Ditto 2x
    • Rob Balducci Özel Röportajı

      http://danherron.files.wordpress.com...cci-ibanez.jpg

      Plak şirketince;

      Having played guitar for the past 24 years, the Queens, New York bred musician spent years dedicated to mastering his instrument. These well-spent years of woodshedding, and perfecting his technique would pay off handsomely. In 1990, Balducci would go on to win a local contest sponsored by Guitar For The Practicing Musician proclaiming him New York's best guitarist. Balducci also furthered his six-string education, earning a degree in music performance and theory from CW Post.

      Balducci's previous two guitar instrumental albums, his debut CD, 1995's BALANCE and 2002's MANTRA, both reaped unanimous praise from press and guitar enthusiasts alike heralding this promising new talent. His stellar guitar stylings can also be heard on "Rewired: A Tribute To Jeff Beck," "Crushing Days: A Tribute To Joe Satriani" and a forthcoming salute to Carlos Santana.

      A native of New York, Balducci's music is drenched in layers of sonic colors, each representing a tangible emotion, desire, depth, feeling, thought and mood. "There's this cliche that instrumental guitar music has gotten to be too much of a vehicle for soloing and showing off technique. That's completely the opposite of what I'm trying to do. My music is really like vocal songs with the guitar taking place of the vocal. I'm going for musical and emotional songs that have meaning."
      Şeklinde anılıyor kendisi.

      Gelelim röportaja...

      http://2.bp.blogspot.com/_tNu78SMKH6...ducci+pic1.jpg

      Merhabalar Rob. Şu an Gitardaki Sarmaşıktayız. İyi olduğunu umarak, senden son haberlerle muhabbetimize başlayalım, ne dersin?

      Çok iyiyim Barış. Grubumla beraber yeni müzikler yazmakla oldukça yoğunuz. Bu röportaj için sana çok teşekkür ederim.

      Lafı mı olur? Yakın gelecekte Dave Weiner ile mütevazi bir turne söz konusu idi. Bundan biraz bahseder misin?

      İlk önce ikimizde birbirimizden ayrı olarak sahne alıyorduk. Önce ben ve sonra Dave. Ardından ise beraber çaldığımız bölüm başlıyordu.

      Bu beraber çaldığınız bölümde neler icra ediyordunuz?

      Birçok şarkıdan potporiler halinde çalıyorduk, Baba O Reily ( The Who), Whole Lotta Love ve The Lemon Song ( Led Zep), Carry on my wayward son ( Kansas)... Ayrıca iki şarkıyı ise tamamen çalıyorduk. Ben Richie Kotzen'den Losin My Mind'ı seçtim, Dave ise Robben Ford şarkısı olan Rugged Road'u. Dave harika bir müzisyen ve kendi adıma çok hoşlandığımı belirtmeliyim. Müzik ve gitar için oradaydık. İkimizde aynı tutkuyu taşıyor ve bu tutkuyu heryere yaymayı istiyorduk

      Daha önce de Richie Kotzen gibi müzisyenlerle beraber turlamıştın. Bu diğer müzisyenlerle turnelerin nasıl gelişti?

      Şu bir gerçek ki Cornford amfileri ile anlaşmalı olmaktan gurur duyuyorum ve Richie'de onların sadık bir sanatçısı. Richie ile Paul Cornford vasıtasıyla tanıştım ve İngiltere'de turne işini ayarlayan Paul oldu. Richie'ye ve müziğine hayrandım ve onunla turladığım için çok mutluyum. Ayrıca artık Richie ile iyi arkadaşız ve arada görüşüyoruz. Onunla en son L.A.'da NAMM (bu amerikanın en büyük müzik fuarlarından birisi) zamanlarında beraber çaldık ve aslında 2007 için belki yeni bir şeyler planlarız.

      Biraz son albümün "Color of Light" dan bahsetmek istiyorum. Genelde birçok grubun en önemli albümleri üçüncü albümleridir. İşte Kara Sabahattin, Iron Maiden, Satriani vs. Bunun senin için de aynen geçerli olduğunu düşünüyorum. C.o.L. önceki çalışmalarından daha ileri düzeyde. Bunu nasıl değerlendiriyorsun?

