimlerdir?


      Humbuckerlar için Seth Lover’ı saydık. Leo Fender var Fender single manyetikleri için, Ray Butts var Gretsch Fillertron manyetikleri için, Roew-DeArmond manyetikleri var, Daneelectro ve Rickenbacker var ayrıca…


      Manyetik yapımı açısından veya firma olarak en büyük pişmanlığınız ne idi? Yada şöyle sorayım “keşkeler” söz konusu olduğunda neler söyleyebilirsiniz?


      Beraber çalıştığımız ve bizim ürünlerimizi kullanan gitaristlere şükürler olsun ki öyle bir pişmanlık durumumuz olmadı. Keşke yaptığımız bütün manyetikleri bizzat sarabilsem ama üretim hacmini düşündüğümüzde imkansız. Keşke dünyanın başka noktalarında da S.Duncan özel üretim atölyeleri açabilsem ama ekonomik olarak bu da pek mümkün değil. Keşke bizim ürünlerimizi kullanan tüm grupları sahnede izleyebilsem, onlarla tanışabilsem. Müzik mağazalarından sayısız davet alıyorum, ziyaret etmem ve gruplarla çalmam için. Gerçekten çok isterdim böyle bir şeyi ancak Maricela ile birlikte çok yoğun bir tempo ile çalışıyoruz.


      İnanılmaz yüksek fiyatlara satılan gerçek PAF manyetikleri hakkında ne düşünüyorsunuz?


      Bu olayda arz/talep dengesinin geçerli olduğu her şey gibi. Birçok koleksiyoncu gerçek PAF manyetiklerine çok yüksek fiyatlar biçiyor ve işin ilginci, gerçekte çoğu hiç de o kadar harika bir sese sahip değil. Fiyatlar uçuk zira çoğu müşteri bu PAF’ları çok gizemli bulunuyor ve Jeff Beck, Peter Green veya Paul Kossof gibi bir sounda ulaşabileceklerini umarak servet döküyorlar. Dahası ortalıkta sahte PAF satanlar var ve insanların çıkartmalar, modifiye edilmiş bobinler ve çeşitli parçalarla kandırılması beni üzüyor. Eğer böyle bir şey almayı düşünen varsa çok dikkatli olmalı ve mutlaka bu konuda gerçekten uzaman olan insanlardan yardım istemeli..


      Haklısın. Dahası, kişisel fikrimce, bunlardan birisine bir servet ödemektense S.Duncan Özel Yapım Atölyesine gitmeyi kırk kere yeğlerdim…


      Teşekkürler. Bunu gururla söylüyorum ki atölyemizde gerçekten harikulade sese sahip olan PAF replikaları yaptık, yapabiliyoruz. Aynı malzemelere sahibiz. Aynı mıknatıslar, bobinler, teller... Üstelik manyetiklerimizi, eskileri ile aynı sesi verebilmesi için yaşlandırıyoruz. Ayrıca Steve Miller’ınkinde olduğu gibi özel reçetelerin de söz konusu olduğu özel manyetikler de yapıyoruz.


      Bu PAF’lardan çok söz ettik. Gelelim Fender Singlelarına… Sence onları bu kadar özel yapan şey nedir?


      Atölyemizde el sarımı yapmaktan çok büyük keyif alıyorum. Neden dersin? Çünkü Abigail Ybarra gibi manyetik sarıcılarının Fender’deki sarım biçimi buydu. Onların, özellikle ilk dönemlerinde, çok nadide bir ton kaliteleri vardır ve kendi içinde gizem taşırlar. Buddy Holly’den Jimi Hendrix veya Roy Buchanan’a veya diğer Fendercilere, gitar tonlarının içinde el sarımı manyetikler yatar. Single manyetikler çok tatlı bir netlik ve ton kalitesine sahiptir. Her el sarımı manyetiğin kendine özgü bir sesi vardır. Bunun sebepleri sarım gerginliği, sarım biçimi ve mıknatısın oluşturduğu gerginliğinin, saranın parmaklarından manyetiğe geçmesidir. Fender Jazzmaster’ların tonunu çok severim. The Ventures’ın “Walk, Dont Run”ını dinle. İşte o yumuşak ve nefis ton Bob Bogle’ın Fender Jazzmaster’ından gelir.