      Evet, üçüncü albümlerin önemli bir rol oynadıkları konusunda hemfikirim. Ancak benim durumumda her albüm bir diğeri kadar önemli. Şu an C.o.L.'ın en iyi albümüm olduğunu söyleyebilirim. Zira her albümle şarkı yazabilme yetim daha da iyiye gidiyor. Şuna yürekten inanıyorum ki, her albümle farklı tadlar yakalıyorum ve onlar öncekilerin tekrarı olmuyorlar. Ayrıca albümlerimin hiçbirisinde sadece yer doldursun diye konmuş "dolgu" şarkıları olmamasından ve herbirinin diğerleri kadar anlamlı ve değerli olmasından da gurur duyuyorum.

      http://www.prosoundcommunications.co...obBalducci.jpg

      Peki C.o.L. albümünü kendi kelimelerinle nasıl tanımlarsın?

      C.o.L. farklı duyguların albümüdür. Dinleyenini bir yolculuğa çıkardığını düşünüyorum. Üstelik bu yolculuğu sevmek için illa sözsüz müzik hayranı olmak da gerekmiyor. Hedeflediğim şeyi bu albümle başardım ve bu hedef iyi şarkılar yazmaktı, gerçekten hissettiğim şarkıları yazmaktı, dinleyenlerin, sonrasında anımsayacakları, hissettiğim şarkılar yazmaktı. Ayrıca şarkılarımın, insanlara doğrudan, hangi duygularına hitap ediyorsa hüzün, öfke, mutluluk vs. öyle hissetmelerini istedim.

      C.o.L. içindeki notlara dikkat ettiğimizde farklı sanat dallarına da atıflar görüyoruz. Kapak çalışmalarında Picasso tablolarına, "of the earth(-a vampire story)" adlı şarkında yazar Anna Rice'ın romanlarına mesela. Sanatın ne kadar içindesin?

      Birbirinden farklı bir çok şeyin içindeyim aslında ve sanat da bunların birisi. Okumaktan ve film izlemekten çok keyif alıyorum ve bir kitap okurken, sergide bir resim gördüğümde veya bir film izlerken de müzik için bazı fikirler edinme eğilimi içinde oluyorum. CD'deki her şarkı benim için özeldir ve salt sanattan da ziyade hayatımdaki bir şeylere göndermeler taşır. Bu şarkı ise Anne Rice'ın okuduğum, "Vampirle Görüşme" adlı kitabındaki ana karakter olan vampir Lestat hakkındadır. Şarkı, sevecek birisini arayan, sahip olamayacağı türden bir sevgiye ulaşmayı deneyen birini anlatır. Lestat için bu hiç bitmeyecek bir maceraydı ve biz insanlar olarak da, böyle bir arayış içinde olduğumuz inancındayım.

      http://www.gitarpedal.net/images/stories/rop/RB_1.jpg

      Albümde en sevdiğim şarkı, önceki yıllarda NAMM kayıtlarından vakıf olduğum "Empress" oldu ve bu şarkı için tebrik etmeme izin ver lütfen Bu şarkının arkasındaki hikaye nedir? Nasıl doğdu bu şarkı?

      İnce sözlerin için teşekkür ederim, sevmene çok sevindim. Empress, benim de en sevdiklerimdendir ve konserlerde de çok iyi tepkiler alır. Bu şarkıyı eşim Carina için yazdım. Empress (imparatoriçe) bir tarot kartıdır ve şarkının anlamı da budur;(Rob burada şiir babında takıldı. Çeviriden mucize beklemeyin,şiir otoritesi sayılmam ) En üst dişi enerjiyi hissetmek, eşim olarak taçlanmış olan için. O ki, her birimizin ruhuna ve yaradılışının tümüne dokunan, kendi tutkusunda eriyip, kendi nefesinden beslenen...

      http://www.youtube.com/watch?v=0cwbQBkKR6Q

      Ciree3 şarkısını düşünerek...(burada sorudan evvel davranıyor Rob)

      O şarkı Avustralya’da yaşayan yakın bir arkadaşıma yazıldı. Ciree3, onun acil mesaj adıdır. Hayatın zor yollarında yardımlarıyla beni doğru yolda tutmuştur. İnanıyorum ki, hepimiz hayatımızda doğru yolumuzu bulmaya ihtiyaç duyarız, bizi mutlu edecek ve ait olduğumuz bir yola...