      Seri üretime haiz ilk manyetiğinizi nasıl tasarladınız? Sanıyorum bu ‘59’du değil mi?


      Seri üretime geçen ilk manyetiklerim Fender strat ve tele manyetikleriydi aslında. Kasnak malzemelerini tek tek keser, deliklerini açar, lehim noktalarını hazırlardım, dahası her bir mıknatısın başlarının keskinliğini alır ve bobine tek tek yerleştirirdim. İlk manyetik sarım makinem neydi, biliyor musun? Bir bıçak biley makinesiydi. Aşındırıcı taş çıkarılıp yerine bobin oturtacak şekilde düzenlenmişti. Dönüm diski bir tur dönerken bobin dört kez dönerdi. Bu yüzden eğer bir bobinin 8000 sarımlı olmasını istiyorsam, krank 2000 tur dönmeliydi. Başlangıçta çok basitti ve ilk otomatik sarım cihazımı almak işçin gitarlarımdan birisini satmıştım. O da nispeten basitti ama bugün bile single manyetikleri sararken o makineyi kullanırım…

      Kişisel olarak aktif manyetiklerden hiç haz etmem. Fakat sizin Blackout manyetiklerinizin incelemelerini okuduğumda ve demolarını izlediğimde, benim gibi düşünenlerden bile gayet geçerli notlar aldığını görüyorum. Bu manyetiklerin hikayesi nedir?


      (Bu soruya, konuya daha vakıf olduğundan S.Duncan Firmasının yöneticilerinden Evan Skopp yanıt veriyor)Birçok sanatçı ve gitarist ile yaptığımız görüşmeler sonucunda rakip firmaların piyasadaki aktif manyetiklerinin, onların ihtiyaçlarını tam olarak karşılamadığı yönünde net bir izlenim taşıdığını gördük. Onlar sert metal türleri için gazlanmış çıkışları seviyorlardı ancak elde ettikleri ton son derece steril oluyordu veya tüm gitarları aynı sesi verir hale geliyordu. Blackoutlar ile gitaristin kendi soundunu yansıtabileceği çok daha organik sounda sahip bir manyetik tasarladık. Dahası Blackoutlar farklı ton ağaçlarına sahip gitarlarda farklı tonal tepkiler verebilen bir ürün. Üstelik Blackoutlarda farklı preamfilere giren, dengeli giriş sistematiği kullandığımızdan, ki rakiplerimizde dengesiz bir giriş sistemi vardır, dip gürültüsü yok etme konusunda daha başarılıdır. Ayrıca biz ürünün midlerini azaltmak yerine (mid scooping) dinamik alanı genişlettik, neticede Blackoutlar daha az dip gürültüsüne sahip, daha fazla bas, mid ve tiz frekanslar barındıran bir manyetik oldu. Ya da kısaca daha fazla “ton” sahibi olduğunu da söyleyebiliriz. Bu manyetikler bizim için gerçek bir başarı oldu. Bu sebeple Blackout ürün hattını genişlettik ve Blackout Metal, Blackout Single, 7 ve 8 telliler için Blackoutlar, bas gitarlar için Blackoutlar ve ilk imzalı seri Blackoutlar olan Mick Thomson (Slipknot) model EMTY modelini çıkardık. Ayrıca Ozzy Osbourne’un yeni gitaristi Gus G. De son Ozzy albümünde baştan sona blackoutlar kullandı.


      Elektrik gitar manyetiklerinin geleceği hakkında neler öngörüyorsunuz? Gelecek neler getirecek, ne gibi gelişmelerin yaşanacağını beklemeliyiz?