      (aslında soru önceki ile bunun bileşimi idi )Rave, TripHop ve elektronik müzikler hakkındaki düşünceni öğrenmek istiyorum.(zira "Ciree3" elektronik altyapılı bir şarkı)

      C.o.L. albümünde,remikslerle uğraşan bir arkadaşımın hazırladığı elektronik türde bonus şarkılar var. İlginç olabileceğini düşünmüştüm. Farklı tarzlarda müzik dinlemeyi seviyorum. Bence, her tür için yer var.

      http://www.gitarpedal.net/images/stories/rop/RB_2.jpg

      Tüm diskografin enstrümantal. Kotzen'in, Satriani'nin veya Vai'in yaptığı gibi senden de vokalli şarkılar duyacak mıyız bir gün?

      Hmm, pekala, şarkılarımı böyle yapıyorum çünkü içimden öyle geliyorlar ve hissettiğim şey bu. Gelecek ne getirir emin olamayız, fakat belki gelecekte öyle bir hissiyat söz konusu olur ki birkaç şarkı söyleyebilirim. Ancak belirttiğim gibi o duygunun beni yakalayana kadar beklemeliyim.

      Peki, Enstrümantal Shred albümleri hakkındaki fikirlerin nelerdir?

      Türü ne olursa olsun, iyi müziğin hastasıyımdır. Bir gitarist olarak, elbette, bu tür gitar albümlerinin fanıyım. Paul Gibert'ı mesela çok severim, büyük hayranıyımdır ve hem solo albümlerini hem de Racer X albümlerini çok severim. Bugün bile kimse onun eline su dökemez

      Andy Sneap, Steve Vai veya Steven Wilson gibi farklı ve tanınmış yapımcılarla çalışmış olmanın müziğine ve sounduna çok şeyler getirebileceğini düşünüyorum. Ne dersin?

      Aslında ilk iki albümümde tanınmış bir yapımcı olan Ben Fowler ile çalıştık. Fakat C.o.L. albümünde yardımcı yapımcılığı, basçım Ethan Meixsell ile yaptık. Yapımcılara karşı değilim.Ancak eğer tanınmış bir yapımcı ile çalışacak olsaydım, mutlaka bu çevrenin dışından birisi olurdu, ünlü gitar albümlerinin yapımcılarından biri değil. Bu şekilde ulaşacağımız şeyler yeni ve heyecan verici olabilirdi.

      http://www.youtube.com/watch?v=r8rKjj5E8ew

      Sınırsız bir prodüksiyon bütçesine sahip olsaydın, hangi müzisyenler ve yapımcılarla çalışmak isterdin, albümü nerede kaydederdin?

      Eğer böyle bir bütçem olsaydı, elbette her istediğimi yapardım Bir kere, ilk CDmi ve ikinci CDmin bir kısmını kaydettiğim Avatar stüdyolarında kaydederdim. Yapımcı olarak da Rick Rubin veya Peter Gabriel (not:mükemmel tercihler) çalışırdım. Hmmm... Davulların Deen Castranova, basların ise Dave LaRue tarafından çalınmasını isterdim. Aslında John Paul Jones da olurdu baslar için. Konuk sanatçı olarak da Richie Kotzen'i, gitar çalması veya belki bir de şarkı söylemesi için çağırırdım. Paul Gilbert da konuk sanatçı olarak harika olurdu...Ve... Jeff Beck.(not:cidden güzel tercihler)

      Tipik bir Balducci şarkısındaki doğaçlama oranı nedir?

      Dürüstçe ifade etmeliyim ki C.o.L. albümündeki soloların hepsi doğaçlamaydı. Bunu çok heyecan verici buluyorum. Konserlerde ise aynı soloyu iki kez çalmama eğiliminde oluyorum ve doğaçlayabilmek için açık noktalar koyuyorum.Bunun tek kötü tarafı bazen tam havanda oluyorsun, bazen de olmuyorsun ...