      Söylemesi cidden çok zor. Kullandığımız teknolojinin çoğu, epey bir süredir bizlerle. Ancak biz Blackout veya P-Rails gibi modellerimizde de görülebileceği gibi sürekli olarak yenilik peşindeyiz. Elbetteki pedal ürün grubumuzda da analog ve sayısal teknolojileri aynı pedal kutusu içinde birleştirerek, o alanda da inovasyon yaratıyoruz. Sayısal teknoloji hiçbir yere gitmeyecek lâkin manyetikleri nasıl etkileyecek, bekleyeceğiz ve göreceğiz.


      Peki bir soru da firmanız hakkında sorayım. Seymour Duncan’ın geçmişi, şu anı ve geleceğini nasıl değerlendirirsiniz?


      Biz neredeyse 35. yılını kutlayacak olan bir firmayız. Şunu söyleyebilirim ki ilk 35 yıl, müşterilerimizin ihtiyaçlarını karşılamak suretiyle büyüyerek, gelişerek geçti. İşe ilk olarak manyetiklerin yeniden sarıldığı bir atölye olarak başladık ve bir şekilde büyüyerek dünyanın önde gelen yüksek kalite, ABD yapımı manyetiklerini üreten büyük bir şirket olduk. Tüm dünyadan kaliteli gitar üreticileri ile iyi ilişkiler geliştirdik. Bir ara amfi üretimine girsek de daha sonradan bu alandan çekildik. Hatalarımızdan çok dersler çıkardık. “Antiquity” serisini sunduk ki hem görünüş, hem de sonik anlamda ilk “yaşlanmış” elektrik gitar manyetikleridir ve tüm bu relik çılgınlığını başlatmıştır. D-TAR ile akustik gitar çalanların ihtiyaçlarına da cevap olmaya başladık. Ve şimdi çok başarılı butik pedal üretim hattımız ile çok kaliteli ve uygun fiyatlı pedallar üretiyoruz. Sonraki 35 yılda ise daha da fazlası olacaktır. Yani müşterilerimize, daha iyi ton elde edebilecekleri ve daha iyi çalmalarına yardımcı olacak ürünler sunarak ihtiyaçlarına yanıt olmaya devam ediyor olacağız.

      Peki Türkiye açısından konuşalım biraz da. S.Duncan Firmasının Türkiye manyetik pazarı için stratejileri nelerdir? Şu ana kadar Türkiye’den bir sanatçı ile anlaşma durumu (endorsement) olmadı. Peki ya bu andan sonra bu konuda bir şey düşünüyor musunuz?


      Bu konuda, sanatçının nereden geldiğine aldırmaksızın sürekli olarak bir arayış içindeyiz. En ateşli sanatçılarımızdan Gus G Yunanistan’dan gelme. Bence Türkiye’nin de, Yunanistan’ın Gus’ı çıkarması gibi bir gitar kahramanı çıkarması çok müthiş olur.


      Türkiye ve Türkiye’deki gitar ortamı hakkında neler biliyorsunuz?


      Tüm ülkelerden gitaristleri ve tüm enstrumanlarla icra edilmiş müzikleri dinlemeyi çok seviyorum. Daimi favori müzisyenlerimden birisi İrlandalı bir müzisyen olan Davy Spillane’dir ve flüt çalar (uillean pipes). Birçok ülkeyi gezdim ancak henüz Türkiye’ye gelebilme imkanım olmadı. Bir gün, elbetteki, oraya gelmeyi ve gitar ortamını kendi gözlerimle görmeyi çok isterim. Belki sen bana dinlenmesi gereken Türk gitaristler hakkında bazı önerilerde bulunabilirsin?


      Gurur duyarım? Aslında bu konuda size özel bir paket yollamak en güzeli olur? Neyse bu sanatçı anlaşmaları ile alakalı bir soru var aklımda. Joe Satriani’nin başka bir firma ile anlaşmalıyken Pearly Gates gibi S.Duncan manyetiklerini de kullanmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?