      Bu günlerde, aslında epeydir, enstrümantal albümler revaçta değil. Albüm yayımlamak, dahası pazarlamak ve satmak çok güç. Profesyonel bir müzisyen olarak bunun büyük bir risk olduğunu düşünüyor musun?

      Evet, gerçekten de büyük bir risk, hem de hafife alınmayacak cinsten. Eğer bu işe parası için başlamış olsaydım, uzun süre önce bırakırdım. Ben, sanat ve gitara ve müziğime duyduğum tutku için buradayım. Yolum budur benim, çünkü hissettiğim şey bu tam olarak. Bu müziği yayımlamak, konserler vermek ve onu yaşatmak zor. Herkese önerdiğim bir şey değil...

      Kısa bir süreden beridir çalmıyorsun. Diğer bazı gruplarla beraber bir dünya turu gibi bir şeylerin zamanı gelmedi mi sence? Eric Sardinas, bunu Vai ile yaptı ve bence sen de yapabilirsin. Kendini böyle bir tura hazır hissediyor musun?

      Evet, kendimi gerçekten hazır hissediyorum. Elbette bunun için imkan verilmeli. G3 için mesela, açılış yapmayı isterdim, sadece sormaları yeter Evet hazırım ve yapabilirim. Büyük bir turneye çıkmayı isterdim, tek başıma o iş biraz zor ama daha tanınmış ve bana o şansı verebilecek birileriyle olabilirdi.

      Biraz da gitarlardan ve onları çalışından bahsedelim. Senin tarzını basitçe Vai çalan Satriani şeklinde özetliyorum. Satriani gibi akılda kalıcı ve melodik, Vai kadar güçlü ve komplike. Sen kendi tarzını nasıl betimlersin?

      Herkesin, herşeyleri birileriyle veya birşeylerle karşılaştırmasını biraz komik buluyorum. Birilerinin "bu işi Vai veya Satch gibi yaptın" gibi demeleri bir iltifat. Ancak bu olay "ikisi de sözsüz gitar, o halde hemen birileriyle kıyaslamalısın" şeklinde olduğunda çok şık olmuyor. Benim müziğim ikisininkinden de farklı ve kendime ait bir şarkı yazma tarzım var. Bu tıpkı "tüm klasik müzik bestecileri aynıdır ve benzer tınlar" demek gibi. Ben kendi müziğimi insanın ruhunu okşayan ve hislerini besleyen, çok melodik bir müzik olarak tanımlıyorum. (not:İyi de Rob, ben Vai veya Satriani klonusun mu dedim, bence Rob'u onu hiç bilmeyen birine anlatmanın en iyi yolu da benim bahsettiğim şekil.)

      http://www.youtube.com/watch?v=uIxyQud5eyA

      Pekala. Harika gitarların var.Özellikle kırmızı ibanez RBM1 gitarın tamamiyle göz kamaştırıcı ve harika da sesi var. İbanezle nasıl anlaştın? Bu işler nasıl yürüyor ve hangi gitaristle anlaşılacağına kim karar veriyor? Bu soruları soruyorum çünkü bu satırları okuyanlar arasında da eminim bir gün kendi imzalı ibanezlerine ulaşmanın hayalini kuranlar vardır ;)

      Ben, ibanez ve diğer firmalar tarafından desteklendiğim için çok şanslıyım. Onlarla anlaşmalı olmasaydım bile, yine onları kullanıyor olurdum. Ayrıca ibanezin bu desteği benim için bir hayalin gerçekleşmesiydi. İbanezle 10 yılı aşkın bir süredir çalışıyoruz. Bu süreç ise o zamanlar demolarımı yollamam ile başladı. Kimin karar verdiğini bilmiyorum, sanatçı ilişkileri bölümünde bu iş ile uğraşanlar var. Eğer ibanez.com'dan bakacak olursan daha ayrıntılı bilgilere de ulaşabilirsin. (Not:evet SSS bölümünde bununla ilgili bir bölüm var)

      Çeşitli gitarların var. Bunlardan konserlerde ve kayıtlarda nasıl yararlanıyorsun?

      İbanezlerden oluşan güzel bir koleksiyonum var. Kendi imzalı gitarlarım ve birkaç da vintaj ibanez gitar. L.A'daki özel üretim dükkanına gittiğimde farklı ağaçları olan gitarları deneme eğiliminde oluyorum genelde. Bu sebeple bir ıhlamur ağacı, bir maun, bir kızılağaç gitarım var. Bir tanede 7 tellim. Belirli şarkılarda belirli gitarları kullanıyorum. Bu nasıl bir tını aradığıma bağlı. Ancak konserlerde olay biraz daha farklı. Genelde senin de bahsettiğin ve benim de gözdem olan kırmızı "Libra" gitarımı kullanıyorum. Ayrıca onun harika bir yeşil versiyonunu da kullanıyorum. Sahnede asıl dikkat ettiğim şey rahatlık.

      http://www.ibanezregister.com/images...4-1446_IMG.JPG

      Haklısın. Neyse, sana bir de genel müzik zevkin hakkında sorum var. Progresif rock sever misin? ;)

      Oldukça severim. Mesela Dream Theater, Tool, orjinal üstatlar RUSH... Ayrıca Porcupine Tree...

      Satriani, Vai, Pitrelli, Petrucci, John Patitucci, Zappa, Balducci... Alayının bir İtalyan kökeni var. Bunun arkasında harika müzisyen olmayla ilgili bir sır mı var yoksa;) Eğer işe yarıyorsa adıma şöyle italyanvari bir hava versem

      hahhaha Gerçekten çok geyik bir şey bu. İnsanlar bazen buna parmak basıyorlar. Açıkçası emin değilim, belki de makarna yemekle alakalıdır. (Not:Öyle olaydı, Satriani'nin eline verirdim gitarı zira hem güzel makarna yaparım, hem de güzel yerim!)

      Müziğinin bambaşka hayatlarda, bambaşka ülkelerde bilinmesi, sevilmesi nasıl bir duygu? Ya, en basitinden bu röportaj Türkiye'den biri tarafından yapılıyor. Sana ÇOK uzak bir yerden. Burada da tanındığını biliyor muydun?

      Seninle bu ortamda buluşmak ve bu röportajı yapmak, inan bana hem büyük bir onur hem de çok özel bir şey. Türkiye'de ne kadar bilindiğimin pek farkında değildim fakat orada da müziğimi sevenlerin olduğunu duymak çok güzel. Hepsine destekleri için teşekkür ediyorum. İmkanım oldukça farklı ülkeleri gezmeyi, yeni fanlarla tanışmayı çok seviyorum. Japonya ve İngiltere'ye müziğimi seven insanlarla tanışmaya gittim. Birgün Türkiye'yi de ziyaret etmek ve oradaki fanlarıma çalmayı çok isterim.

      Şarkıların ölümsüzken, onları yapan senin fani olman nasıl hissettiriyor?

      Eğer müziğim, sadece bir kişiye bile ulaşabiliyor, yüzünde bir gülücük oluşturabiliyor ve onun ruhuna hitap edebiliyorsa, ben hayattaki görevimi tamamlamışım demektir. İşte bu müziğin armağanı...

      Evet Rob, sona geldik. Son sözlerini rica edebilirim artık...

      Sana ve okurlarınıza, müziğime olan ilginizden ve verdiğiniz, düşüncelerimi paylaşabilme imkanından dolayı çok teşekkür ediyorum. Lütfen bana sitemden ulaşmak konusunda da rahat olun. Herkese mümkün yapabildiğim ölçüde çabuk cevap yazıyorum. www.robbalducci.com adresim, güncellemelere dikkat edin ve forumlara da şimdiden hoş geldiniz diyeyim ;)

      Bizde sana çok teşekkür ederiz Rob. Kendine iyi bak...

      http://gitarizm-tr.blogspot.com/

      Not:Bu röportaj, Barış ŞAHİN tarafından Yuxexes Dergisi için yapılmış ve 2006 Aralık sayısında yayımlanmıştır. İzin alınmadan kullanılması ve/veya kaynak gösterilmeden herhangi bir bölümünün alınarak kopyalanması ahlaki ve yasalar açısından söz konusu değildir.

    gitarpedal