      Aslına bakarsan, kayıtlarda filan bizim ürünlerimizi kullanıp da toplum karşısında başka firma ile anlaşmalı olan, daha epey müzisyen var. Joe Satriani müthiş bir gitarist. Çok yaratıcı ve inanılmaz bir zamanlama sahibi. Guitar Player dergisindeki röportajına göre, Joe harikulade albümü “Surfing with the Alien”ı üzerinde sap konumunda ’59 ve köprüsünde JB olan bir Kramer Pacer ile kaydetmiş. Yıllar sonra krom gitarlarından birisinin üzerinde yine Duncan manyetikleri ile sıklıkla görülmüşlüğü var (Not:bu gitarın adı Pearly idi. Adı neden Pearly acaba ) Duyduğuma göre bu gitar çalınmış. Gitaristlerin ekipmanlarının çalınmasından nefret ediyorum. Umarım Joe da bu gitarına bir gün tekrar kavuşur.

      Bu yıl, S.Duncan, rakip bir firmanın güçlü bir sanatçısı olan Yngwie Malmsteen’i transfer etti. Nasıl oldu bu transfer?


      Firmamız yöneticilerinden Evan Skopp, Yngwie ile birkaç yıl önce tanışmış ve arkadaş olmuşlardı. Yngwie, önceki firmasıyla iken kendi imzalı manyetiğinin tasarım aşamasına hiç dahil edilmemiş, basitçe standart tipteki bir manyetiğin, farklı bir mıknatıs seviyeli (Not:Staggered) olanıymış. Evan ve Yngwie bir ara oturup Yngwie’nin manyetiği, baştan sona kendi çalım tarzı ve son derece hassas kulaklarına hitap edecek şekilde tasarlayabileceğini tartışmışlar. Akabinde bizim Ar-Ge birimimize geldi proje ve bazı prototipler ortaya çıktı. Yngwie bu süreçlerin çoğunda işin başındaydı ve Evan ile birlikte süreci yönlendirdiler. Farklı amfi değişkenleri, farklı tarzlar, farklı çalımlar denendi… Nihayetinde ise şu an “YJM Fury” adını verdiğimiz model ortaya çıktı ve Yngwie sonuçtan bir hayli memnundu. O manyetikler şu an Fender tarafından, onun imzalı stratına da takılıyorlar. Açıkçası Yngwie’nin bizimle çalışmasından biz de çok memnunuz. Geçtiğimiz aylarda Yngwie ailesiyle Santa Barbara’daki fabrikamızda bizi ziyarete geldi ve ona bobin sarım aletinde manyetik sardırdık ki bu konuda çok heyecanlıydı. Dahası, bu manyetikleri Haiti’deki deprem felaketinin neden olduğu zararların kapanması için bir yardım kampanyası için satışa çıkardık. Bir süre önce de ben, Yngwie ile Bologna, İtalya’da aynı sahneyi paylaştık. Eminim Yngwie’nin eşinin Türk olduğunu da biliyorsunuzdur (Not:Bilmez miyiz? Ebru Solmaz Malmsteen).Ayrıca bugün onun doğum günü ve bu yüzden ona özel, Hendrix hayranı olduğu için, tweak fuzz filan gibi pedallardan, firmamızda çalışan herkesin imzaladığı bir kart ve de bir balya Ferrari çıkarmasından oluşan bir hediye paketi hazırladım. Bilirsiniz, Ferrari’lere de hayrandır.


      Çok düşüncelisiniz. Beraber çalıştığınız müzisyenlerle böylesi bir bağa sahip olmanız çok anlamlı. Neyse, şimdi gelelim bazı teknik sorulara… Öncelikle, Samaryum Kobalt veya Neodmiyum gibi nadir toprak elementlerinin alaşımları olan mıknatıs malzemeleri hakkında ne düşünüyorsunuz?


      Standart Alniko2,3,4,5,7 ve 8 dışında birşeyler kullanıldığında elbetteki daha farklı bir sound kaçınılmaz. Ancak bu tür nadir toprak elementlerinin ton kalitelerini ve tel titreşimine olan etkilerini sevmiyorum. Benim sevdiğim tonlar eski usul alnikolardan geliyor. Her türlü mıknatıslarla çok çeşitli deneyler yapıyoruz ama tekrar dönüp geldiğim yer hep alnikolar oluyor. Galiba ben de “vintaj” tip bir adamım


      Yani Ar-Ge biriminiz tam kapasite çalışıyor bu konularda?


      Elbette. Mühendislik birimimizin başındaki Kevin Beller ile farklı mıknatıslar hakkında araştırmalar yapıyoruz. Aslında şu sıralar Cunife mıknatısları üzerinde çalışıyorduk. Farklı tipteki mıknatıslar, değişik enerjiler ve çıkışlar ortaya koyuyor. Daha güçlü olan mıknatıslar daha köşeli ve çıkışa sahip, daha tiz manyetiklere vesile oluyor. Benim sevdiklerim ise daha zayıf mıknatıslar ile daha hassas tuşeye sahip, yumuşak tonlar…


      Saçılımlı/Dağınık sarım (Scatter Winding) veya el sarımları… Bir manyetiğin el sarımı (saçılımlı sarımlı) olması veya olmaması neyi, nasıl değiştirir?


      Her birinde farklı olarak ortaya çıkabilecek nadide ton ve karakterinden dolayı bu tür sarımlı manyetikleri çok seviyorum. Bu şekilde tonun ve icracının da bir parçası olabildiğimi düşünürüm. Birisinin sizin ellerinizle yaptığınız bir ürünü kullanması çok havalı bir şey. Bu el sarımlı veya saçınımlı sarımlı manyetikleri, ayrıca Fender’in geçmişteki bir geleneği olduğu için ayrıca seviyorum. Eski Amerikan Kızılderililerinin okbaşlarını topluyorum ve onları bir tarlada filan bulduğumda hissettiklerim de böyle şeyler. O ok başının yapıldığı zamanı, yapan kişiyi düşünürüm hep. Veya eski bir gitar çaldığımda da buna benzer şeyleri, onu yapan kişinin nasıl güzel tonları olan bir şey ortaya çıkarmak için çabaladığını düşünürüm. Ancak humbuckerlarda otomasyon en iyi kalitenin eldesi için biraz daha önemli. Onlarda bobinler elde sarılırsa ve uyumsuz sarılırsa dip ses yok edici özellikleri azalabiliyor. Ki bugüne dek birbirleriyle tıpatıp aynı değerde sarılmış iki tane manyetik görmedim.

      Manyetik değiştirmeyi düşünen insanlar için ne gibi önerilerde bulunabilirsiniz?


      Bir gitarda belli bir sese sahip olan bir manyetik, farklı malzemelerden yapılmış başka bir gitarda çok daha farklı bir sonuç ortaya çıkarır. Çalgının ağırlığı, potansiyometrelerin tolerans sınırları ve değerleri sonucu değiştiren etmenlerin bazıları. Bazen kulağınıza en iyi gelen tonu elde etmek konusunda lotoyu tek atımda tutturabiliyorsunuz. Bazen ise olmayabiliyor. En mantıklısı enstrumanınızı iyi tanımak, sevdiğiniz gitaristleri ve çalgı yapımcılarını takip ederek deneyler yapmak.


      Ben sorularımın sonuna geldim Bay Duncan. Sizle röportaj yapmak gerçek bir onur ve keyifti. Gitarizm Köşesi okurları için eklemek veya bahsetmek istediğiniz şeyler varsa, o yer burası...


      Türk müzisyenlerle manyetiklerden, ekipmanlardan vs. konuşmak benim için de büyük bir onur. Buna vesile olduğun için sana da Teşekkürler Barış. Benim için manyetik yapmak, bir gitaristin, diğerlerinin de ulaşmak isteyecekleri tonlara kavuşmasına yardımcı olabilmek için bir yol. Bu yolda, umarım bir gün Türkiye’de görüşebiliriz. Ve unutmayın, gelecekteki Jeff Beck, Yngwie Malmsteen veya Eddie Van Halen sizler olacaksınız ;) Bol şans…

      http://gitarizm-tr.blogspot.com/

    gitarpedal